Temsilde hata

Abone Ol

Şiirde temsil kabiliyeti diye bir tamlama kime ne

çağrıştırır bilmem, fakat ben şu son üç beş gün içinde iki ayrı ortamda bu

muhabbetin muhatabı olarak buluverdim kendimi.

Tabii her ne kadar şiirde temsil kabiliyeti desek de

burada söz konusu olan şairin temsilciliğidir. Şiirin faili şair olduğuna göre,

şiiriyle herhangi bir kurumu temsil etmeye ne kadar müstahaktır.  Bir sentez yapıp şöyle de diyebiliriz, şair

ve şiiri bu kabiliyeti ne kadar taşımaktadırlar; sorun budur.

Burada temsil edilecek kurumun tüzel kişiliği de mühim

bir hamle unsuru olarak zihinde tutulmalıdır. Öyle ya, şair mensup olduğu bir

zihniyetin sürdürücüsü olarak temsilcilik etiketini göğsünde taşıyacaksa

sorundan bahsedemeyiz. Örneğin nemelazımcı müteşairler güruhunun tertip ettiği

bir şiir sempozyumuna nemelazımcı bir müteşairin iştirak etmesinde ne sakınca

olabilir Sorun aksi bir durumda çıkar, çelişkili bir pozisyonda

Peki, bir şairin millî takım oyuncusu olarak başka bir

ülkede temsilci rolünü üstlenmesi sorunu nasıl halledilecek

İşte benim muhatabı olduğum iki ayrı ortam bu sorunu

bağrında taşıyordu.

İlki, Bursa da bir kültürel etkinlik süreci içinde vuku

buldu. İki şair arkadaşın, Celal Fedai ile Ömer Erdem in TYB Bursa Şubesi

tarafından Emir Buhari Kültür Merkezi nde gerçekleştirilen programları

sırasında

Modern Zamanlarda Yeni Şiirin Sesi başlıklı söyleşi

programının ikinci konuşmacısı olan Ömer Erdem, muhtemelen bir durum tespiti

yapmak amacıyla bir ara sözü önümüzdeki günlerde Londra da gerçekleştirilecek

olan kitap fuarına ve o fuarın onur konuğu olarak Türkiye nin şiirde nasıl

temsil edileceğine getirdi. Biz hangi şiirle temsil edileceğiz, İngilizlere

şiir olarak ne sunacağız gibi bir soruyu gündeme getiren Ömer Erdem, bu tür

bir organizasyona hazırlıksızlığın yanı sıra, şiirimizin görece zayıflığından

da endişe eder gibiydi. Bu endişeyi hissedince, şunu düşünmeden edemezdi kimse:

Londra Kitap Fuarı na hangi şairler davet edildi Çağın merkezî (millî) şiirini

kimler oluşturuyor Bu oluşumun temsil kabiliyeti ile bütün bir Türkçe şiir ne

oranda örtüşüyor

Bu noktada ister istemez benzeri geçmiş etkinliklere

bakıyorsunuz. Mesela Frankfurt Kitap Fuarı nda nasıldı durum Sahi, nasıldı

Şiirimizi kimler temsil etmişti Oradan geriye turistik seyahatlerden başka neler

kaldı

Tabi önyargılı da olmayalım. Bursa da konuşan diğer şair

arkadaşımız Celal Fedai gibi düşünüp, bugünkü şiirimizin dünya şiirine göre

önde bir yerlerde olduğunu düşünelim. Dolayısıyla Londra da şiirsel bir zafer elde edeceğimiz ümidi ile en azından

sürecin tamamlanmasını bekleyelim

Böyle bir bekleme modu içerisindeyken şiirsel temsiliyet

bağlamlı ikinci muhabbetin muhatabı oluverdim. Bu kez internet ortamında

gelişiyordu muhabbet. Şair Metin Cengiz in paylaşıma sunduğu bir haberdi

muharrik unsur. Cengiz, Fransa da yayın yapan 02 Radio nun filanca saatte

Türk şiiri üzerinde duracağını, birkaç başka isimle birlikte, Özdemir İnce,

Ataol Behramoğlu, Metin Cengiz gibi mütercim (üstelik çoğu Fransızca çevirmeni)

şairlerin metinlerinden örneklerin sunulacağını duyuruyordu. Birazı latife

olsun diye, birazı da anılan şairlerin edebî mensubiyetleri hususunca, Türk

Şiiri ni tam anlamıyla temsil edemeyecekleri (ulusal ozan olamayacakları)

fikrini ileri sürdüm. Doğrusu ciddi bir işten bahsediliyor zannımın da

etkisinde kalmıştım. Yahut şöyle diyelim, Metin Cengiz ciddi bir işten

bahsettiğini zannediyordu. Dolayısıyla, Metin Cengiz ile -en azından- sanal

âlemde var olduğunu düşündüğüm muhabbetimiz birden bire noktalanma derecesine

geliverdi. Ta ki adı geçen radyoyu ve programı internet üzerinden dinleyinceye

kadar sürdü bu stres

Evet, ortada berbat bir hâl vardı. Anadolu nun bağrından

Fransa nın Bordeaux şehrine taşınan ve orada hasbelkader bir radyoda pozisyon

yakalayan birkaç delikanlı, birkaç saatliğine Türkçe program yapmaktaydı. İşte

bu yiğitler, Türkiye de öğrenim gören ve Türkçe yi söken bir Fransız kızını

canlı yayın konuğu olarak ağırlamaktaydılar. Muhtemelen Türkiye de bulunduğu

yıllarda -Türkçe öğrenirken- okutman hocalarından öğrendiği yahut bir şekilde

yakınlarında bulunma şansı yakaladığı mütercim şairlerden bahsedecekti Fransız

hanımefendi. Birer de şiir takdim edecekti Allah bilir, ama bu şans verilmedi

kendisine. Üstte bahsedilen isimleri şöyle birkaç cümle ile anabildi, o kadar!

Metin Cengiz den bu maceralı radyo programı haberini

aldığımda -çoğu mütercim şair olan isimleri okuduğumda- Fransızlara acıdığımı

söyleyivermiştim. Ağır bir cümle olarak algılanabilirdi bu. Öyle de oldu. Bir

Anadolu taşrasından Fransızların keyfine de karışamazdım ya!

Fransızların keyfine sahiden de karışamadım. Çünkü söz

konusu programda Ankaralı Turgut dinleme şansı bulduk ama Türk şiiri nden

herhangi bir temsilci dinleme fırsatı bulamadık.

Kim bilir, belki de hak yerini böyle buldu. Ya da şöyle

mi diyelim: Temsil hata kabul etmiyor! Londra Kitap Fuarı nda da Türk şiiri

adına benzeri bir temsilî hata işlenmez umarım!