Temiz toplum, temiz siyasi adres!..

Abone Ol

Siyaseti fikirler ve projelerin yarışma alanı olmaktan çıkartıp, kasetlerin, ses kayıtlarının yarıştığı bir alan haline getirirseniz toplumdan şikâyet etmeye hakkınız olmaz. Bunun tersi de doğrudur. Bir toplum siyasi partilerin ortaya koydukları projeler yerine laf yarışına, merdiven altlarında hazırlanan, rakiplerini birtakım şantajlarla yenmeyi hedefleyenlere itibar ediyor, bunların sahiplerini cezalandırmıyorsa sanıyorum o toplumda temiz siyaset beklemek de yanlış olur. Kısacası temiz toplum ile temiz siyaset birlikte düşünülebilir. Kirli siyasetin hâkim olduğu bir toplumda sorumluların yakasına seçim sandığında millet yapışmıyor da, kim daha fazla bağırmış, kim rakibine daha fazla hakaret etmiş ise sandıktan onlar çıkmış ise hemen belirtelim ki, balık baştan kokmuş demektir. Seçim atmosferine girildiği bir dönemde ortada uçuşan iddialar, birtakım ses kayıtları karşısında bu toplumun bir ferdi olarak üzülüyor, hatta bu kirliliğin sorumlularından biri olmama rağmen utanıyorum. Benim insanım bunları hak etmiyor diye düşünüyorum. Bunun da ötesinde ne adına olursa olsun insanların özeline girilmesini, yatak odalarına kadar uzanan bir röntgenciliğin mücadele aracı haline getirilmesini de tiksinerek zorunlu olarak izliyoruz. Gündeme gelen karşılıklı iddiaların doğru ya da yanlışlığını belirlemek benim görevim değil. Çünkü bu konunun belgeleri bizde olmadığına göre, en kısa zamanda ortada uçuşan iddiaların doğru ya da yanlışlığının belirlenmesi yargının işidir. Ama denirse ki yargının bir bölümü de bu kirli oyunun içinde rol alıyor, o zaman bilinmelidir ki balık baştan kokmuştur. Bu karmaşa sürdükçe herkesin aklına geleni söylediği bir ortamda toplumu en çok kim yanına çekerse o itibar görecek demektir. O zaman da milletin önüne seçim sandığı konularak millet iradesinin tecelli etmesini istemek ve beklemek doğru olabilir mi Toplumun büyük bir bölümü bu noktada birleştiğinde ise sistemin adını demokrasi olarak koymak doğru olmaz.

Böyle bir sistemin adı olsa olsa demokrasi oyunu olur. O zaman da toplum yeni arayışlara sürüklenir. Böyle bir durum en başta siyasi partilerin bastıkları dalın ayaklarının altından kaymakta olduğu anlamına gelir. Buna da partilerin hakkı yoktur. Gerçekten hem siyasi partiler hem de millet olarak demokrasiye inanılıyorsa öncelikli olarak partilerin seçim kampanyasını çirkinlik yarışı olmaktan kurtarıp bir projeler yarışına dönüştürmeleri gerekiyor.

Kısacası hedef; temiz toplum, temiz siyaset olmalıdır. Hedef bu olduğunda cemaat-AK Parti arasında süren, giderek daha da çirkinleşen kavga sonucu ortaya atılan birtakım belge ve kayıtlara tartışmanın tarafı olmayan partilerin itibar etmemesi, ortalığa saçılan çirkinliklerden medet ummamaları gerekir. Ortaya atılan birtakım iddia ve kayıtların doğruluğu kesin olarak ispat edilmeden bunlara sarılmak siyaseti kirletiyor. Ülkemizde yıllardan beri sürüp gelen yargısız infaz hastalığı aynen devam ediyor. Toplumun her ferdi ve özellikle siyasi partilerin yetkilileri kendilerini yargının yerine koymayı sürdürüyorlar. Peki, kim haklı kim haksız bunu kim belirleyecek Siyasiler belirleyecekse yargıya ne gerek var

Önemli bir seçimin arifesinde bulunuyoruz ve mahalli idareleri yönetecekleri belirleyeceğiz Millet seçimini neye göre yapacak Adayların projelerine göre yapacaksa ortada projeden çok birtakım iddialar dolaşıyor. Bu arada elbette projeleri ile milletin karşısına çıkıp oy isteyen adaylar da var. Saadet Partisi adaylarından dinleyebildiklerimin hemen hepsi seçimlere ciddi bir hazırlık yapmış, projelerini hazırlamış milletten oy istiyorlar. Bunu yaparken diğerleri gibi bağırarak milleti gürültüye getirmenin peşinde de koşmuyorlar. Ama onların sesini özellikle medya millete ulaştırmamak için elinden geleni yapıyor, milletin temiz toplum ve temiz siyaset için adresin SAADET PARTİSİ olduğunu görmesi engellenmeye çalışılıyor. Bu sebeple Saadet Partisi adaylarının ve bu partiye gönül verenlerin diğerlerine göre çok daha fazla çalışması gerekiyor.