Televizyon haramdır! Teknoloji helaldir!

Abone Ol

Evimizi ele geçirdiler. Artık şarkıya da, kalbimize de dönemiyoruz. Kuşlar Hollywood senaristlerinden istek parça alıyor. Güneşi Batı’dan doğurma çabamız sürüyor.

Gerçeklerden uzak senaryolar ile zihinlerimizi uyuşturuyorlar. Sabahtan akşama kadar; fitne fesadın durmadığı, Batı’dan devşirme senaryolarla çıplaklığın, zinanın, yasak aşk adı altında namussuzluğun meşrulaştırıldığı, maddeci konformist hayatlara özendirilen, bankacılığın, borsacılığın, kumarbazlığın, uyuşturucu ticaretinin, haramzadeliğin evlerimize konuk olduğu dizi filmler izliyoruz. Zamanımızı çalmak, daha fazla para kazanmak adına kırk farklı yarışma formatı geliştirdiler. Geliştirmeye devam ediyorlar. Yemek yarışmaları, spor yarışmaları, bilgi yarışmaları… İşin ilginç tarafı, bunların bir tanesi mahremiyet sınırlarına uygun değil. Laik devletin laik medya ahlakı…

Suni bunalımlara sürüklüyorlar. Ortaokul, lise, üniversite düzeyindeki evlatlarımız izledikleri dizi filmlerin ruh haline bürünüyorlar. Dünyevi kaygılar esir alıyor ruhlarını… Örneğin, bu dizi filmlerin dünya üzerindeki kapitalist nizam ile mücadele etmek gibi bir derdi yok. Dünya üzerindeki lüksün, şatafatın, eğlence kültürünün tanıtımını üstleniyorlar. Hayatları boyunca sadece yemek, içmek ve üremek üzerine kafası çalışan oyuncuların hayatlarını idol olarak sunuyorlar evlatlarımıza... O ahlaksız başrol profili evlatlarımızı ardından sürüklüyor. Biraz da atletik bir fiziğe sahipse tamamdır. Hele bir de lüks bir araba varsa tadından yenmez. Yahya Sinvar kimmiş…

Ahlakımızı, giyim kuşamımızı, ilgi alanlarımızı, hayatımızı sapkın televizyon dizilerine göre tasarlıyoruz. Haber spikerleri magazin programı tadında sunuyor ölümlerimizi… Süslü, anadan üryan ve ruhsuz… Reklamlar dahi misyonerlerin cirit attığı mecralar… Yahudi firmalarının kültürümüzü ticaret malzemesi olarak kullanmasını filan geçtim… Sözde bizim yerli firmalarımızda kullanıyor artık tarihimizi, örfümüzü, âdetimizi… Ertuğrul Gazi ev satıyor, Osman Bey arazi… Reklam filmlerinde dahi yer yer alan müstehcenlik oranı her geçen gün sınırları zorluyor. Tekerlek reklamında kadın oyuncunun ne işi var? Bir ağda bandı reklamını ailecek izlemek neden bu kadar normalleşti arkadaş! Şampuan reklamı çekmek adına, biz niye insanların banyo halini izliyoruz? Batı’nın ahlaksız zihniyeti, İslam’ın gözünden sakındığı hanım profilini, evlatlarımızı meta olarak kullanıyor.  Her fırsatta… Sonuç Arap hanımzadelerini Trump’a karşılama merasimi olarak sunan sapkın zihniyet…

 

Televizyon denen Allah’ın belası mecranın derdi bitmez. Mesela siyaset, politika ve gündem değerlendirme adı altında fitne saçıyorlar. Birbirlerini veya birilerini eleştirmiyorlar. Direkt karalıyorlar. Hakaretler ediyorlar. Linç ediyorlar… Bu program türünün adı tartışma programları olarak kazınmış durumda hafızalarımıza… Yaklaşık 6 saat süreyle tüm ahlaksızlıklar serbest bir şekilde tartışmak, kavga etmek için para alan omurgasız insancıkları izliyoruz. Sabah kuşağı denen o ahlaksız ve Allahsız programları hiç söylemiyorum bile… Her türlü çarpık ilişkinin, günahkârlığın, fasıklığın sırf reyting uğruna aylarca gündemde tutulduğu programlar… Hasılı kelam, televizyon kültürünün sapkınlığı saymakla bitmez.

Normalleştiriyoruz! Çünkü biz izliyoruz

Tüm Müslümanların evlerinde televizyon olduğu için televizyon haramdır fetvasını duyamıyoruz… Tüm Müslümanlar yukarıda sadece bir kısmını izah etmeye çalıştığımız ahlaksızlıkları izlemeyi hatta uygulamayı normalleştirdikleri için haram fetvası duyamıyoruz. Sürü psikolojisi dedikleri böyle bir şey olsa gerek… Yıllar önce televizyon ilk hayatımıza girmeye başladığında babalarımız ellerinde kumanda, tetikte beklerdi. Uygunsuz bir sahne çıkarsa ailesini korumak için… Evlatları haramları normalleştirmesin diye… Babalarımız bu kadar güzel pasta yapmayı nereden öğrendi? Babalarımız bu kadar rahat ve mezhepleri geniş olmayı nereden öğrendi?

Normal zamanda tesettürü baraj kabul eden, çevrenlerindeki başı açık insanlara kötü gözle bakan muhafazakâr zihniyet, televizyonlardaki her türlü müstehcenliği normalleştirdi. Normalde evlenmek isteyen erkeğin dahi utancından babası ile konuşamadığı, konuyu annesi üzerinden ulaştıran hayâ ehli muhafazakâr zihniyet, aile içi muhabbet faslında televizyonlardaki haram ilişkileri analiz etmeye, tartışmaya başladı. Bir adaya bırakılan bir grup haramzadenin hayvandan farksız yaşam tarzı, yarışma adı altında bizim İslam asilzadesi evlerimizi kirletiyor. Haramı helal sayıyoruz. Çünkü biz izliyoruz.

Toplumlar için küresel çapta bir sorun olan teknolojinin gelişim hızını, televizyonların ahlaksızlığını İslam’ın cihat anlayışı ile karşılayabilirdik. İyiliği emreden, kötülükten men eden davet şuuru ile karşılayabilirdik. Adam gibi Müslüman kimliğimiz ile karşılayabilirdik. İslam’ın, tüm beşeri savunma sistemlerinden daha sağlam öğretilerini, nesillerden nesillere aktararak net bir muhafaza mekanizması kurabilirdik. Yapamadık. Hızla gelişen teknolojiyi Allah’ın yeryüzündeki halifesi olduğumuz bilinci ile karşılayamadık. Modernizme ayak uydurmayı tercih ettik. Televizyonları evlerimizin baş köşelerine koymayı tercih ettik. Kötü televizyonun olduğunu değil de kötü kanalların olduğunu ilan ettik.

Teknolojinin iltihabıdır televizyon

Teknolojinin bir cihat aracı olarak kullanılması gerektiğine inanıyorum. Teknoloji karşıtı filan değilim. Kontrol edilebilen, bilinçli bir kullanım taraftarıyım. Evin baş köşesinde saatlerce sebepsiz yere açık kalan, çocuklarımızın ahlakını bertaraf eden, bizim şahsi tercihlerimiz, ideallerimiz doğrultusunda kullanamadığımız bir iltihaptır televizyon… Her çocuğumuza laptop alalım. Eve sınırsız taşınabilir modem alalım. Projeksiyon, ses sistemi takalım her odaya… Televizyon bizi kontrol etmesin. Biz onu kontrol edelim. İstediğimiz dizi filmleri izleyelim, istemediklerimizi izlemeyelim. Reklamsız kullanabilelim. Süre sınırı ile kullanabilelim. Televizyonu ekran gibi, bilgisayar gibi kullanalım. Yine tercihlerimiz, irademiz devreye girsin…

Televizyon haramdır. Televizyon mikroptur. Derhal her evden çıkarılmalıdır.

Teknolojik imkânların en üst noktalara ulaştığı bir çağda milyonlarca imkânımız varken, evimizi işgal eden bu televizyonlardan kurtulun. Sigara neden haramsa, televizyon da o sebepten haramdır. İnsanoğlunu dolaylı yoldan yüzlerce günaha bulaştırmaktadır. Teşvik etmektedir. Toplumun ahlakını bozan, dine savaş açan konumdadır. İlk önce kendinize karşı samimi olun ve o televizyonları çöpe atın.

8 yıldır evliyim. Evimde televizyon hiç olmadı. Hayatımdan hiçbir şey eksilmedi. 3 çocuk babasıyım. Eşim yüksek lisans yapıyor. Evde muhabbet edebiliyoruz. Rahat rahat beraber sofraya oturup beraber kaldırabiliyoruz. Hâlâ yemek sonrası çay faslımız var. Oturup saatlerce farklı konular üzerinde bilgi alışverişi yapabiliyoruz. Tefekkür edebiliyoruz. Gülebiliyoruz. Ağlayabiliyoruz. Öfkelenebiliyoruz. Yaşıyoruz bu hayatı… Duygularımızı yitirmedik. Dipdiri bir ev hayatımız var elhamdülillah. Evde laptop var. Tablet var. Telefonlar var. Taşınabilir sınırsız internet var. İstediğimiz zaman kullanıp, istediğimiz zaman kapatabiliyoruz. Çocuklarımıza istediğimiz zaman açıp, istediğimiz zaman kapatabiliyoruz. Biz teknolojiyi kullanıyoruz. Teknoloji bizi değil. Allah’ın izniyle garanti veriyorum. İlk adım olarak televizyonlardan kurtulun, hayatınızdaki değişimi kendiniz fark edeceksiniz…

Sonuç olarak, televizyon haramdır. Televizyon, bir bağımlılık türüdür. Bir uyuşturucu türüdür. Hayatımızı, imanımızı, ilmimizi, ibadetimizi, sosyal alanımızı, aile bütünlüğümüzü darmadağın eden bir ruh hastalığıdır. Müslümanım diyen, modern çağdan nefret ediyorum, buna çözüm bulmak istiyorum diyen her fert ilk iş olarak televizyonları çöpe atmalıdır. Televizyonun alkol bağımlılığından hiçbir farkı yoktur. Televizyon pişmanlıktır. Televizyon haramdır. Televizyondan kurtulmanız ümidi ile Allah’a emanet olunuz.