Siz bu satırları okurken biz yurtdışında olacağız
inşallah. Bir hafta önce kaleme alınmış olması dolayısıyla son gelişmelerden
uzak kaleme alındığını belirterek başlayalım.
Günlerdir hava, kara ve deniz; pardon yazılı, görsel ve
işitsel medya ordusu, beyefendinin faziletlerini sıralayıp dökme yarışına
girmiş durumda. Bizim gibi düşünüp dudak bükenler de, bekle gör politikası
izleme fikrindeler. Biz meseleye tersinden bakacağız. İrdelenmeyen perde arkası
bilgileri paylaşacağız.
***
Sn. Davutoğlu nun 2008 den beri devam eden 6 yıllık
bakanlık sürecinde sonuç getiren iyi bir icraatını bilmiyoruz. Gazze de ve
Arakan da ağlayan foto pozunu vermişti ama.
Devr-i iktidarlarında tüm komşularla problemli hale
geldiğimiz bir yana başta Suriye olmak üzere pek çok İslam ülkesinde dökülen
kanda ne kadar payı var, umarım vicdan
muhasebesi yapıyordur.
31 Temmuz 2014 tarihinde bu köşede Davutoğlu nun ABD
Dışişleri Bakanı Kerry le Paris te çektirip basına servis edilen fotoğrafına
bakarak dedik ki; Fotoğrafla anladık ki, yeni başbakan ataması yapılıyor.
Zaten problem çözecek tek kişi kilit adam Davutoğlu diye boşa söylemediler.
Anladık ki atamayı Obama değil, Kerry yapıyormuş demiştik.
***
Siyasi tecrübesinin sıfır olduğunun altını çizmek
gerekir. Tek bir gün bile sade parti üyesi olmadı, yorulmadı yoğrulmadı.
Tabanın çektiği sıkıntıların hiç birisini bilmiyor. Geldiği makamda alın teri
yok. Kendisinin verdiği helal değildir fetvası burada da geçerli midir
bilmiyoruz.
Değil başka partilerde görev almak; Ayşe Böhürler in Yeni
Şafak taki köşe yazısından öğrendiğimize göre, AKP nin kuruluşunda kurucu üye
olmaya imza verme lütfunda bile bulunmamış.
Siyasette önemli bir kilometre taşı olan, işin hamaliye
kısmı il ve ilçe yönetim kurulu üyeliklerinde bulunmadı. Daha ötesi, kaymak
faslı Genel Başkan Yardımcılığı yapmadı. Balıklama, bürokrasiden bakanlığa; siyasi olarak değil teknokrat
başbakan olarak atandı.
Bu durum olağanüstü dönemlerde yaşanır. Demek ki bu gün
de öyle bir dönemdeyiz.
***
Onu pazarlayanlar, çok büyük bir meziyetmiş gibi kasıla
kasıla Milli Görüş kökenli olmadığını söylüyorlar...
İyi maharetliymiş(!)
Sempatik ve gülücük dağıtan bir simaya sahip oluşu
insanlara çekici gelebilir. Milli mücadeleci geçmişe sahip olduğu iddiası
tarihe not düşülmelidir.
Toplumda karşılığı olan, herhangi bir alanda başarıya
imza atmış, popüler geçmişi olmadığından, yakinen tanımıyoruz. Mazmunu havada
kalan Stratejik Derinlik kitabından başka öne çıkan bir izi-eseri yok.
Pek azına vakıf olduğumuz maharetlerinden birisi de, 28
Şubat döneminde herkes zulüm altında inlerken, Genelkurmay da subaylara
konferanslar vermesidir. Sanırım bu durum, şahsiyeti hakkında epey kanaat
sahibi yapmaya yeterlidir.
***
Karşımızda kampanya boyu yerden yere vurdukları yeni bir
Ekmeleddin İhsanoğlu vakası var. Kullanılmaya müsait, emir almaya alışık,
monşer tip siyasetten anlamayan, tepeden inme bir kişilik olduğunu söylemek
abartı sayılmaz.
Ülkemize yerleştirilen füze kalkanları karşısında
sergilediği tavır, onun yıldızını (!) parlattı. Yıllardır ılımlı politika
gütmesinin nedeni belki de bugüne hazırlıktı. Başbakanlık yolundaki kilometre
taşları verdiği tavizlerle döşenmiştir.
***
AKP Olağanüstü Kongre Salonuna girişinde, ikinci adam
rolündeki yalnızlık görüntüsü dikkat çekiciydi.
Salondaki yerine oturduğunda sağında ve salonda on kadar
koltuk boştu, daha sonra doldu. Deyim yerinde ise esamisi okunmadı. Kongrede
sanki kendisi değil; Erdoğan yeniden adaydı.
Ne kokar ne bulaşır, etliye sütlüye karışmaz tavır
nasıl etkili olacak zamanla göreceğiz.
Günlerdir özel hayatına ilişkin yapılan yayınlardan;
kendisinin Ankara da, hanımının İstanbul da yaşayacağını öğrendim. Doğrusu
kendisi adına üzüldüm.
Şimdi bu güne kadar söylenenleri test etme zamanı!