Teknik direktör dediğin (1)

Abone Ol

Evet,  günler önce sizlere bir konuyu işlerken, teknik adamlarla ilgili yaşanmış bir kaç olayı yazacağıma dair söz vermiştim.  Bunları yazacak olmama Fenerbahçe’nin yeni hocası Pereira neden olmuştu. Bu hoca gelir gelmez, daha takımla sahaya inmeden, yani takımı hiç izlememişken hücum futbolu oynatacağını ve yüksek tempoda oynanacağını açıklamıştı. İşte ben de tanıdığım ve görev sürelerinde benimle birçok teknik konuyu paylaşmış teknik direktörün doğrularını yazacağım. Ki bunlar görev aldıkları sürece çok başarılı oldular ve sorumlusu oldukları takımları şampiyon yaptılar. Bunları iyi okuyun dostlar! Sizlere önemli ölçüde futbol rehberi olacaklardır. Hatta zaman bulup da bizim bu sütuna düşecek teknik adamlara da ders niteliği taşıyacaktır.

Evet, işe Trian İonescu ile başlayalım. O bir Rumen teknik adamdı. Fenerbahçe’ye 1969-70 sezonunda hocalık yapmıştı. Mesele bu değil tabii ki... İonescu’yu o dönemin şimdi rahmetli olan başkanı Faruk Ilgaz lig bitmeden iki hafta önce İstanbul’a davet edip takımı izlemesini istemişti. O devirde ne televizyon vardı, ne de başkaca bir şey... İonescu, tesadüfen İstanbul’da üst üste iki maçı izleme şansı bulmuştu. Ve de lig bitince de,  o günlerde stat yıkılmış olduğundan Efes-Feza sinemalarının bulunduğu hanın ikinci katına taşınmış olan, yani Kadıköy Altıyol’da bulunan kulüp lokaline yönetim toplantısına getirilmişti. Bendeniz de oralardayım o günlerde. Yani birebir yaşadığım bir olaydır bu...

İonescu yönetimle tanıştırıldıktan sonra görüşünü soruldu. Rumen hoca aynen şu soruyu sordu başkana ve yönetime : “Fenerbahçe büyük bir kulüp. Ancak siz, taraftarı, basını ve siz yakınları tarafından devamlı eleştirilen, izlenmesi keyif vermeyen ama şampiyon olacak bir takım mı istersiniz, yoksa herkesin alkışlarına mazhar olan ama ligi dördüncü, beşinci bitirecek bir takım mı ” Herkes şaşkına dönmüştü. Başkan Ilgaz kısa süren sessizlikten sonra, “Hoca, burası Fenerbahçe, burada şampiyonluktan başka bir şey düşünülemez” şeklinde bir çıkış yaptı. Yani bugünkülerin dediği gibi, “Şampiyonluk falan önemli değil, önemli olan 1 milyon üye” saçmalığına düşmemişti. Neyse bunun üzerine İonescu şöyle devam etti: “İzlediğim Fenerbahçe’nin kalecisi (Datcu), savunması (Şükrü, Yılmaz, Ercan, Levent, Nunweiller, Numan), orta sahası (Can Bartu, Ziya, Fuat, Nedim) çok kaliteli... Ancak ne var ki ileri ucu teknik olarak, oyunu, topu paylaşabilmek olarak çok zayıf... Fiziki güçleri yeterli ama eksikleri çok. (Yaşar, Ogün, Zeki, Salim, Abdullah) Bu nedenle biz keyif vermeden oynayacağız. Bu savunma ve orta alanla ilerdekilere ancak topu çarptırarak  gol atarız.”

Evet değerli okurlar, o sezon Fenerbahçe şampiyon oldu. Ve koca bir lig sezonunda sadece ve sadece 6 gol yedi. Ama hatırladığım kadarı ile de kimseye üç gol atamadı. Sadece Galatasaray ve Eskişehirspor’a 1-0 yenildiği maçlarda ve de Altay’ı 2-1 yendiği maçta birerden üç gol yedi. Bu arada Dereağzı’ndaki çamurlu zemini beğenmeyip bugün idman yapmayalım diyen Can Bartu’yu da, hem de Galatasaray maçı öncesi kadro dışı bırakmıştı. Geri kalan üçünü hatırlamıyorum. Ve devamlı eleştirildi, hatta bazı maçlarda ıslıklandı da... Ve sezon sonunda da bu İonescu casus olduğu gerekçesiyle ülkesine geri postalandı. Şimdi hayatta değil...

Gördünüz mü teknik direktör bakışını, tespitini ve takıma göre sistem, oyun felsefesi, planı  gerçeğini