Tek uzlaşma noktamız uzlaşmamak!..

Abone Ol

Araplarla ilgili olarak söylenen bir söz vardır, "Tek ittifak şey ittifak etmemek" şeklinde.. Bu sözle Arapların hiçbir konuda birlikte hareket edememeleri sebebiyle birtakım problemlerin çözümsüz kaldığını, bunun da Arap dünyasına büyük zararları olduğu anlatılmaya çalışılır. Aslında günümüz dünyasında bu kadar fitnenin cirit attığı bir ortamda sadece Araplar değil, tüm dünyada ciddi ittifaklar oluşturulamıyor, güç birliği sağlanamıyor. Bu da emperyalist güçlerin işini kolaylaştırıyor.. Niçin böyle olduğuna gelince zamana ve şartlara göre gelişmekte olan ülkeler ya ABD nin ya da Rusya nın (bir zamanlar Sovyetler Birliği) etki alanına giriyor, böyle olunca da tüm gelişmeler bu ülkelerin kontrolü altında oluyor. Söz elimi Ortadoğu da Türkiye nin de içinde bulunduğu 4 lü ya da 5 li bir ittifak mı oluştu bir de bakıyorsunuz bu ittifakın içinde gözlemci ya da bir başka sıfatla Amerika veya bir başka batılı ülke var. Neyi gözleyecekler kendi çıkarlarından başka Biz eğer kendi aramızda bölgesel sorunlarımızı aşmak için bir ittifak oluşturmuşsak bu ittifakın içinde Amerika ya da Rusya nın ne işi var

Diyelim ki, Türkiye, Suriye, İran ve Azerbaycan bir ittifak oluşturdu, bu ittifakın içinde her ne sıfatla olursa olsun Amerika ya da Rusya nın bulunması daha baştan ittifakın başarısızlığa mahkum olması anlamına gelmez mi Çünkü, bir ittifakın içine emperyalistler girmişlerse tek hedefleri çıkarları ve bu ittifakı kendi çıkarları istikametinde kullanmak olacaktır.

Meseleyi Türkiye ve iç politikamız açısından ele aldığımızda da benzer bir manzara ile karşılaşıyoruz. Şöyle bir düşündüğümüzde ülkemizde herkesin dilinden düşürmediği ortak temenninin uzlaşma olduğunu görürüz.. Diyebiliriz ki herkesin arzusu uzlaşmadır.

Ülkemizde yeni bir anayasa yapılması isteği sürekli gündemdedir. Hatta, bu konuda iktidar ve muhalefet partileri zaman zaman aynı düşünceyi paylaşırlar. Ne var ki yeni bir anayasa yapılması ya da anayasada ciddi değişiklikler gündeme geldiğinde bir anda yollar ayrılır. Uzlaşmayı dillerinden düşürmeyen siyasilerin kesinlikle bir ortak noktada buluşmaları mümkün olmaz.

Diyelim ki iktidar partisi milletin kendisine verdiği yetkiye dayanarak mevcut durumda bazı değişiklikler yapmak istedi. Söz gelimi YÖK yasası ve Anayasa gibi.. Bir anda CHP başta olmak üzere bazı partiler başlarlar bağırmaya "Rejim tehlikeye düşüyor, laiklik elden gidiyor" diye.. Sanki bu memlekette CHP dışında herkes rejim düşmanıymış gibi..

Dönüp, "Siz ne istiyorsunuz " diye sorduğunuzda da ne istediklerini ortaya koymazlar. Tek söyledikleri iktidar partisinin bir anayasa değişikliği yapmamasıdır. CHP kendisinden başka hiçbir partinin Anayasa değişikliği yapmasını istemez. Böyle olunca da bu ülkede uzlaşma sağlanamaz. Uzlaşmadan çokça söz ediyor olmamız uzlaşmacı bir toplum olduğumuzdan ileri gelmez.. Sadece kamuoyuna yönelik bir söylemden ibarettir bu uzlaşma istekleri.

Hemen belirteyim ki, Meclis Bakanı Köksal Toptan ın partilerden oluşturulacak 4 uzlaşma komisyonuna ikişer üye vermelerini istemesini kamuoyuna yönelik bir söylem olarak algılıyor değilim.. İyi niyetle harekete geçildiğinden şüphem yok.. Ancak; diyelim ki komisyonlar oluştu, bu komisyonlar nasıl bir uzlaşma sağlayacak Söz gelimi CHP nin ileri sürdüğü görüşler diğer partilerin temsilcileri tarafından aynen kabul edilmediği takdirde bu komisyonlardan uzlaşma ile bir tasarı çıkabilir mi

Ben sanmıyorum.. Çünkü CHP nin bulunduğu bir yerde uzlaşmanın mümkün olmayacağını düşünüyorum. Sadece CHP dikte ettirir diğer partiler de bunu benimserse ortaya ortak bir metin çıkabilir.. Bu ise uzlaşma değil dayatmadır, azınlığın çoğunluğa tahakkümüdür.. Bunu söylerken azınlığın tekliflerinin dikkate alınmamasını savunuyor değilim.. Bu ülkede herkesin hakkına saygı duyulması gerekir, demokrasi de bunu gerektirir. CHP statükodan yana tavrını sürdürdüğü sürece statükoyu değiştirecek girişimlerde CHP ile uzlaşmak mümkün olmaz. Çünkü; CHP milletin seçtiği Millet Meclisi nin bile yeni bir anayasa yapmasına karşı çıkarak anayasaların Kurucu Meclisler tarafından yapılmasını savunmuştur.

Peki Kurucu Meclis nasıl oluşturulacak Darbeyle mi yoksa halkın oylarıyla mı