Tek kelime Kürtçe bilmez, Kürtler adına konuşur!..

Abone Ol

ÇEŞİTLİ ülkelerde faaliyet gösteren terör örgütlerinin arkasında mutlaka bir veya birkaç yabancı örgütün bulunduğuna sıkça dikkat çekerim. Hatta bir adım daha ileri giderek arkasında yabancı istihbarat örgütlerinin bulunmadığı terör örgütlerinin uzun ömürlü olamayacağına dikkat çekerim. Bu bakımdan bizi yakından ilgilendiren PKK terör örgütü başta olmak üzere İslam dünyasında faaliyet gösteren terör örgütlerinin dış bağlantılarını doğru tespit edip gerekli tedbirleri almadan, eğer imkân varsa terör örgütlerinin dış bağlantıları ile ilişiği kesilmeden istenen sonucun alınamayacağına dikkat çekerim.

 Kuzey Irak’ta oluşan/oluşturulan Bölgesel Kürt Yönetimi’ne gelene kadar Barzani ailesi başta olmak üzere Kürt örgütlerinin yürüttüğü mücadeleye başta İsrail olmak üzere zamana ve şartlara göre İngiltere, Fransa, Almanya ve Rusya olmak üzere bugünlerde ise ABD’nin desteği ile bu sonucun alındığını söylemek yanlış olmaz. Hem de Kuzey Irak’ta Irak’ın bütünlüğünü bozacak bir oluşuma karşı Türkiye, Irak ve İran kesin tavır sergilemesine rağmen Irak’ın işgali ve milyonlarca Müslüman’ın hayatını kaybetmesine yol açan olay zinciri soncunda bugünkü durum ortaya çıkmıştır. Özellikle ülkemizdeki geçmiş tüm yönetimler Kuzey Irak’ta bir oluşuma karşı olduklarını açıklamalarına rağmen bugün Türkiye özellikle petrol konusunda Kuzey Irak yönetimi ile masaya oturmak ve anlaşma imzalamaya mecbur edilmiştir. Tüm bu gelişmeler ne Barzani ailesinin ne de oluşturulan bir takım örgütlerin gücü ile ilgilidir. Birinci Dünya Savaşı yıllarından itibaren bölgemizde Kürdistan devletinin kurulmasına özellikle İngilizler karar vermiş, Osmanlı’nın parçalanması ile bölgede küçük küçük devletçikler oluşturulmuş, böylece Kürdistan’ın kuruluşunu engelleyecek güç bırakmamaya çalışılmıştır. Tüm bunları bölgemizdeki şiddeti ve parçalanmayı teşvik eden tüm gelişmelerin arkasında yabancı ellerin olduğunu bir kez daha vurgulamak için dile getiriyorum.

Bu noktada geçtiğimiz günlerde medyaya yansıyan bir habere dikkat çekmek istiyorum. Haberde PKK yöneticilerinden Duran Kalkan’ın bir televizyon kanalına yaptığı açıklamaya Kuzey Irak Kürt Yönetimi’nden verilen cevap yer alıyordu. Yukarıdan beri dile getirdiğimiz görüşlerimizi doğrular mahiyetteki haberden kısa bir bölüm aktarmak istiyorum. Kalkan’ın bir televizyon kanalında Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’ni diktatörlükle suçlayan açıklamaları Barzani’nin lideri olduğu Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) yönetimini çok kızdırmış olacak ki, Kalkan’ın kendilerini suçlamasına kadar dile getirmedikleri özelliklerini ortaya döküvermişler. KDP’den yapılan açıklamada kısaca şöyle deniliyor:

“Tek kelime Kürtçe bilmeyen, hangi milletten olduğu belli olmayan ve Kürdistan halkının haklarına inanmayan birisinin hiçbir şekilde Kürtlerle ilgili konuşmaya hakkı yoktur. Kürdistan halkının nasıl yönetileceğine karar veremez ve konuşamaz.”

KDP’nin açıklaması ne kadar doğrudur bilemeyiz. Ancak, gerçekten Kürtçe bilmeyen, hangi millete mensup olduğu belli olmayan bir kişi PKK terör örgütünün yöneticileri arasında yer alıyorsa terör örgütlerine daha pek çok ismin sızmış olacağını düşünmek yanlış olmaz. Ancak, bu tür sızmalar sadece PKK ile de sınırlı değildir. Barzani ailesinin geçen yüzyıldan bu yana Kürt devleti kurulması için verdiği mücadeleye dünya Siyonistleri ile başta İngiltere olmak üzere Batılı ülkelerin destek verdiği hatırlandığında akla, “Tencere dibin kara, seninki bende kara” nitelendirmesini getiriyor. Zaten yabancıların desteğine güvenerek yola çıkanların ipleri de destekçilerin elinde olacaktır.