Japonya da yaşamış olan küçük bir kızın hikayesini ele
alan Sadako ve Kağıttan Bin Turna Kuşu Eleanor Coerr tarafından kaleme
alınmıştır. Hikâye şöyledir: Hiroşima ya atom bombası atıldığında küçük kız bu
şehirde yaşamaktadır. O günlerde birçok insan hayatını kaybeder ya da
yaşamlarına bir engelli olarak devam etmek zorunda kalırlar. Sadako o zamanlar
küçük bir çocuktur ve atom bombasının yaydığı radyasyon sunucu kanser olur.
Sadako on yıl süren tedavinin sonucunda hayata gözlerini yumar. Fakat Sadako yu
diğerlerinden ayıran bir özelliği vardır ki o da azim ve mücadelesidir.
Efsaneye göre, hastalığı süresince kağıttan bin tane turna kuşu katlamaya karar
verir. Bu ona umut verir. Artık yapabileceği bir şey vardır, işe yaramaz
değildir, hastalık onu yapmak istediği şeylerden alıkoyamamaktadır. Böylece
bütün enerjisini yaptığı işe verir fakat küçük kızın ömrü bin tane turna
katlayacak kadar yetmez ve 644 turnayı katladıktan sonra vefat eder.
Japonlar da o günden beri turna kuşu barışın ve nükleer silahlanmanın simgesi
olarak kalır. Postacılar Sadako öldükten sonra, aylar boyunca, diğer çocukların
yapıp yolladığı kağıttan turna kuşu taşırlar hastaneye ve turna kuşlarının
sayısı milyonlara ulaşır. Kağıttan kuşlar hâlâ Japonya da bir müzede
sergilenmektedir. Sadako Sasaki anısına Hiroşima da bir anıt yapılmış ve küçük
kız halkın hafızasına kazınmıştır.
Bana göre bu efsanenin -bin tane turna kuşu yapıldığı
taktirde hastanın şifa bulacağı- inanışının ötesinde bir anlamı vardır, biz
buna umut diyoruz. Buna göre bir insan, bedeni iflas ettiğinde değil, hayatta
yapabileceği hiçbir şeyi olmadığında ölür ve hayattan silinir. Çünkü böyle
durumlarda kişi kendisini hayata bağlayan bütün ipleri tek tek koparmış ve
umudunu tüketmiştir. Oysa yaptıklarımız ya da yapmak isteyip de fırsat
bulamadıklarımız hayatla aramızda ince bir bağ kurar ki bu bağ bizi umuda
götürür. Umudunuz varsa, bütün imkanların kaybolduğu bütün ışıkların söndüğü ve
gecenin üzerinize çöktüğü bir anda bir mum yakar ve ortalığı
aydınlatıverirsiniz. Bu nedenle karanlık ne kadar bastırırsa bastırsın siz
ışığı aramaya devam etmelisiniz. Çünkü zafer insanın karşısına böyle zamanlarda
çıkar