Bu yazı 17 Aralık operasyonundan önce kaleme alınmıştır.
Bu yazıda, seçimlerin yaklaştığı bir zamanda aksayan yönlerinizi kapatmak için
yaptığınız çıkışlara dikkat etmelisiniz, diye düşüncelerimizi aktarmışız ve bu
operasyonları, atamaları görürcesine Son zamanlarda bu düşüncelerimizi
destekler yönde gelişmeler olmaktadır , demişiz. Önemli olan bizim
düşüncelerimizin isabetli olarak ortaya çıkması değildir elbette. Önemli olan
hak ve hukukun korunması, adaletle hareket edilmesi, fakirler, yetimler başta
olmak üzere bütün insanların kul hakkının helal haram dairesince ihlal
edilmemesidir.
Ne çare ki yaşananlar milletimize zarar vermiştir.
Ülkenin kötü yönetilmesi bizleri ziyadesiyle üzmüştür ve üzmektedir.
Şimdi pek önceden kaleme aldığımız Tek Adam yazımızla sizleri baş başa
bırakıyoruz.
İnsanı anlamada, tanımada, etkilemede birçok faktör
vardır. İnsani özellikler iletişimde ve ilişkilerde öne çıkar. Davranışlarda
yerine göre sert yerine göre yumuşak davranış ters etki yapabilir. Yumuşak
davranışta bulunulacak yerde sert, katı olursanız sonuca varamazsınız. Bu
bakımdan insanı tanımak gerekiyor. Kendinizi kabul ettirebilmek içinde değişime
ve gelişime açık olmalısınız. Kendini geliştiren ilgi uyandırabilir.
Karşınızdakilerin özelliklerinden daha fazlası sizde olmak zorundadır.
Farklı olmalısınız; şerefli, ahlaklı, bilgili, anlayışlı,
nazik ve saygılı
En önemlisi de yaptığınız şeye inanmalısınız.
Davranışlarınızda sevgi, çalışmalarınızda da aşk
olmalıdır. Başarı, yükselme ve kabul görmeler birbirlerini takip edecektir.
İnsanın tek başına yaşaması zordur. Büyük mücadele ve
imkân ister. Ancak böyle yaşayışın çok eksileri olsa da olumlu yönleri de olur.
Mesela özgür olabilirsiniz. Kararlarınızı tek başınıza alabilir ve
uygulayabilirsiniz. Ancak tek başına karar vermenin de menfi ve müspet yanları
olur. Bu bakımdan İslam dini istişareye, meşverete önem vermiştir. Ticaret ve
siyasette de bunun önemi açıktır. Tek adam olmanın mahzurları oldukça fazladır.
Düşününüz ki, siyasette tek adamsınız ve kitleleri arkanızdan sürüklüyorsunuz.
Toplum da size güveniyor, destek veriyor.
Ne güzel
Fakat bu güzellik nereye kadar gider
İyi bir lider ve iyi bir insan da olabilirsiniz.
Özellikle de siyaset sahnesinde işler her zaman yolunda gitmez. Üstelik
başarılarınızı bir yandan hizmetlerinize diğer yandan da başka siyasilerin
üzerine kurarsanız. Yapmanız gereken Hak rızasını gözeten hizmetlerdir.
Adaletli olmanızdır. Peygamberimizin (Sav) üvey oğlu Hind bin Ebi Hale; O zat (Asm) dünya işleri için kızmazdı.
Fakat bir hak çiğnendiği zaman öyle bir kızardı ki, o hak yerini buluncaya
kadar öfke ve gazabını hiçbir şey, hiçbir kimse önleyemezdi. Buna karşılık,
Resulullah, kendi şahıslarına ait bir mesele hakkında kimseye kızmaz ve intikam
almayı düşünmez, aksine hilim ve kerem sahibi olarak, kötülük edene iyilikle
mukabele ederdi. İslami değerleri ilke edinen bir lider Peygamberimizin
ahlakını örnek alması gerekmez mi Sözünüzle icraatınız uyuşmadığında karşınızdakiler sizin şahsınızda bu
yoldaki temiz ahlaklı siyasetçileri de dini istismar ediyorlar diye lanse
ederler. Propaganda yaparlar. Böyle davranışlar sadece size zarar vermez iyi
düşünceli diğer insanlara da zarar verir. Bu bakımdan İslam ilkelerine göre
hareket edilmelidir. Siyasete endeksli hareket ederseniz bir yerde
tıkanırsınız. Kurmaylarınız sizi dinler ama ne kadar dinler Bir yerde arızalar
başlar. Başarılı olmanın hele siyasette sürekli başarılı olmanın yolu yoktur.
Başarılar bir yere kadardır. Diyelim ki halkın hatırı sayılır oyunu aldınız.
Muhalefet partileri de karşınızda cılız kaldı. Bu cılızlığa aldanıp da tek
adamlığa soyunmanız bazı gerçekleri göz ardı etmenizi gerektirmez. Her haliyle
ve her zaman sizin doğru yolda olduğunuzu göstermez. Yanlış yapılan her şeyin
hatası sorulmasa da bir yerde kaybedersiniz. En büyük, en yüce Allah tır bunun
ötesi yoktur.
Seçimlerin yaklaştığı bir zamanda aksayan yönlerinizi
kapatmak için yaptığınız çıkışlara dikkat etmelisiniz. Yaptığınız atraksiyon
başka tartışmaları ortaya çıkarabilir. Düşünceniz iyi niyetli olsa da atılan
adımlar içinde başka çelişkileri taşımamalıdır. Son zamanlarda bu
düşüncelerimizi destekler yönde gelişmeler olmaktadır. Öğrenci evlerine
baskınlar ve özel hayat gözler önüne serildi. Birkaç çıkış sonrasında görüldü
ki bu çıkış fayda sağlamayacak; gündem aniden değişti. Sorun haline gelebilecek
bir çalışma başka bir çıkışla uyutulması sağlanmış oldu. Haliyle şu öğrenci
evleri dolayısıyla öğrencilerin takip meselesi elden avuçtan çıkan öğrencilere
önlem için önemli bir meseledir. Fakat öğrencilerin denetlenmeye kalkışılması
büyük saçmalıktır. Zira esas mesele öğrencilerin iyi yetiştirilmesidir. Bunun
için denetimden ziyade ailenin; gençlerin korunması gereklidir. Kabul edelim ki
gençler iyi yetişmiyor. Bunun sebebi devletin insana bakışıdır. İnsanlara iyi
güzel, kötü çirkin, helal haramın öğretilmesi kadar bunların da gerektiği gibi
uygulanmasıdır. Neyin iyi neyin kötü olduğuna ailelerin ne kadar önem
verdiğidir. Bir ülke neredeyse uyuşturucu sevkiyatı haline geliyorsa, gençler
anarşi çıkarıyorsa, insanlar; imani ve insan değerleri yerine popüler kültürle
besleniyorsa birileri de buna destek çıkıyorsa gidilen yolun yanlışlığı
ortadadır. Yardımseverlik, cömertlik, âlicenaplık düşküne, zayıfa sahip çıkmakta
sadece siyasi kaygılar öne çıkıyorsa sorunları çözmek ve sonuca gitmek mümkün
değildir.
Dünden bugüne bakıldığında iktidarların çevresinde
işbirlikçiler, hortumlayıcılar, rantiyeciler eksik olmadı. Üstüne üstlük her
iktidar kendi zenginlerini türetti. Vatana millete hizmet etmek isteyen kişiler
bir şekilde bir kazaya; cinayete kurban giderler. Dosyaları kapansa da milletin
vicdanında bu yaralar yıllarca kanar durur. Böylesi bir iktidarı da yerle bir
ederler ki hayırlı işler yapmayalar
Sözün kısası tek adam olmak halkın kendisine tam
anlamıyla inandığı güvendiği düşüncesini tam olarak taşımaz. Zira tek adama
bakarak; esen rüzgara göre hareket eden, bilmediği ve rüştünü dahi ispat
edememiş milletvekillerini meclise gönderen halk ne kadar büyük bir hata yaptığını
da fark eder ama iş işten geçmiş olur.