Tehlike içerinden gelince!

Abone Ol

1 Nisan tarihli Milli Gazete de Fahri Güven kardeşimizin "Said Nur ve Nurculuk üzerine bir tahlil-II" başlıklı Eşref Edib in 1963 de yayınladığı "Said Nur ve Nurculuk" adlı eserinden yaptığı derlemeyi umarız okumuşsunuzdur.

Okuyanlar için bir hatırlatma, okumamış olanlar içinse atlamış oldukları çok önemli bir konuyu dikkatlerine sunmak için bu güzel derlemenin bir bölümünü köşemize almak istiyoruz.

Eşref Edib son görüşmelerinden birinde Üstad a seyahatlerden muzdarip olup olmadığını soruyor.

Üstad ın o gün verdiği cevap bugün bile hala geçerliliğini koruyor ve bize ışık tutuyor.

Bakın Üstad Said Nursi bu soruyu nasıl cevaplıyor:

"Bana ıstırap veren yalnız İslam ın maruz kaldığı tehlikelerdir. Eskiden tehlikeler hariçten gelirdi.

Onun için mukavemet kolaydı.  Şimdi tehlike içerinden geliyor. Kurt gövdenin içine girdi. Şimdi mukavemet güçleşti.

Korkarım ki cemiyetin bünyesi buna dayanamaz. Çünkü düşmanı sezemez. Can damarını koparan, kanını içen en büyük hasmını dost zanneder.

Cemiyetin basiret gözü böyle körleşirse, iman kalesi tehlikededir. İşte benim ıstırabım, yegane ıstırabım budur. Yoksa şahsımın maruz kaldığı zahmet ve meşakkatleri düşünmeğe bile vaktim yoktur. Evet, büsbütün ümitsiz değilim.

Ama bu husustaki ıstırabımı giderecek umumi bir iman inkişafı göremiyorum. Dünya büyük bir manevi buhran geçiriyor.

Manevi temelleri sarsılan Garb cemiyeti içinde doğan bir hastalık, bir veba, bir taun felaketi gittikçe yeryüzüne dağılıyor.

Bu müthiş hastalığa karşı İslam cemiyeti ne gibi çarelerle karşı koyacak

Garbın çürümüş, kokuşmuş, tefessüh etmiş, batıl formülleri ile mi

Yoksa İslam Cemiyetinin teru taze iman esaslarıyla mı

Büyük kafaları gaflet içinde görüyorum.

İman kalesini küfrün çürük direkleri tutamaz."

Üstad ın o gün duyduğu endişelerin ne kadar haklı ve yerinde olduğunu bugün yaşadıklarımız bizzat bize gösteriyor!

Dışardan gelen tehlikelere karşı halkın tepkisini örgütlemek gerçekten çok kolay oluyordu.

Ama tehlike içerden gelince yani Üstad ın da ifade ettiği gibi "Kurt gövdenin içine girince" halka tehlikenin büyüklüğünü anlatmak bir büyük problem oluyor.

Garbın çürümüş, kokuşmuş, tefessüh etmiş batıl formüllerinden medet uman gaflet içinde ne çok büyük kafa(!) var değil mi

Günümüzde "Büyük kafa" çok ama gaflette olan da çok, değil mi