Tehlike büyük

Abone Ol

Son günlerde tuhaf şeyler yaşanmakta. Sanki savaşta imişiz gibi ülkemize esrarengiz uçaklar girip çıkmakta. Hava sahamıza izinsiz giren, kimliğini saklayan bu uçaklar etrafta cirit atarken, sanki sinek gibi ehemmiyetsiz bulduğu bu uçaklara Türk halkı, olabildiğince rahvan ve kayıtsız bakabilmekte. CIA ya ait uçakların; hükümetin, sivil toplum örgütlerinin, halkın umurunda olmaması meselenin vehametin daha da artırmakta.

Kadercilikte abartıyı elden bırakmayan Türkiye halkı, enselerinden soluyan tehlikeyi sükûnetle izleyebilmekte. Esrarengiz uçaklar, elleriyle koymuş gibi suçlu takibi yapabilmekte, kafalarına uymayanları sorgulayabilmekte, hatta uçağa atıp, gözden Irak bir memlekette dilediklerince işkence yapabilmekteler. Yakın geçmişte gizli çevrilen bu entrikalar, artık uluslararası hukukun, kamunun gözlerine baka baka yapılmakta. Amerika nın işgal ve işkence işbirlikçisi ülkeler ve halkları da yüzleri kızarmadan bu insan hakları ihlallerine katılabilmekteler.

Çağın tehdidi Amerika, Irak ı gösterip sağ vurmaya devam etmekte. Irak a karşı saldırı serüveni hayalleri  kuran küresel haydut, Türkiyeliye de, görkemli topraklarında yalnız başına sefa sürmeyi bağışlamaya hiç niyetli gözükmüyor. Irak katliamcısı Bush un, yanlış enformasyon aldık, Irak la ilgili işgal gerekçesinin yalan olduğunu öğrendik sözleri dünyayı ayağa kaldırmıyor. Hitler in yirmi birinci yüzyıl versiyonu, ondan da vahşi katil, yalanları itiraf ediyor, günah çıkarıyor, yeni cinayetler için Suriye ve İran ı hedef gösteriyor. Uluslararası mahkemeleri, sivil toplum örgütleri, kendi halkı, barış gönüllüleri, adamı yargılamak için parmaklarını bile kıpırdatmıyorlar. Hitler i yargılamak için çok şevkle hareket eden çevre, Bush için hiç de istekli davranmıyor. İşgal yanlışmış ama elimiz tamamen boş da değil, Saddam ile olta doldu, hezeyanları kimseleri galeyana getirmiyor. Bush efendinin mezbahasının paralı askerleri, yeni kurbanları doğramak için bıçaklarını bilerken, dünya ne kadar sessiz böyle. Acaba canı acıyacak olanlar Müslüman olduğu için mi dünya kamuoyu bu kadar müsterih.

Ancak bıçaklar bilenirken, ortada dolaşan kurbanlar İran ve Suriye olurken, evlerinde saf saf televizyon seyreden Türkiyeliler semiz bir kurbanlık olduklarını çok çabuk unutmaktalar. Bombanın pimini nerede çektiğini kamufle edecek kadar sinsi olan süper güç, Şemdinliye düşen ateşin köz ettiği yüreklerde, bıçağın çelik aksanını iyice parlatmakta. Bir milleti bölüp ayırmaya muktedir güç, hangi sırtlan hikaye ile geri dönecek, kimimizi sıtma tutmuş bile.

Ne ki saflıkta sınırsızlığımız paşalarımıza madalya takarken, bu Amerika niçin bizi bu kadar seviyor diye düşünemeyişimiz İsrail neden, memleketinin sokaklarından tank geçirmişlere ödül verir Ödül açlığımızı neden bazı ülkeler doyurur. Amerikan çıkarlarını korumak için maaşa bağlanan gazetecileri yağdanlık yazılarından bile tanıyamayışımız ülkemizde cirit atan casuslarla, tuzaklarla, uçaklarla alâkadar olmayışlarımız...

Güvendiğimiz içki masaları mı Kadeh kaldırılan dost edebiyatı mı Çöldeki kurbanları geri kalmışlardı, harmaniyelerine sarılmış yoksullardı, öldürülmeleri yankı vermezdi. Sanıyor musunuz ki laik kıyafetli postlarını canınızı kurtarmanıza yardım edecek çocukları katletmekten çekinmeyen sanat eserlerini barbarca yok eden küresel haydut, ne laik postlarınızı, ne de elimizdeki içki kadehini görecektir.