Tefrika yaparak büyümek

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim;

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (c.c.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize, âline ve sahabelerine olsun.

İhtilaf; söz ve davranışta birinin tuttuğu yoldan başka bir yol tutmak demektir. Bu ayrı baş çekme anlamına da tefrikadır ve kınanmıştır. İhtilâf; farklı bir görüşe sahip olma, farklı görüşlerden birini benimseme anlamında da kullanılır ki bu ihtilaf, tefrikaya sebep olmaz.

İhtilaf kavramı; Kur’an ve sünnette mutlak olarak zikredildiğinde olumsuz anlamda kullanılmış, daima birlik olmak, tefrika ve ihtilaftan kaçınmak emredilmiştir. Çünkü İslam tefrika değil tevhit yani birlik olma dinidir. Biz bu yazıda, fıkhi içtihatlardan kaynaklanan ihtilaflardan söz etmeyeceğiz. Sözünü edeceğimiz ihtilaf, itikadi ve siyasi konularda yaşanan tefrikalardır. Müslümanlar; itikadi konularda ve meşru siyaset ve hedeflerinde ittifak etmek zorundadırlar. Ümmet birliği, akide birliğinin gereğidir. ENBİYA 92: “Gerçekten, sizin bu ümmetiniz tek bir ümmettir. Ben de sizin rabbinizim, öyleyse bana ibadet ediniz.”

Yani Cenabı Allah; benim size bildirdiğim “hak ve adalet” esaslarına göre faaliyette bulunun diyor. Birlikte rahmet, ayrılıkta ise azap vardır. ALİ İMRAN 105: “Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ihtilâf ederek ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için pek büyük bir azap vardır.”  Bu ayette müminlere, müşrikler, Yahudiler, Hıristiyanlar ve münafıklar gibi tefrika yapmayın parçalanmayın ikazı vardır. Müslüman, İslam’da ittifak eden, tefrikayı değil kardeşliği esas alan kimsedir. Çünkü emir böyledir. ALİ İMRAN 103: “Hep birlikte, bir bütün olarak Allah’ın ipine (Kur’an’a ve düzeni İslam’a) sımsıkı yapışın; hiçbir şart altında tefrika yapmayın. Allah’ın size olan nimetlerini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman kişiler idiniz de O, gönüllerinizi birleştirmiş ve O’nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz…” Atalarımız “sürüden ayrılan koyunu kurt kapar” demişler. Nefsin, şeytanın, şeytanlaşmış insanların telkin ettiği günah bataklığından, Allah’ın ipi olan Kur’an’a sarılarak kurtulabi¬liriz.

 

AYETLER

ENAM 153: “Şüphesiz bu Benim dosdoğru (Hak İslam) yolumdur; ona uyun. (Başka batıl) yollara uymayın. Zira diğer yollar sizi Allah’ın yolundan ayırır. İşte (kötülükten) sakınmanız için Allah size bunları emretti.”

ENFAL 46: “Allah’a ve Resulüne itaat edin; çekişip birbirinize düşmeyin. Sonra çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir.”

ŞURA 13-14: “Dini ikame edin, ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin’ diye, din olarak Nuh’a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya tavsiye ettiğimizi Allah size de din (adil düzen) kıldı. Fakat kendilerini çağırdığın bu düzen, Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. Allah dilediğini kendisine seçer ve kendisine yöneleni de doğru yola iletir. Onlar, kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki çekememezlik yüzünden tefrikaya düştüler. Eğer belli bir süreye kadar Rabbinden bir erteleme sözü geçmiş olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilirdi...” Cenabı Allah’a, Peygamberine iman edenler, hiçbir şart altında tefrikaya düşmezler.

HADİSLER

TİRMİZİ-FİTEN 7:  “Allah’ın kudret eli, (yardımı) cemaatle beraberdir.”

BUHARİ-FİTEN 2: “Cemaatten bir karış ayrılıp sonra ölen kimse, cahiliyye ölümü ile (inkârcılık ve şirk üzere) ölmüş olur.”

İBN MACE-MESACİD 17: “Vallahi bazı toplumlar ya cemaatleri terk etmekten vazgeçecekler ya da Allah onların kalplerini mühürleyecek, sonra da onlar muhakkak gafillerden olacaklardır.”

 

MÜSLİM-İLİM 2: Abdullah bin Amr’dan şöyle rivayet edilmiştir: “Bir gün erkenden Resulüllaha (s.a.s.) gittim. Derken bir ayeti kerime hususunda ihtilaf eden iki adamın sesini işitti de, Resulüllah (s.a.s.) yanımıza çıktı. Yüzündeki kızgınlık ve gazap belli oluyordu. Ve: “Sizden öncekiler ancak ve ancak Kitab hakkında ihtilafları sebebiyle helak oldular” buyurdular.

BUHARİ-4/117: “Sizin için korktuğum, dünyanın sizden öncekilerin önüne yayıldığı gibi, sizin önünüze de yayılıp onların birbirlerine karşı nefis yaptıkları gibi, sizin de birbirinize karşı nefis yapmanız ve bu durumun onları helak ettiği gibi sizi de helak etmesidir.” Tefrikada, cedelleşmede, kısır çekişmelerde de hayır yoktur ve kardeşler arasına düşmanlık sokar. Münakaşanın fitnesinden emin olunmaz. Önemli olan müzakeredir. Müzakere ise kardeşliği pekiştirir.

TEFRİKA YAPANLAR

Milli Görüş; hakkı üstün tutan, nefis terbiyesini esas alan, maneviyatcılığı benimseyen bir davadır. Milli Görüş; adaletin hâkim zulmün zail olması için “yeni bir saadet dünyası”nı kurmayı esas alan, asrın en mühim hareketidir. Niyeti, bütün insanlığın saadetidir. Temelinde ise sevgi ve şefkat vardır. Milli Görüş’e zarar vermek isteyenlerin en tehlikeli olanı, hareketi içeriden çökertmeye çalışan işbirlikçi tefrikacılardır. Bunlar kendilerini böyle görmüyor olabilirler. Günahı hayır diye tanımlamak, günahı günah olmaktan çıkarmaz. Medine’den hocamız Erzurumlu Hattat Mustafa Necati, 80’lerin başında İGMG’de yaşanan Kaplan tefrikasında yer alan “ayrılacağız ve büyüyeceğiz” diyen öğrencisine: “Hem bölirsen, hem büyirsen, bu nasıl olur. Yakın bir zamanda birbirinize girer, kanlı pıçaklı olursunuz” dediğini hiç unutamam. Milli Görüş içinde yaşanan en büyük tefrika; “Ben bir bölen olmayacağım” diyen Erdoğan ve arkadaşlarının tefrikasıdır. Erdoğan ve arkadaşlarına “Milli Görüş gömleği”ni çıkarmaya sürükleyen sebep, “kendi iktidarlarını, davanın iktidarına” tercih etmiş olmalarıdır. Arzu ettiklerine ulaştılar, ama nasıl..? İkinci büyük tefrika ise, “Harun gibi gelip, Karun gibi gitmeyeceğim” diyen Kurtulmuş ve arkadaşlarının tefrikasıdır ki bunlar da vazifelerini yaptılar ve muratlarına erdiler. Şimdilerde de, “Saadet Partisi Milli Görüş’ü temsil etmiyor” denilerek başka bir denem daha yapılmak isteniyor. Bilinmelidir ki Erbakan Hocamız; Milli Görüş hareketine yönelik olarak yapılan bu girişimleri hep “palyaçoluk” olarak nitelemiştir. Hocamızın, “Saadet Partisi, son imtihanı da kazananların partisidir” sözü her şeyi özetlemektedir. Selam hidayete tabi olanlara…