Gündem

Tedbirler zamanında alınsaydı teğet geçerdi

Tedbirler zamanında alınsaydı ?teğet' geçerdi

Abone Ol

Küresel krizden kırılgan büyümeye, Türkiye ve Dünya Ekonomisi 2010 raporunu düzenledikleri basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşan ASKON Genel Başkanı Mustafa Koca, "2009‘un ilk altı ayında bütün şirketler zarar bilançoları açıkladı. Eğer bu dönemde tedbirler zamanında alınabilmiş olsaydı, Başbakan‘ın deyimiyle belki kriz teğet geçerdi, ama maalesef geçmedi" dedi.

ASKON Genel Başkanı Mustafa Koca, Küresel krizden kırılgan büyümeye, Türkiye ve Dünya Ekonomisi 2010 raporunu düzenledikleri bir basın toplantısıyla kamuoyuna açıkladı. ASKON Genel Başkanı Mustafa Koca, ASKON Genel Başkan Yardımcısı Sıtkı Abdullahoğlu ASKON Genel Sekreteri M. Akif Bayramoğlu ve ASKON yetkililerinin katıldığı basın toplantısında, Türkiye ve dünyanın ekonomi panoraması ortaya konuldu.

Moral bozulmasın diye

Türkiye‘nin ekonomik açıdan çok zor bir dönemden geçtiğini, milletin moralinin bozulmaması için sürekli iyimser rakamlar açıkladıklarını belirten Mustafa Koca, "2009 yılının ilk altı ayında hemen hemen tüm şirketler zarar açıklamıştır. Eğer kriz tedbirleri zamanında alınmış olsaydı, Başbakanın deyimiyle belki kriz o zaman ekonomimize teğet geçecekti. Ama iş işten geçmiştir. Şu anda piyasalar toparlanma sürecine girmiştir" dedi.

Türkiye‘ye sermaye girişi noktasında Başbakan Tayyip Erdoğan‘ın "Paranın dini imanı olmaz" tesbitine katılmadıklarını belirten Koca, "Paranın dini imanı belki olmaz ama, parayı elinde tutan insanların dini ve imanı olması gerekir. Biz ASKON olarak, paranın her türlü yolla kazanılması fikrine kesinlikle karşıyız. Ve bu sebeple diyoruz ki, "Paranın helalı olmalı, haramı olmamalı. Zaten bu fikrimizi de binlerce KOBİ‘mizi temsil eden sloganımızla (Haklı Zenginlik) olarak açıklıyoruz" diye konuştu.

Anayasa sivilleşmeli

Koca, Anayasa‘nın kesinlikle sivilleşmesi gerektiğini söyleyerek "28 senedir bu Anayasanın değiştirilmesi gerekiyordu. Biz geçmiş dönemde TOBB‘la birlikte Anayasa üzerinde bir çalışma gerçekleştirdik ve bu değişiklik paketimizi kamuoyuyla paylaştık. Demokrasi adına, İnsan hak ve hürriyetleri açısından bu Anayasanın değiştirilmesi yönünde bir talep içindeyiz" açıklamasını yaptı. Mevcut küresel sistem içinde, ülkelerden doğup küresel boyuta ulaşan krizleri kontrol edecek güvenilir bir organizasyon bulunmadığını vurgulayan Koca, " IMF bu rolü oynarken çok düşük notlar almıştır. Dolayısıyla finansal mimari eleştirilmiş ve farklı çözümler konuşulmaya başlanmıştır. Bankacılık kesiminin kurtarılması adına sağlanan likidite, reel sektörü sıkıntıya sokacak sonuçlar doğurmuştur. Artık banka kârları tekrar sermaye birikimine aktarılmalıdır." Diye konuştu.

Tüketici güveni kötümser

Türkiye‘nin kriz ortamında yaşadığı daralmanın 60 yıldır yaşanan en yüksek daralma olduğunu kaydeden Koca, "Nüfus artışı ve finansal sistemin entegre vaziyette çalışması, riskleri daha da fazla yaymıştır. Her şeye rağmen kredi notumuz yükselmiştir. İlk defa IMF dayatması olmadan en büyük krizlerden birini, kendi imkanlarımızla çözme makamındayız.

Genel resim bu olmakla birlikte, göreceli olarak krizden fazla etkilendiğimiz de bir gerçektir. Ancak son veriler göstermektedir ki güven yeniden tesis edilme sürecindedir.  2009 yılı süresince tüketici güveni, 100‘ün altındadır. Dolayısıyla kötümserlik hakimdir.  Ancak, 2008 yılı sonundan bugüne baktığımızda tüketici güveninin bir artış trendinde olduğunu söyleyebiliriz. Kurulan ve Kapanan Şirket sayılarına baktığımızda ise; TÜİK verilerine göre, 2009 yılında; 2008 yılına göre kurulan şirket ve kooperatif sayısı yüzde 9,2 azalmıştır. Kapanan ticaret unvanlı işyerleri sayısı ise bir önceki yıla göre yüzde 13,2 azalmıştır.

Mustafa Koca, sektörler bazında ekonominin değerlendirilmesinde tarım ve hayvancılık sektörünün ülkenin en önemli kanayan yarası olduğunu belirterek, "En belirleyici ağırlığımızın olduğu sanayi sektöründe ise, düşüş tüm ekonomiyi etkilemiştir. İlk on aydaki düşüş 13.1 oranında olmuştur. Şimdi yavaşta olsa düzelme emareleri kendini göstermektedir" dedi.

Tekstil sektörüne özel analiz

*Tekstil ve giyim sanayinde çok fazla kayıt dışılık bulunmaktadır. Bu da büyük bir haksız rekabete neden olmaktadır.

*Dampingli malların Türkiye‘ye girmesini önlemek için alınan tedbirler yetersizdir. Soruşturmalar ve mahkemeler uzun sürmekte bu nedenle sektör ulus ötesi haksız rekabetten de ciddi zararlar görmektedir.

*Hükümetler bugüne kadar tekstil ve konfeksiyon sektörünü bir stratejiye dayandırmadan teşvik ettiler.

*Doğrudan maliyet kalemleri içinde yer almasa da, Türk Lirası‘nın son 2 yılda aşırı değer kazanması sektörü olumsuz etkilemektedir.

*Sektörün maliyetleri içinde işçiliğin payı yüzde 15 civarındayken,  bu oran hazır giyimde yüzde 30‘a kadar çıkmaktadır. Bu da rekabeti olumsuz etkilemektedir.

*Enerji girdilerindeki yüksek fiyatlar tüm sektörler gibi bu sektörü de etkilemektedir.

Elektrik enerjisi ve doğal gaz fiyatları, OECD ülkeleri ortalamalarına ve pek çok gelişmekte olan ülkeye göre yüksektir"

Alınması gereken ekonomik tedbirler

*İç pazar desteklenmeli, düşük gelirlilerin alım gücü artırılmalıdır.

*Vergi, sigorta, enerji borçları ile ilgili yeniden yapılandırılmalar olmalı, teminat şartları uygun hale getirilmelidir.

*Peşin vergi uygulamasına son verilmelidir.

*Devlet, firmalara olan borçlarını nakit olarak ödemelidir.

*Yerli üreticinin korunması ve desteklenmesi amacıyla kamu alımlarındaki yüzde 15‘lik yerli kotası % 25 ‘e çıkarılmalıdır.

*Uzun vadeli konut üretimi ve tüketimine ilişkin tüm yükler kaldırılmalıdır.  İnşaat malzemelerinde KDV indirimi yapılmalıdır. TOKİ‘ye sağlanan bazı imkanlar özel firmalara da sağlanmalıdır.

*Doğu ve Güneydoğu Anadolu‘da turizm sektörü dahil her türlü hizmet sektöründeki vergi oranları yüzde 5‘e indirilmelidir.

*Ülkemizde gayrimenkul almak isteyen yabancı veya yabancı ortaklı Türk şirketlerinin işlemleri hızlı bir şekilde yapılmalıdır.

*Organize perakende sektörünü düzenleyecek kanun meclise sunulmalı, perakende sektöründeki indirimler de kurala bağlanmalıdır.

*Akaryakıtta serbest piyasa ekonomisinin işleyişine dışarıdan müdahale yapılmamalıdır.

*Kredi Garanti Fonu‘nun mali imkanları artırılmalıdır.  KOBİ‘lere yönelik krediler uygun koşullara bağlanmalıdır.

*Tarım ve hayvancılıktaki ciddi sorunlar nedeni ile KDV oranlarının yüzde 1‘e indirilmesi gerekmektedir.

*İthalat kontrolleri artmalıdır.

İşsizliği azaltmak için

*Ülkemizin, istihdam konusundaki arz-talep dengesini koordine edecek bir yapılanmaya ihtiyacı vardır.

*İhtiyaca uygun nitelik kazandırma her programın konusu olmak zorundadır.

*Eğitim konusu en stratejik boyuttur. Meslek eğitiminden başlamak üzere, yüksek okul, üniversite ve meslek içi eğitimler yeni iş üretme ihtiyacına göre sürekli ve dinamik olarak devrede tutulmalıdır.

*Stratejik bir karar olarak, istihdama destek olmak amacıyla KOBİ yapısı desteklenmelidir.

*Esnek çalışma modelleri sigorta sistemleri devreye alınmalıdır.

*Tarıma dayalı sanayinin özellikle desteklenmesi gerekir.

*Mikro kredi uygulamaları yaygınlaştırılmalıdır.

*Kamuda yerli malı kullanma kotaları % 25 ler seviyesine çıkarılmalıdır.

* Yabancı işçi konusunda biraz daha dikkat edilmeli öncelik mutlaka yerli işçiye verilmelidir.