Son yıllarda ebeveynlerin çocukları üzerindeki
kontrollerini kaybettiklerine şahit oluyoruz. Çocuğun aile içindeki konumunun
değişmesi ve merkezi bir noktaya gelmesi uzmanların ve eğitimcilerin
gündeminden düşmüyor. Bugünün çocukları her şeyi ben bilirim havasında hareket
ediyor ve büyüklerin tavsiyelerine kulak asmıyorlar. Genç kuşak geçmişinden
utanıyor, kökleri ile olan bağını kopararak ait olduğu kültürel kimlikten
uzaklaşıyor. Gençler nasihat dinlemekten hoşlanmıyor, kendilerini her konuda
mahir kabul ediyorlar. Oysa bir insan ya da bir toplum, geçmişin içinden
süzülüp gelen değerler bütünü ile kaimdir. O yüzden büyüklerimiz eskiyi hiçbir
zaman eskimiş olarak görmemiş aksine değerli birer eser gibi okumuş ve
içselleştirmişlerdir. Onlar büyüklerin mirası olan tecrübeleri okuyarak bugünü
inşa etmişler ve bunu bir görev olarak addetmişlerdir. . Eski, birey ve
toplumların yerel renklerini taşır. Fakat bu değerler artık, küresel kültürün
potasında eriyen çocuklar için bir anlam ifade etmiyor.
Batı toplumunda, sanatkârlar, şirket yöneticileri ve
politikacılar tecrübelerine bilgi ve birikimlerine özel bir değer biçiyor ve
hayat hikâyelerini para ile satıyorlar. Özel programlar eşliğinde tecrübelerini
paylaşıyor ve insanları yönlendirmeye çalışıyorlar.
Bizim kültürümüzde ise büyükler tecrübelerini aktarmayı
bir görev bilir bu işi gönüllü olarak yaparlardı. Bizler onların yakınlarında
yer alır ve nasihatlerini severek dinlerdik. Küreselleşmenin hızla arttığı son
dönemeçte ise bırakın tecrübelerimizi aktarmayı, çocuklarımızla bir araya gelip
aynı dili dahi konuşamıyoruz. İki yabancı gibi aramıza mesafeler örüyoruz.
Gençlerimiz büyükleri dinlemektense hayatı yaşayarak öğrenmeyi tercih
ediyorlar. Profesyonel iş yaşamında bilgi ve tecrübelerin genç kuşağa aktırılması
önem taşısa da, sosyal yaşamda bu mümkün olmuyor. Gençler ebeveynleri ile
sohbet etmek yerine medya ile iletişim kuruyorlar. Burada gencin ilgi alanına
giren ya da girmeyen birçok aktarım aynı anda yapılıyor. Çocuklar kendilerini
küçülen ailenin reisi olarak görüyor ve anne babanın yetkinliğini alaşağı
ediyorlar. Bu patolojik bir durumdur. Zira İslam kültüründe anne baba ve
çocukların bulunduğu koordinatlar bellidir ve bu koordinatlar yaşantısal olarak
korunur. Ailenin bekası için bu şarttır.