ABD Başkanı’nın Afganistan’ı işgali sırasında kendilerine destek veren 200’den fazla Afgan’ın aileleri ile birlikte ülkelerine giriş izni vereceklerini içeren açıklamaları ister istemez kuşkularımızı arttırdı ve kapılar ardında hangi senaryoların yazıldığını, savaş yorgunu insanları hangi tuzakların beklediğini düşündük. Bilirsiniz; zalimin merhameti, vefası yoktur çıkarları vardır, dolayısıyla bu kişilerin hangi amaçla ve nasıl kullanılacaklarını bilemiyoruz. ABD acaba bu insanları suç örgütlerine yönlendirerek maşa olarak mı kullanacak, vatandaşına reva görmediği ağır ve ayakaltı işleri bu kişilere yükleyerek onları köleleştirecek mi, ajan olarak mı görevlendirecek, ya da savaşın hezimetini kamufle etmek için bu insanları bir araç olarak mı kullanacak? Nitekim ABD Afgan halkının kendilerine karşı Taliban’ı destekleyerek güç elde edeceklerini hesaba katmamıştı ve ikinci bir hezimet yaşadı. Giderken yaptıkları şov ile halkların gözlerini boyamaya çalışsalar da, bu tavır bir düşüşün, bir yenilginin sonucuydu fakat tecrübelerimiz bu şovun ardında farklı niyetlerin olabileceğini düşündürdü.
Afgan ailelere yönelik açıklamaların ardından uçağa üşüşen halkın hazin görüntülerini medya üzerinden servis ederek, bu insanların kendilerine ihtiyaçlı olduğu intibaını uyandırmaya çalışan işgalci zihniyet, bölgeden fiziken uzaklaşmış olsa da elini çekmemek için her yolu deniyor. Nitekim ABD’li yetkililer Afganistan’ı terk ettikten sonra ülkede yoğun iç çatışmaların olacağını, Taliban’ın halk üzerinde baskı kurarak özgürlüklerini kısıtlayacağını, yoksulluğun, içsel çatışmaların, baskıların ülkeyi yaşanmaz hale getireceğini, kadınların ağır baskılara maruz kalacağını dolaylı yollardan lanse ederek halkın yüreğine korku salmaya çalıştılar. Ve savaş yorgunu halk bu maksatlı propagandalardan etkilenerek bir kargo uçağının kanatlarına yapışıp olası tehlikelerden uzaklaşabileceklerini düşündüler. Yenilgiyi hazmedemeyen ABD’li yetkililer, bölgede iç karışıklığın olabileceğini ima edip korku salmaya devam ettiler. Fakat işler bekledikleri gibi gitmedi, Taliban gelir gelmez genel af ilan etti ve kadınlar dâhil ehil olan kişileri yönetime katılmaya davet etti, ülkesinde herkesin güven içinde olacağını açıkladı. Bu durum doğal olarak işgalcilerde ciddi anlamda rahatsızlık uyandırdı ve iç kargaşaya sebebiyet verebilmek için ellerini kollarını sıvadılar. Zira öyle sanıyorum ki ABD içeriden ve dışarıdan bağlantı kurduğu işbirlikçilerini besleyerek, dini, etnik ve mezhepsel bir çatışma ortamı oluşturmayı ve bölgeyi uzaktan kumanda etmeyi hayal ediyor. Nitekim Ahmet Mesut ve Emrullah Salih’in Taliban karşıtı olarak ortaya çıkması ve bu noktada ABD’den destek beklentilerini ifade etmesi sanırım bir tesadüf değil. Ancak 40 yılı aşkındır savaşın yıkıcı etkilerini yaşayan halkın, geçmişte yaşanan tecrübelerden ders çıkarıp, bu tür eylemlere fırsat vermeyeceğini düşünüyoruz. Tecrübe bir güçtür, doğru okunduğunda işe yarayacak ve başarıya dönüşecektir.