TBMM yeterli sayıda engelli yok

Abone Ol

“Engelsiz hayat, engelsiz dünya, engelsiz Türkiye, engellilerin önündeki engelleri kaldıracağız, bütün engelleri aşacağız” gibi sözleri hemen herkes dolu dolu kulaklarınca duymuştur. Duymuştur diyoruz, çünkü daha dün seçim öncesi siyasi aktörlerin nutuklarında, kalabalık topluluklara hitap ederken olabildiğince yüksek sesle seslendirildiğini  kimse unutmamıştır. Evet sözler böyle, işin realitesi acaba öyle mi? İşte seçim sonuçlarını gördük. Parlamento'nun aritmetiği ortada. 600 kişilik TBMM’de sadece üç tane engelli milletvekilinin olması engellilere ne derece önem verildiğini, pardon yani verilmediğini bariz bir şekilde gösteriyor. Bu durumdan engelli camiası tatmin olmuş mudur? En az on iki milyon engellisi bulunan ülkenin meclisinde sadece ama sadece üç tane engelli milletvekiline yer verilmesi, atılan nutukların karşısında acaba ne anlama gelmektedir? Siyasetin yalanı, dolanı, aldatması, ikiyüzlülüğü.. ne derseniz deyin... Bir de diyebilirsiniz ki, “Sayın Deniz Baykal da engelli konumunda.” Engelli milletvekili sayısı oldu dört. Bravo yani, 600’de 4, sanki fena değilmiş gibi duruyor. Bugünden yarına insanların ne olacağı belli değil. Bu sayı artabilir de. Hasbel kader Allah korusun ama, engellilere yardımcı olmak isteyenlerin birçoğu “Yarın biz de engelli olabiliriz” düşüncesiyle yardımcı oluyorlar. Kaygılarında haklılık payı yok değil. Yani her sağlıklı insan bir anda engelli olabiliyor. Tarih, bunun örnekleriyle dolu. Bilinen en son örnek de Sayın Baykal.

Ne şöhret, ne servet ne de etiket... Hiçbiri ama hiçbiri bu kaçınılmaz gerçeği değiştiremiyor. Engellilik de bir kişinin bakan olmasına, vekil olmasına, şöhrete, servete ve etikete engel değildir. Tarih, bunların da örnekleriyle doludur. Hatta engellilik durumu, bir insanın evliya, peygamber ve sahabe olmasına da engel değildir. Durum böyle iken, engellilerin hak ettikleri yerde olamaması, gerekli imkânların sunulmaması, vaat edilenlerin yapılmaması neyin emaresidir acaba? Bu durum bize göre şunu gösteriyor: Yapılan işlerde Allah rızası gözetilmediği için ve herkes kendi çıkarını düşündüğünden, hak edenin hakkı verilmesinin yerine ancak gücün, paranın, torpilin ve rüşvetin hüküm sürdüğü bir ortamda ancak yandaşların dediği oluyor. Tabii olarak da değil engellilerin düşünülmesi, akıllarının ucundan dahi geçirmiyorlar. Geçirmedikleri de bu son tablodan belli oluyor. Daha bir şey söylemeye ne hacet. Engelli sivil toplumu, uğradığı bu hayal kırıklığını daha uzun yıllar yaşayacak gibi duruyor.

Muasır medeniyet seviyesine ulaşma hususunda Cumhuriyet tarihinde iktidarların sözleri çok olmuştur. Özellikle Avrupa Birliği'ne girme süreci içerisinde kadın hakları, çocuk hakları, insan hakları, hayvan hakları hatta engelli haklarından sıkça söz edilmiştir. Özellikle de kadın hakları ve hayvan hakları bağlamında kurulan dernekler ve buna bağlı gönüllü şahıslar seslerini çok yükseltmiş ve zaman zaman da kamuoyu oluşturmuşlardır. İş, engelli haklarına gelince sadece Dünya Özürlüler Günü’nde ve Engelliler Haftası’nda medyada birer cümleden öteye geçmeyen haber niteliğinde söz söyleniyor. Engellilerin özel gün ve haftasında bile hayvanlar kadar gündem oluşturmadığı ne yazık ki acı bir gerçektir. Biz hayvan haklarına, kadın haklarına, çocuk haklarına karşı mıyız? Hayır, asla. Değil ama toplumun diğer bir kesimi de ihmal edilmemelidir. Eğer ihmal ediliyorsa, o düşünce tarzında bir engel var demektir. Fiziksel olarak engellerin varlığı kaçınılmaz bir sonuçtur. Lakin düşünce engeli ise vahim bir sonuçtur. Allah kimseyi düşünce ve fikir engellisi etmesin. Vesselam.