Tavırsızlığın tepkisizliği!..

Abone Ol

Bilgisayarın başına önceki gün geçtiğimde "AB ye girmeye mecbur muyuz " sorusunun cevabını araştırmayı düşünüyordum. Ancak dış politikanın iç politika üzerindeki etki ve belirleyiciliğinin ağırlık kazandığı bir yazı oluştu. Bunun sonucu olarak dış politikamız üzerinde ABD nin ağırlığının hala AB den daha fazla oluşu sebebiyle iç politikadaki yeni gelişmelere ABD nin etkisini değerlendirmeye çalışmıştım.Bugün de Türkiye nin AB ile iliişkileri, daha doğrusu AB nin belirleyiciliği karşısındaki teslimiyetçiliğimizi ele almak istiyorum.

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ün Sofya da biraraya geldiği Fransa Dışişleri Bakanı Philipe Douste-Blazy ye hitabeden söylediği sözler karşısında şaşırdığımı belirtmek ve böylesine tavırsızlığı nasıl olup da bu ülkeyi yönetenlerin sergileyebildiğini düşündüm.

Dışişleri Bakanı Gül, Fransız Bakana Ermeni soykırımı iddialarını reddedenlere hapis cezası verilmesini öngören yasa tasarısını hatırlatarak, "Fransa ya gelip soykırım yok dersem beni hapse mi atacaksınız " diye sormuş. Fransa da bir tasarı hazırlanarak Ermeni iddialarının aslı olmadığını söylemeyi bile yasaklayacak,  iddiaların asılsız olduğunu söyleyenleri yargılayıp, yakaladığında hapse atmanın hazırlığı içinde olacak ve bizim Dışişleri Bakanımız böylesine çırkin bir tavır karşısında kendisini örnek gösterecek.. Bir bakıma tasarı yasalaştığı takdirde nasıl uygulanacağını öğrenme gayreti içinde olacak. Böyle bir yaklaşım işi hafife almak,suyunu çıkarmak değil midir Diyelim ki, Sayın Gül değilde bir başka Türk Fransa da Ermeni iddialarının doğru olmadığını söyledi ve hakkında dava açıldı.. Bu makul mü olacak Böyle saçmalık olur mu Olaya artık düşünce özgürlüğüne sınırlama getirildiği şeklinde bakmanın bir anlamı yoktur. Olay, düşünce özgürlüğünün ihlali olmasının yanında artık uluslararası teamüllerin  çiğnenmesi, hatta bir ulusa karşı saygısızlık ve terbiyesizliğe dayanmıştır.

Birileri çıkıp ortaya bir iddia atacak ve iddianın muhatapları da bunun yalan olduğunu, hatta yanlışlığını bile ileri süremeyecek. Sürecek olurlarsa hapse atılacak.. Bunu da bir ülke bir başka ülke adına yapacak.. Bunun mantığı olabilir mi

Böyle bir hazırlık içindeki Fransa ya karşı Dışişleri Bakanı Gül ün sözleri bir tavırsızlığın ve bunun sonucu olarak da bir tepkisizliğin ifadesi değil midir. Tavır böyle mi olmalı, tepki böyle mi gösterilmeli

Bunun da ötesinde ülkemize karşı böylesine hasmane bir tavır sergileyen Fransa ile hala AB içinde birlikte olmak düşünülebilir mi Bu onursuzluk olmaz mı

Fransa, böyle bir tasarıyı yasalaştırdığı takdirde gösterilecek tepkinin boyutları en azından bu ülke ile ilişkileri askıya almak olması gerekmez mi Bir takım sorularla konu geçiştirilebilir mi Uğradığımız haksızlık ve aşağılayıcı muamelerler karşısinde niçin sürekli alttan alan bir ülke oluyoruz Bizim alttan alışımız muhataplarımızın tavrını değiştirmiyor, ısrarla Ermeni iddialarını mutlak doğrular kabul edip, bizim savunma hakkımızı bile gasbeden bir ülke ya da ülkeler ile aynı topluluk içinde bulunabilmek için yırtınıp durmamızın bizim bilmediğimiz bir sebebi mi vardır Yoksa bir aşağılık kompleksinin esiri mi olduk

Bu ülkenin yönetiminde sorumlu mevkide olanlar, kendi pısırıklıklarına ülke haysiyet ve onurunu feda edemezler.. Ederlerse çekip giderler. Ülke bu kadar sahipsiz değildir. Hele hele Fransa böyle bir tasarıyı Türkiye den bir takım ekonomik menfaatler sağlamak için gündeme getirmiş ve bunu pazarlık konusu yapıyorsa, bizimde bu pazarlıkta taraf olarak masada yerimizi almamız gerçekten onur kırıcı değil midir

Özellikle dış politika bir takım kişilerin keyfine bırakılamaz. İş başında kimler bulunursa bulunsun bir takım olmazsa olmazlarımız vardır ve çizginin aşılması karşısında her türlü sonuc önceden kabullenilerek tavır sergilenir. Ülke, tavırsızlığın tepkisizliğine emanet edilemez.