Tatil Tadilatı

Abone Ol

Belli bir zaman aralığında hâlihazırda bulunulan yerden başka belli bir yerde bulunmanın esprisi nedir? Hava değişimi mi, macera mı, özlem gidermek mi, zihin yorgunluğunu atmak mı, sıla-i rahim mi! Galiba hepsi… Hepsi derken, hava değişimi büyük hastalık geçirmekte olan insanlara önerilen tıbbî altyapı kaynaklı bir durum. Macera ise yapacak bir şey bulamayıp anlatmak için yaşanılan yüzeysel zevk sebepli serüven tutkusu. Özlem ve zihin yorgunluğu gidermek isteğe bağlı kişisel bir davranış. Sıla-i rahim ise dinî bir vecibedir. Yaşananı söylemek gerekirse bugün bunların hepsi tek kelimede toplanmış durumda, nedir o kelime: Tatil!

İstanbul’a sonradan yerleşenlerde (İstanbul’a önceden yerleşen var mı ki!) her yıl yaz yaklaştığında bir telaş başlar. Telaşın adı memlekete gitmedir. Gitmesek olmaz mı, olmaz! Demek ki olmuyor! Yaz başladı mıydı bir telaştır bir koşturmacadır alıp başını gidiyor! Günler öncesinden hazırlıklar yapılıyor. Günler öncesinden biletler alınıyor! Aracı olanlar günler öncesinden araçlarının bakımını yapıyor/yaptırıyor. Karayolu, demiryolu, havayolu çalışıyor! Gökyüzü, bulutlar, ay ve güneş dahası yıldızlar çalışıyor! Tatilde memlekete gidilecek! Memleket buraya getirilse olmaz mı! Olur! Çok iyi olur! Zaten bütün memleket İstanbul’a gelmiş! Şehirler adeta boşalmış İstanbul’a akmış, akmaya devam ediyor! Köyler boşalmış… Birçok şehirde köyler artık tatil zamanı yani yaz mevsiminde gelinen yerler olarak ıssızlaşmış durumda! Büyükşehir statüsü verilen birçok şehirde köyler mahalle yapılarak köy kavramı kapsamıyla birlikte ortadan kaldırılmaya çalışılmış ama olmamış, olmuyor. Çünkü görünümü ve yaşantısıyla köy olan yerler büyükşehir merkez ilçe mahallesi olunca ne köy olarak kalabilmiş ne de mahalle olabilmiş; ortaya, ortaya karışık bir durum çıkmıştır. Her alanda fiyatlar büyükşehir pahalılığı konfor dağbaşı! Büyükşehrin imkânlarıyla köy görünümlü mahallenin imkânları arasında gerçekten dağlar var! Örneğin büyükşehir merkez ilçelerinde işleyen otobüsler her duraktan onbeş yirmi dakikada bir geçerken köy görünümlü mahallelerde durak olmadığı gibi günde dört kere sefer yapılıyor. Neye yaradı büyükşehir! Neye yaradı memleket!

Köyden mahalleye dönüştürülen yerler içeriden gelişir diye beklenirken tersi olmaya başlamış durumda; köy görünümlü mahallelerden şehre akış hızlandığı için şehir taşarak dışarıdan köylere doğru ilerliyor. Bu da, köy görünümlü mahallelerin ıssızlaşmasına neden oluyor. Adı mahalle; bilmem kaç hanenin yüzde doksanında sadece iki kişi yaşıyor; atmışbeş yaş üstü mahallesi olmuş bu mahalleler. Çünkü şehir merkezi pahalılığı köy görünümlü mahallere varınca vatandaş buradan ev alacağıma merkezden alırım demiş şehre göçmüş. Bir de, hastalıkta sağlıkta imkân meselelerini düşününce şehir merkezinin imkânı köy görünümlü mahallelerin imkânından kat kat üstün. Vatandaş da haklı!

Anadolu şehirlerinden İstanbul’a akışın nedenlerine bakıldığında da aynı gerekçeler görülecektir. Büyükşehir büyük imkân demektir, diyor insanımız. Doğruluk payı yok mu, fazlasıyla var. Peki, aynı imkânlar neden Anadolu şehirlerinde meydana getirilmez! Neden herkes doğduğu yerde doyurulmaz! Burada devletin iskân politikasıyla imkân politikasının birbiriyle hiç bir araya gelmediği ortaya çıkıyor. Ülkemiz giderek ithal ürünler ülkesi haline geliyor. Örneğin et ithali yapılıyor. Oysa hayvancılık imkânı oluşturularak köylerin boşalması engellenebilirdi. İnsanımıza insanca yaşam alanı sunularak hem hayvancılık yapılır hem de köylere büyükşehrin imkânları verilebilirdi. Artık ülkemiz o hale gelmiş ki vatandaş hem bahçesine domates dikiyor hem de domatesi marketten alıyor. Bu nasıl çelişki böyle! Olay basit aslında; her insana doğduğu şehirde doyacak imkân devlet denetiminde meydana getirilse birçok sorun ortadan kalkmış olacak.

Tatilden mi bahsedecektik; ne tatili birader Müslüman tatil yapmaz sıla-i rahim yapar!