Gündem

"Taşın altına elini koymak yetmez"

"Taşın altına elini koymak yetmez"

Abone Ol

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, "Yeni Anayasa‘yı yapmazsak herkesin şikayet ettiği, en başta Meclis‘te bulunan partilerimizin, sivil toplumun, meslek örgütlerinin şikayet ettiği bu anayasaya bir 30 yıl daha hayat hakkı tanımış oluruz‘‘ dedi.

Abant Toplantısı‘nda ‘‘Yeni Anayasa‘nın Çerçevesi‘‘ konusunda konuşan Çiçek hayırlı bir yola çıktıklarına inandığını, doğru bir yolda olduklarını ifade etti. Meclis Başkanı Çiçek, bu nedenle Uzlaşma Komisyonu üyeleri olarak bu konuyu canlı tutmak adına tüm Türkiye‘yi dolaştıklarını söyledi.

Sadece kadınlar, gençler ve çocukların fikirlerini alabilecekleri bir ortamı meydana getirmek adına 20 kadar çatı kuruluşunun organizasyonuyla bunları gerçekleştirdiklerini bildiren Çiçek, uzak yakın demeden, kimin tertip ettiğine bakmadan, bazen 5-10 dakikalık toplantı için 500 kilometre yol katettiklerini anlattı.

25 yıldır anayasa uygulamasının pratiğini bilen birisi olarak, Türkiye‘nin yeni bir anayasaya ihtiyacına inandığını söyleyen Çiçek, ‘‘Şüphesiz yeni bir anayasa her derde deva olmayacak. Anayasalara bu kadar büyük anlamlar yüklemenin de anlamı yok ama yeni bir anayasanın önemli ölçüde, sorunların çözümüne katkı sağlayacağına inanıyorum. Halkın katılımını gerçekten sağlayabilirsek ve düzgün bir Türkçe ile yazabilirsek, anayasadan kaynaklanan sorunların büyük kısmını geride bırakırız diye düşünüyorum‘‘ dedi. Bu kez bu işi olumlu sonuçlandırmak mecburiyetinde olduklarının altını çizen Çiçek, ‘‘Yapsak da olur yapmasak da olur anlayışı yok. Siyaset kurumu olarak mecburiyet olduğunu düşünüyorum. Yapacak olanlar evvela kendileri inanmalıdır. Kamuoyu baskısıyla bu sürece katılmak yerine, samimi olarak, Türkiye‘nin yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğuna inanarak bu işin içinde olmalıdır‘‘ şeklinde konuştu.

YARALAYICI OLMAYAN, TEMİZ BİR DİLE İHTİYAÇ VAR

Yeni anayasa yapılacaksa öncelikle suçlama dilinden kurtulmak gerektiğini vurgulayan Çiçek, şöyle devam etti:

‘‘İlla da suçlama gerekiyorsa absürt bir tanımım olacak; Herkes birbirine ne diyecekse desin, geride bırakalım ve işimize bakalım. Yeni bir anayasa yapacaksak, gerçekten bir bayram havasına ihtiyaç var. Suçlamalardan ve sertliklerden uzak durmalıyız. Kaba olmayan, yaralayıcı olmayan, temiz bir dille işleri konuşmamız gerekiyor. Anayasa gibi en zor ve çetrefilli olan, gerçekten dikkat isteyen bir konuda kaba ve yaralayıcı olmayan, temiz bir dille işleri müzakere etmemiz gerekiyor. Toplumun çok önemli bir kesiminin böyle düşündüğünü, böyle beklediğini ve böyle bir siyaseti özlediğini biliyorum. Onun için bu çatı kuruluşlarla beraber ziyaret ettiğim illerde bir tablo var. 4 siyasi parti bir araya geliyor, çok temiz bir üslupla konuyu izah ediyor. Büyük meslek örgütleri de bu sürecin yanında. Eğer bu tabloyu kurumsallaştırabilirsek, hele hele siyasetçiler bu tablonun ne kadar önemli olduğunun farkına varırsa biz bu anayasayı yaparız. Ben buna inanıyorum. Başlangıçta belki katılım biraz azdı ama daha sonraki zamanlarda Türkiye‘nin her tarafından ‘Bu toplantıları yapalım‘ diye talepler geliyor. Herkese bunun için teşekkür ediyorum. Topluma ümitsizlik pompalayanlar konusunda belki Meclis‘teki kavga görüntüleri de katkı sağlıyor. ‘Bunlar mı anayasayı yapacak‘ havasının yaygınlaşmamasına özen gösterilmelidir. Aksi takdirde bu durum, bu anayasanın yapılmasını istemeyen çevrelere imkan veriyor.‘‘

‘‘Herkes, kendi vicdanıyla cevap bulmak mecburiyetindedir‘‘

Yeni anayasayı yapmak mecburiyetinde olduklarını, ikinci bir seçeneğin bulunmadığını vurgulayan Çiçek, şunları kaydetti:

‘‘Peki yapmazsak ne olur? Hiç uzun konuşmaya gerek yok. Yapmazsak geriye dönüp 30 yıla bir bakalım. Yaşadığımız gerginliklerin, sıkıntıların önemli bir kısmının bu anayasadan kaynaklandığını bilmemiz lazım. Bu sıkıntılar, katmerlenerek devam eder. Herkesin şikayet ettiği, en başta Mecliste bulunan partilerimizin, sizlerin, sivil toplumun, meslek örgütlerinin şikayet ettiği bu anayasaya bir 30 yıl daha hayat hakkı tanımış oluruz. Buna hakkımız var mı, bu ne kadar doğru? Evvela buna herkes, kendi vicdanıyla bir cevap bulmak, cevap vermek mecburiyetindedir.  Özgürlükçü bir anayasa, demokrasi standardını yükseltecek bir anayasa, Türkiye‘nin uluslararası taahhütlerini karşılayacak bir anayasa, devletin işleyişini etkin ve verimli hale getirecek, devlet organları arasında dengeyi doğru dürüst kurmuş bir anayasa. Bu anayasayı yapmamız gerekiyor. Bütün mesele bunların nasıl düzenlenirse o hedeflere ulaşılacağı noktasındadır. Bu anayasayı yapmamaz gerekiyor. Aksi takdirde 30 yıl daha bu konuyu tartışırız. Peki 30 yıldır neyi tartıştık. Bu anayasanın ne kadar kötü olduğunu ve nasıl bir antidemokratik yol ve yöntemle yapıldığını tartıştık.‘‘