Tasarruf tedbirleri ne oldu?

Abone Ol

Hatırlayacaksınız;

Geçtiğimiz yılın (2024) Mayıs ayı idi...

Yani 1 seneden biraz fazla bir süre önce.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzası ile "kamuda tasarruf tedbirleri" genelgesi yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Genelgenin uygulanmasıyla ilgili olarak tüm kamu kurum ve kuruluşları tarafından gereken önlemler alınacak, her kademedeki yönetici tasarruf ilkelerinin uygulanmasından sorumlu olacaktı.

Buna göre, tedbirlerin uygulanması hassasiyetle takip edilecek, denetlenecek, raporlanacak ve aykırı hareket edenler hakkında gerekli yaptırımlar uygulanacaktı...

Buraya kadar her şey normal ve de olumlu...

***

Elbette kamuda mutlaka tasarruf olmalı idi ve buna uymayanlar hakkında gereken cezai müeyyide uygulanmalı idi...

Peki, gerçekten de uygulandı mı kamuda tasarruf?

* Mesela, kamu kurum ve kuruluşları tarafından bu 1 yılı aşkın süredir yurt içinde ve yurt dışında hiçbir şekilde yeni hizmet binası alınmadı mı? Kiralanmadı mı? Veya bu amaçla arsa veya arazi satın alınmadı mı, kamulaştırılmadı mı?

* Mesela, bu 1 yıl boyunca yeni lojman, her ne adla olursa olsun memur evi, kamp, kreş, eğitim, dinlenme ve benzeri sosyal tesis ve bunlarla ilgili arsa veya arazi satın alınmadı mı? Kamulaştırılmadı mı, yeni kiralama yapılmadı mı? Yeni inşaata başlanmadı mı?

* Mesela, savunma ve güvenlik hizmetlerinde kullanılanlar hariç mevcut lojman ve sosyal tesisler ekonomiye kazandırıldı mı?

* Mesela, lojman kiraları ve sosyal tesis ücretleri rayiç bedeller dikkate alınarak yeniden belirlendi mi?

* Mesela, kamu kurum ve kuruluşlarınca son 1 yılda her ne şekilde olursa olsun yeni taşıt edinilmedi mi? Elbette zorunlu durumlar hariç olmak üzere...

* Mesela, kamu taşıtları yerli ve elektrikli taşıtlara dönüştürüldü mü?

* Mesela, kamu kurum ve kuruluşlarınca hizmet alımı suretiyle kullanılan mevcut taşıtların sözleşme süresi uzatıldı mı uzatılmadı mı?

* Mesela, ilgili mevzuatında belirtilen makam ve hizmetler hariç olmak üzere, hibe dâhil her ne şekilde olursa olsun yabancı menşeli taşıtlar kullanılmaya devam etti mi etmedi mi?

* Mesela, "Bakanlıklarda hizmet taşıtlarından en fazla 3 adedi bakanlar tarafından belirlenecek esaslar çerçevesinde makam hizmetlerinde kullanılabilecek" kararı uygulandı mı?

* Mesela, memuriyet mahalli dışındaki görevlere (şehirler arası, merkezden taşraya ve taşradan merkeze vb.) zorunlu durumlar hariç resmi taşıtla gidildi mi gidilmedi mi?

* Mesela, genelge kapsamında edinimine izin verilen taşıtlar, kullanım süresi ve maliyet analizleri dikkate alınarak en ekonomik yöntemle temin edildi mi edilmedi mi?

GENELGEYE UYMAYANLAR HAKKINDA NE YAPILDI?

Sadece bu kadar mı? Değil elbette!

* Mesela, bakanlar, belediye başkanları ve üst yöneticiler tarafından cep telefonu tahsis edilen makamlar için aylık cep telefonu görüşme ücreti limitleri 1800 gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpılması sonucu bulunacak tutarı geçti mi geçmedi mi?

* Mesela, tüm yazışmaların elektronik bilgi sistemi üzerinden yapılması ivedilikle sağlandı mı? Elektronik bilgi sistemleri üzerinden yapılan resmi yazışmalar ayrıca posta ile de gönderildi mi gönderilmedi mi?

* Mesela, kamu kurum ve kuruluşlarının hizmet içi eğitim, konferans, seminer, çalıştay, sempozyum, toplantı, organizasyon ve benzeri faaliyetleri uzaktan erişim yöntemiyle yapıldı mı? Yüz yüze yapılması zorunlu olanlar ise kamu tesislerinde yapıldı mı?

* Mesela, zorunlu hallerde yapılacak yurt dışı geçici görevlendirmelerde, bu amaçla tahsis edilmiş ödenek aşıldı mı, aşılmadı mı?

* Mesela, idareyi ve faaliyetlerini tanıtmaya yönelik rapor, kitap, dergi, bülten ve benzeri yayınlar hiçbir şekilde basılamayacaktı, bu hüküm yerine getirildi mi? Bu dokümanlar elektronik ortamda yapıldı mı?

* Mesela, kamu kurum ve kuruluşlarınca hiçbir şekilde günlük gazete alımı yapılamayacak, görev alanı ile ilgili olmayan yayınlara abone olunmayacaktı. Bu hükme ne kadar riayet edildi?

* Mesela, zorunlu haller dışında son 1 yıldır büro malzemesi, makine ve teçhizat, teşrifat, bilgisayar ve donanım benzeri demirbaş alımı yapıldı mı yapılmadı mı?

* Mesela, kamuda personelin etkin kullanımı sağlanarak atıl personel oluşumuna izin verilmeyecekti. Emeklilik, istifa ve ölüm gibi nedenlerle meydana gelen azalma kadar yeni kadro ihdası ve kullanımı talebinde bulunulabilecekti. Bu uygulandı mı?

* Mesela, kamu personeli zorunlu haller dışında fazla mesai ve nöbet ücreti alacak şekilde çalıştırılmayacaktı. Bu hükme uyuldu mu?

* Mesela, kanun kapsamında çalışan işçilerin yıl içerisinde hak kazandıkları yıllık ücretli izin süreleri ilgili yıl içerisinde kullandırılacaktı. Ne oldu?

* Mesela, kamu kurum ve kuruluşlarında genel aydınlatmada LED dönüşümü ve diğer tasarruf sağlayıcı tedbirler hızla uygulamaya geçilecekti. Geçildi mi?

* Mesela, kamu bina ve tesislerinde yenilenebilir enerji kaynaklarından faydalanılmasına azami gayret gösterilecekti. Gösterildi mi?

* Mesela, su kullanımında israfı önlemek amacıyla gerekli tedbirler alınacak ve tasarruflu cihazlar tercih edilecekti. Yeşil alanların sulanmasında mümkün olduğunca şebeke suyu kullanılmayacaktı. Ne oldu?

***

Genelgenin hükümleri, bakanlıklarda bakan veya yardımcısı, kurumlarda üst yöneticiler, illerde valiler, belediyelerde ise belediye başkanları tarafından hassasiyetle izlenecek ve denetlenecek, aksine hareket edenler hakkında işlem yapılacaktı!

Merak ettik; bu genelgeye uymayanlar hakkında bugüne kadar ne gibi işlemler yapıldı acaba?

GAZZE; YALNIZ SÖZ DEĞİL, FİİLİ ADIM ŞART!

Gazze soykırımı...

Türkiye Yazarlar Birliği (TYB), İngilizce olarak da yayımlanan çağrısında şu görüşlere yer verdi;

1. "Birleşmiş Milletler’i ve uluslararası kurumları, Gazze’de akan kanı durdurmaya, soykırımın hukuki tescilini sağlamaya, insani koridorları derhal açmaya davet ediyoruz."

2. "Müslüman ülkeleri, kardeşlik ve ümmet bilinciyle hareket ederek yalnızca sözle değil, fiilî adımlarla Gazze halkının yanında olmaya çağırıyoruz."

3. "Avrupa devletleri ve ABD’yi, demokrasi ve insan hakları söylemlerini çifte standarttan arındırmaya, Gazze için de aynı hassasiyeti göstermeye davet ediyoruz."

4. "Uluslararası insani örgütleri, yardımların önünü açmak ve belgelerle soykırımı kayıt altına almak için daha kararlı bir mücadeleye çağırıyoruz. Bugün Gazze için yükseltilecek her ses, insanlığın ortak onurunu savunmak demektir. Biz edebiyatçılar, yazarlar ve düşünce insanları olarak kalemimizi bu vicdan mücadelesinin bir parçası kılmaya devam edeceğiz."