Tartışma kültürü

Abone Ol

İMAM-I AZAM oğlunu bir konuda biriyle tartışırken görür ve hemen susturur. Orada bulunanlar, “sizi başkalarıyla bu türden konuşmalar yaparken görüyoruz şimdi bizi neden engelliyorsun” diye sorarlar. Bunun üzerine İmam Azam “Biz konuşurken arkadaşımız kayıp düşmesin yanılmasın korkusuyla başımızda kuş taşır gibi dikkat ediyoruz. Siz ise arkadaşınızın yenik düşmesini istiyorsunuz” der.

Büyüklerimiz, yerli yersiz tartışmaların muhabbeti öldürebileceğini haber vermiş ve bizleri yapıcı olmaya teşvik etmişlerdir. Fakat bugün yediden yetmişe her gruptan insanın “doğruyu sadece ben bilirim” anlayışı ile hareket ettiklerini ve birbirlerini alt edebilmek için her yola başvurduklarını görmekteyiz. Farklılıklara saygı noktasında zayıf kaldığımızdan aşırı alınganlık gösteriyor ve duygularımızı kontrol edemiyoruz. Karşımızdaki kişinin varlığını kabul etme ve sorunlarımızı konuşarak çözüme götürme olgunluğuna sahip değiliz, Bunun en büyük nedeni aile ortamında ve çevremizde sergilenen olumsuz tavır ve tutumlardır. Bizler tartışma kültürünü çocukluktan itibaren öğreniyor ve tahayyül ettiğimiz savaşı kazanabilmek için sürekli cedelleşiyoruz. Karşımızdakinin insanlıkta ya da dinde kardeşimiz olduğunu unutup, aramıza sınır çiziyoruz.

Aile içi anlaşmazlıklarda baba elini masaya vurup avazı çıktığı kadar bağırıyor ve hemen kavgaya tutuşuyorsa, anne kendini savunmak adına babanın bütün hatalarını ortaya döküyorsa, büyük kardeş küçük kardeşin hakkını gasp ediyor ve baskın gelebilmek için mazeret üretiyorsa çocuklar ailede cedel kültürünü öğreniyorlar.

Bu çocuklar ileriki hayatlarında okumuş mürekkep yalamış ve toplumda saygın bir yere gelmiş olabilirler. Fakat bir konuda fikir beyan ederken, konunun anlaşmasına odaklanmak yerine daima karşılarındaki kişiyi alt etmeye çalışır ve bunu adet haline getirirler. Ekranlarda sözde aydın mütefekkir bir çok kişinin söz savaşı ile muhataplarını yerden yere vurduklarını ve baskın gelebilmek için her yola başvurduklarını görürsünüz. Çünkü çocukluk döneminden itibaren kendileri gibi düşünmeyenleri “öteki” olarak görmüş ve sınırları ayırmışlardır.

Eşiniz, çocuklarınız, arkadaşınız tanıdığınız ya da tanımadığınız bir kişi ile herhangi bir konuda fikir ayrılığına düştüğünüzde kendi düşüncelerinizi özgürce ifade etmekten kaçınmamalı fakat karşınızdaki kişinin de sizden farklı düşünebileceğini kabul etmelisiniz. Sizin gibi düşünmeyen insanların varlığını kabul etmek zorundasınız, Bu sizin tasvip etmediğiniz bir tavrı doğru bulduğunuzu göstermez. Fakat olgunluğunuzun bir işareti olur.