Tarım ürünlerinde fiyat artışını aracılarla izah etmek!..

Abone Ol

Tarım ürünlerinde oluşan fiyatın yüksekliği genellikle

aracıların doymaz hırsı ile izah edilir. Böylece de sanki soruna çözüm bulunmuş

olur. Bu köşede çeşitli kereler ifadeye çalıştığım gibi tarım ürünlerinde

üretici alnının terinin karşılığını alamadığı gibi, tüketicide yüksek bedel

ödemek zorunda kalmaktadır. Her ay açıklanan enflasyon rakamlarında yaklaşık

yüzde 30 gibi önemli bir payın gıdadan kaynaklandığı vurgulanıyor. Hemen

belirtelim ki, tarım ürünlerinde üretici ile tüketici arasındaki aracıları

ortadan kaldırmak mümkün değildir. Özellikle kış aylarında seralarda

yetiştirilen sebzelerin tüketicilere ulaştırılabilmesi için aracılara ihtiyaç

vardır. Aksi halde ürünler üreticilerin elinde kalır. Böyledir diye de

üreticiden 40-50 kuruşa alınan bir ürünün şehirlerde tüketicilere 3-4 liraya

satılması da doğal değildir. Öyle ise ortada bir yanlış işleyiş vardır ve

yanlışlığın giderilmesi gerekiyor. Sürekli olarak aracıları suçlayarak bir yere

varılamaz.

Son günlerin gündemini patates fiyatlarındaki anormal

artış oluşturuyor. Gazete ve televizyonlarda pazarlarda 4-5 liraya satılan

patates haberleri yer alıyor. Yetkililerin stoklarda 350-400 bin ton patates

bulunduğu ancak, piyasaya az miktarda sürüldüğü için fiyatının arttığını

belirtiyor. Bu tartışmaların yaşandığı şu günlerde yeni mahsul patatesin çıkmış

olmasına rağmen patatesin fiyatının istenen seviyeye inmemesinin doğru bir

açıklaması henüz yapılabilmiş değildir.

Patates ithal edilerek fiyatların düşürüleceği

yetkililerce ifade edilmiş, bu açıklama otomatik olarak azda olsa patates

fiyatlarını düşürmüştür. Ancak, tüm bunlar tüketicinin ve üreticinin zarar

görmesini engellemiyor. Meseleye kalıcı bir çözüm bulunması gerekiyor. Tarım

ürünleri genellikle belli mevsimlerde hasat edilmekte, saklanabilir olanların

depolarda muhafaza edilmesi yoluna gidilmektedir. Eskiden özellikle buğday ve

arpa devlet siloları ile ambarlarda saklanır, yıl boyunca ihtiyaç nispetinde

piyasaya sürülürdü. Elbette depo ve silo sahipleri bu hizmetlerinin karşılığı

belli bir kar sağlıyorlar. Sağlamları da gerekir. Bu noktada depocuların

piyasayı kontrolleri altına almaları, spekülasyon yapanlarının da engellenmesi

gerekiyor. Bu ise devletin görevidir. Serbest piyasa ekonomisi uygulanıyor diye

spekülatif faaliyetler haklı görülemez/görülmemeli. Böyle olunca da devletin

piyasadaki düzenleme görevini zamanında yapması gerekiyor. Söz gelimi patates

böylesine almış başını giderken, hatta yeni ürünün çıkması gündeme gelirken

ithalatı düşünmesi geç kalınmış bir harekettir. Hemen belirteyim ki, her

fırsatta tarım ülkesi olmakla övünürken tarım ürünlerinin ithal edilmesi

alkışlanamaz. Ancak, spekülatörlerin oyunu da bozulmalıdır. Özellikle hukuki

bakımdan bir boşluk var ise bu boşluğun giderilmesi şarttır.

Dayanıklı tarım ürünleri depolanıp dört mevsim piyasaya

sürülebilirken yazlık sebzeleri kış aylarında seralarda üreten çiftçilerin

durumu daha sıkıntılıdır. Ürettikleri sebzelerin tüketiciye kısa zamanda

ulaştırılıp birkaç günde tüketilmesi gerekiyor. Bunu yapanlar ise aracılardır.

Kışın sebze üretenlerin bugünkü şartlarda aracısız mallarını tüketiciye

ulaştırmaları mümkün değildir. Aracıları kaldırırsanız ürettikleri ürün

seralarının kapısında kalır. Aslında ister tarım ister sanayi alanında üreticilerle

tüketiciler arasında aracılara ihtiyaç vardır. Bazı firmalar ürettiklerini

kendileri pazarlama yoluna gitseler de bu durum tarımda sınırlı kalmaktadır.

Sözün özü; aracılara kızarak piyasayı düzenlemek mümkün

olmaz. Ama gerekli tedbirlerin alınması da gerekir. Bu tedbiri almak ise devlet

öncülüğünde mümkündür. Hangi alanda olursa olsun büyük işletmeler ve sermaye

sahipleri işlerini yürütebilmekte ama küçük üreticiler mallarını kendileri

pazara sürme imkânına sahip değiller. Artık; her fırsatta aracıları günah

keçisi haline getirmekten kurtulmak, yapılması gerekenleri yapmak mecburiyeti

vardır.