Tarihini bil; Tuzağa düşme!

Abone Ol

TARİH bir toplumun hafızasıdır. Tarihini bilmeyen milletler başka toplumların avı olurlar. Tarih ibret aynasıdır. İbni Haldun’un şu sözünü unutmayın: “Suyun suya benzediği gibi gelecek de geçmişe benzer.” Aktör ve kahramanları farklı da olsa olaylar hep aynı!

22-27 Ağustos’ta, İtalya’da 6 gün süren “Bizans Kongresi” düzenlendi. Ana gündem “ İstanbul’daki Bizans Mirası” başlığını taşıyordu. Kongreyi Millî Gazete adına tarihçi Tolga Saçıkaralı takip etti. Burada, Ortodoksluk ve kilise merkezli konuşmalar yapıldı. Bizans kongreleri “akademik Haçlı seferi” olma özelliği ile tanınıyor. “Çeşme’deki Bizans Yapılarını İhya Projesi”; “Ani Harabeleri”; “Fatih’teki Bizans Yapıları”; “Edirne’deki Bizans Saray Kalıntıları” gibi sunumlar dikkat çekiciydi.

Türkiyeli akademisyenlerden Ayşe Ercan ve Barış Altan “Bizans Konstantinopolis’ini Keşfetmek ve Korumak: İstanbul’da Arkeoloji ve Miras Politikaları” başlıklı sunumlarında Zeyrek Camii (Pantokrator Manastırı), Saraçhane’deki yeraltı kilisesi, Küçükyalı ve Aydos arkeolojik kazı bölgeleri hakkında bilgiler verdiler. Ayrıca, Barış Altan Yerebatan Sarayı ve Bizans Bukaleon Restorasyonunu örnek gösterdi.” (Millî Gazete, 30.08.2022)

Kongrenin en ilgi çekici çalışması, antik yolların gözlenmesi için hazırlanan “Bizans Coğrafyası Dijital Haritalama Sistemi Tabula” başlıklı sunum oldu. Sömürgeci ülkeler ellerinden çıkmış nice belde ve eserleri yeniden kazanmak için ciddi çalışmalar yapıyor. Pusuya yatmış, zayıf zamanımızı kolluyorlar. Su uyur düşman uyumaz. Düşmana karşı her an uyanık ve güçlü olmalıyız.

BİZANS’I UNUTMADILAR

KONGREDE Depaul Üniversitesi’nden Elena Boeck, “Gelişmekte Olan Sorunlu Bir Sınır Olarak 1453” başlıklı sunumunda Rus kaynaklarından şu anekdotu nakletti: “Ortodoks dünyası İstanbul için ağlıyor. Gün gelecek tekrar tanrısal azizler yetiştireceğiz. Çünkü biz gücümüzü Bilgelik Kilisesi Ayasofya’dan ve Ortodoksluktan alıyoruz.” Aradan 569 yıl geçmesine rağmen, Ortodoksların Konstantine’yi kaybetme acısı ilk günkü şekliyle tazeliğini korumaktadır.

İtalya’daki kongrede Anadolu’daki Bizans eserleri ile ilgili olarak da geniş sunumlar yapıldı. En küçük eseri bile göz ardı etmiyorlar. Hepsinin belgeleri, resimleri, mikrofilmleri ellerinde! Tarihlerini yaşatmakta titizlik gösteriyorlar. Üniversiteler bu konuda araştırmalar yapıyor. Tarih bilincini kökleştiriyor, canlı tutuyorlar.

Programda Bizans çalışmalarının online duyurusu yapıldı; “bizantolog.org” sitesi hakkında bilgi verildi. Bizantolog ekibi adına konuşan Görkem Günay faaliyetlerini anlattı: Yunanca yaz kursları, Bizans tarihi üzerine kitap okuma kampları, online konferanslar… Bizantolog’a destek verenler: Koç Üniversitesi, Vehbi Koç Vakfı ve Stavros Niarchos Vakfı ve Bizans Araştırmaları Merkezi.

Millet olarak nice badirelerin içinden geçtik. Nice tuzaklara düştük. İttihat ve Terakki eliyle Osmanlı, Balkan Savaşları’na sokuldu. Bu durum çöküşün yolunu açtı. 3 Temmuz 1910’da çıkarılan Kiliseler Kanunu, Bulgar, Sırp ve Yunan İttifakı’nı getirdi. Balkanlar tamamen elimizden çıktı.

Çanakkale çok çetin bir imtihandı. Haçlılar İslâm’ı yok etmeye giriştiler. Hilafeti hedef aldılar. İslâm dünyasını sömürmek istediler.

TARİH ŞUURU LÂZIM

TARİHÎ değerlerimizi korumakta titizlik gösteriyor muyuz? Tarihi eserlerimizin kundaklanma, kaçırılma, yakılma haberlerini okudukça içimiz yanıyor. O eserlerin ülkenin sigortası, tapusu olduğunu unutuyoruz. Tarihi özelliği olan bir taş bile ağırlığı kadar altından çok kıymetlidir. Sahip olduğu dönemin belgesidir.

 İstanbul kültür tarihinin otorite ismi Prof. Dr. Semavi Eyice, Bizans kongresini takip eden tarihçi Tolga Saçıkaralı’ya şu açıklamayı yapmıştı: “İstanbul’daki Osmanlı camileri, sarayları, konakları heba edildi. Nadide eserler yağmalandı. Yanlış restorelerle Osmanlı sanatı ve tarihi bitirilmeye çalışıldı. Adeta, İstanbul’daki Osmanlı izi bitirildi.”

Prof. Eyice, İstanbul’da yakılan tarihi değerlerimizi de anlattı: “İstanbul dendiği zaman sur içi, bugünkü Fatih ilçesi anlaşılır. Cami, mescit, sebil, hamam, kütüphane, medrese, tekke gibi 10 bine yakın tarihi eser yarımadada yok edildi. Eyüp, Galata, Üsküdar hariç, yalnız İstanbul surları içinde 425 cami kalmıştı Osmanlı’dan.” (Millî Gazete, 21.03.2017)

Bu ne büyük tarih ve kültür katliamıdır Ya Rabbi! Tarihin imtihanını yüz akıyla veren Osmanlı’ya karşı ne büyük vefasızlıktır? Haçlı, 569 yıl önce kılıç hakkı olarak fethettiğimiz İstanbul’u bile yeniden ele geçirmek isterken, bizim yaptıklarımız nasıl izah edilebilir?

İtalya’daki Bizans kongresini yalnız Millî Gazete takip etti. Olay Millî Gazete’ye manşet oldu. Birkaç gazete de Tolga Saçıkaralı’yı kaynak göstererek iç sayfalarında haber yaptılar. Kültürel değerlerimiz konusunda daha titiz olamaz mıyız?