Tarihi Siyasi Malzeme Yapmak

Abone Ol

Ülkemizde zihni bir kutuplaşmanın etkilerini her daim görmeye devam ediyoruz. En basit gündelik hayatın akışında gerçekleşen bir olayda bile farklı duruşların birbirlerine olan tahammülsüzlüğüne şahitlik ediyoruz. Siyasetin dili ne yazık ki farklı renklerin güzelliğini yok ederek insanları kamplaşmaya, kinlenmeye ve tahammülsüzleşmeye götürdü. Bugün belki de en büyük sorun olarak bu durumu görmemiz gerekiyor. Diğer sorunlar, krizler ve hatalar için telafiler mümkündür ama aynı ülkede yaşayan insanların hem zihnen hem de kalben birbirlerine karşı yabancılaşması hatta düşmanlaşması geleceğimiz açısından büyük bir endişe kaynağı olmalıdır.

Ne yazık ki bu durum günümüzde uygulanan siyasi stratejinin bir sonucu olarak karşımızda duruyor. Seçim kazanmak, oy sayısını artırmak ya da konumunu muhafaza etmek siyasiler için önemli olabilir. Ancak bu stratejinin geleceğimiz açısından nasıl vahim sonuçlar doğurabileceğini tahmin etmek de güç değil. Acıların bile kutuplaştırıldığı bir coğrafyada insanların huzur ve güven içerisinde bir arada yaşama şansı ortadan kalkar. Bu yüzden birileri birilerini sürekli başka ülkelerde yaşamaya davet ediyor. Bu durum farklılığın bir sonucu değil farklılıklar üzerinden üretilen tahammülsüzlüğün bir sonucudur.

Bu derece bir kutuplaşmanın motor görevini elbette tarihi olayların günümüze yansıma ya da yansıtılması üstlenmektedir. Tarihin bir fotoğraf karesi değil, bir resim tablosu olduğunu bu köşede defalarca hatırlattık. Bu yüzden insanlar tarihi kendi pencerelerinden istediği şekilde yorumlama şansına sahipler. Geçmişin hatalarını günümüze taşıyarak buradan olası mağduriyetler üretmek bir taraf için endişeyi doğururken diğer taraf içinse hataları hata olmaktan çıkarıp isabetli karar olarak algılarda yer edinmesine neden oluyor. Bundan dolayı ne tarih tam olarak anlaşılabiliyor ne de günümüze bıraktığı tecrübeden faydalanılabiliyor. Çünkü tarihe hatalarla yüzleşmek ya da ders almak için değil, buradan günümüzdeki duruşlarını pekiştirmek için gidiliyor.

Her tarihi olayı kendi zamanının dinamikleri üzerinden değerlendirip buradan günümüze tecrübe aktarımı yapmak isabetli olandır. Ama görüyoruz ki, tarih siyasi rekabetin malzemesi yapılmaktan geri durulmuyor. Siyasiler bu tarihi olaylar üzerinden kendilerine propaganda üretmekte oldukça mahir. Kutuplaştırıcı siyaseti bir strateji olarak kullananlar ile bu stratejinin cazibesine kapılan siyasilerin tarihi bu derece hoyratça kullanmasının sonuçlarını acı bir şekilde ödeyeceğimiz malum.

Herhangi bir tarihi aktörün bile farklı kesimler tarafından zıt kavramlar üzerinden tanımlanması zihinlerin ne derece ayrıştığını ve bu ayrışmanın algıları ne derece etkilediğini bize gösteriyor. Hâlbuki her aktörün tarihin dinamikleri içerisinde günümüze ulaştırılması gereken sözleri vardır. Bu sözlere kulak vermek yerine yargılamak, yok saymak, duymamazlıktan gelmek tarihle doğru irtibat kurmadığımızı gösteriyor. Görünen gerçek siyasilerin günümüzdeki sözlerini tarihi aktörlere söyletmesinden başkası değildir.

Bu ülkenin insanları aynı coğrafyayı paylaştığı kadar aynı tarihin mensupları da. Herkesin yaşanmış farklı bir tarihi yok. Bugün karşılaştığımız farklılık sadece insanların tarihe durdukları yerden bakmalarından kaynaklanıyor.