Abant İzzet Baysal Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaşar Akbıyık, Ermeni soykırım iddialarının ABD Dış İlişkiler Komitesinde kabul edilmesini "Tarihi çarpıtan siyasi bir karar" olarak değerlendirdi.

Prof. Akbıyık, ABD Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Howard Berman‘ın, bu mesnetsiz iddianın yirminin üzerinde ülke tarafından kabul edildiğini, ABD‘nin de bu ülkelere katılmada sorumluluğu bulunduğu yönündeki açıklamalarını eleştirerek, Birleşmiş Milletlerin 1948 tarihli Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi‘ne göre bir eylemin soykırım olarak nitelendirilebilmesi için, belirli bir insan topluluğunun; milliyeti, ırkı, etnik kökeni veya dini dolayısıyla yok edilmesi niyetinin bulunması gerektiğini belirttiğine dikkat çekti.

Osmanlı Devletinin, I. Dünya savaşı sırasında, Doğu Anadolu‘daki Ermenilerin Rus kuvvetlerine yardım ettiğinden, başka bir bölgeye yerleştirmek için yaptığı tehcir (zorunlu göç) uygulaması sırasında, savaştan ve bulaşıcı hastalıklardan hayatını kaybedenler soykırım olarak görülemeyeceğini vurgulayan Akbıyık, şöyle dedi: "Zira yasanın çıkarılış amacı, Ermenileri imha etmek değil, savaş hattından uzaklaştırmaktır. Bin yıldır beraber yaşadığımız, Ermenileri koruyan Türk milletine böyle bir suçlama hukuk dışı, ahlak dışı ve gerçek dışıdır."

ABD Dış İlişkiler Komitesi‘nin soykırım iddialarını 20. ülke olarak kabul etmesinin tarihi gerçeği değiştirmeyeceğini söyleyen Akbıyık, " Zira 20 yanlış bir doğru etmez. Milletimizin tarihinde soykırım diye bir kamburu yoktur. Eğer ABD soykırım arıyorsa bunun Batı tarihinde ve kendi tarihlerinde kanıtlanmış örnekleri çoktur. Ne üzücüdür ki ABD gibi insan haklarına değer verdiğini iddia eden bir ülkenin Temsilciler Meclisi, milletimizi haksız yere mahkum etmeye hakkı yoktur" diye konuştu.

Arşivlerin ortada olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Akbıyık, "Araştırılıp gerçeklerin ortaya çıkarılmasına yaklaşmayan Ermeniler ve taraftarları, bilimin yolunu, hukukun yolunu takip etmelidirler. Aksi takdirde alınan bu karar hem ABD-Türkiye ilişkilerini zedeleyecek, hem de dünya barışına zarar verecektir. Ermenilerce şehit edilen 30‘un üzerindeki Türk elçilik mensuplarının ölümüne sessiz kalanları, tarihin sayfalarından hayali iddialar üretecek yerde hukukun yoluna, tarihi çarpıtmaktan vazgeçmeye davet ediyoruz. Hiçbir ülkenin tarihimizi tahrif etmeye hakkı yoktur. Eğer, ABD Dünya barışına katkıda bulunmak istiyorlarsa, bu yanlış ve haksız kararı düzeltmesi beklenir" dedi.

"Tarihimizin yargılanmasına izin vermeyiz"

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ABD‘de kabul edilen Ermeni Tasarısı‘yla ilgili, "Baskıya maruz kalmaya, konudan bihaber parlamenterlerin oylarıyla tarihimizin yargılanmasına kesinlikle izin vermeyiz." dedi. Davutoğlu, ABD Büyükelçisinin Bakanlığa davet edildiğini söyledi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Ermeni Tasarısı‘nın ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi‘nde kabul edilmesi ile ilgili basın toplantısı düzenledi. Ortaya çıkan tablonun üzücü olduğunu belirten Davutoğlu, "Bir millet hakkında hükmedildi, tarihi bir olay yargılandı." diye konuştu.

Komite üyelerinin, 1915‘te yaşanan olaylar hakkında bilgi sahibi olmadığının açıkça görüldüğünü söyleyen Davutoğlu, tarihi olayların Parlamentolar tarafından oylanmaması gerektiğinin altını çizdi.

Ermenilere ve Ermenistan‘a çağrıda bulunduğunu söyleyen Davutoğlu, "Gayri ciddi, komik oylamanın meselelerin çözümü için ne kadar yanlış olduğu görüldü. Bir oy burada olsaydı tarihin akışı değişecekti. Tarih bu kadar gayri ciddi ele alınabilir mi?" diye konuştu. Davutoğlu, parlamentolar üzerinden tarihi yargılamak yerine yüz yüze görüşerek, arşivlerin açılması gerektiğini kaydetti.

İlker Türkmen:

Tasarı Genel Kurul‘a inmemeli

Emekli Büyükelçi İlter Türkmen, Ermeni iddialarını içeren tasarının ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinde kabul edilmesine ilişkin, "Asıl mücadele genel kurulda verilecek. Bu tasarının genel kurula inmemesini sağlamak gerekiyor" dedi. Türkmen, tasarının komite tarafından kabul edilmesinin zaten beklendiğini, bir ara geçmeyecek gibi gözükse de 2000 ve 2007 yıllarında da olduğu gibi komiteden geçtiğini belirterek, şunları söyledi: "Asıl mücadele genel kurulda verilecek. Bu tasarının genel kurula inmemesini sağlamak gerekiyor. Bunu 2000 ve 2007‘de başarabildik. Her ikisinde de Amerikan Başkanlarının oldukça güçlü müdahaleleri oldu. Üstelik 2007‘de bu iş önlendiği zaman Başkan Cumhuriyet Partisindendi, ama Temsilciler Meclisinde çoğunluk Demokrat Partideydi. Buna rağmen önlenebildi. Bu sefer daha kolay önlenebilmesi lazım, çünkü Amerika Başkanı da demokrat, çoğunluk da demokrat. Asıl mücadele orada olacak."

Bahçeşehir Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Köni de bu komiteden onlarca karar geçtiğini, kanun olmadığı müddetçe bunun önemli olmadığını ifade etti.

Ermeni vatandaşlarımızdan ABD‘ye tepki

Kastamonu‘nun Taşköprü ilçesinde yaşayan Ermeni asıllı Türk vatandaşlar ile Kayseri‘de bulunan tarihi Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi Vakfı Başkanı Zadik Toker, ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinde Ermeni tasarısının kabul edilmesine tepki gösterdi. Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi Vakfı Başkanı Zadik Toker, yaptığı açıklamada, tasarının kabul edilmesi kararının Türkiye‘de yaşayan Ermeni cemaatini rahatsız ettiğini söyledi.

Taşköprü‘ye bağlı Kapaklı köyü Tütenli Mahallesi‘nde yaşayan Ermeni asıllı Türk vatandaşlar da tasarının kabul edilmesine tepki gösterdi. Tütenli Mahallesi‘nde yaklaşık 20 hanede yaşamlarını sürdüren Ermeni asıllı vatandaşlar, gerek büyüklerinden duydukları kadarıyla, gerekse kendi yaşamları süresince en ufak bir ayrımcılığa uğramadıklarını söylediler. Durak‘ın eşi Anna Durak ise, "İyi günde kötü günde Müslümanlarla hep iç içe olduk, zaman zaman Türklere kız verdik, kız aldık. Çocuklarımızı bu topraklardan kazandıklarımızla yetiştirip okuttuk" dedi.

"Beraber ağlayıp, beraber güldük"

Köylülerden Serkis Durak (73), uzun yıllardır Türklerle birlikte yaşadıklarını, birbirlerinin cenazesinde beraber ağlayıp, düğünlerde ise beraber güldüklerini söyledi. Bugüne kadar Türkler‘den farklı hiç bir uygulamaya maruz kalmadıklarını belirten Durak, "Atalarımız 300 yıldır bu topraklarda yaşadı. Ne onlar ne de biz soykırım ya da çifte standart gibi bir durumla karşılaşmadık" diye konuştu.

Muhabir: Haber Merkezi