Tarihe şehit kanıyla yazılanlar silinemez

Abone Ol

İnsanlık tarihi, cennette Allah celle celalühün eğitiminden geçen iki insan, Hazreti Adem aleyhisselam ile Hazreti Havva anamızla başladı.

O yasak meyveyi yemeseler de bu dünyaya indirileceklerini Rabbimiz Bakara süresinde insanın yeryüzü halifesi olması için yaratıldığını haber verir. (Bak Bakara süresi ayet 2/30)

Adem aleyhisselamın iki oğlundan biri olan Kabil ile çıkar putu devreye sokuldu.

Rabbimizin, insanlardan istediğini değil canının istediğini kendine kural yapan Kabil, kardeşi Habil’i öldürerek ilk kan ve ilk şehitlik başlamış oldu. (Bak Maide süresi ayet 5/27)

Hâlâ Habil isimli insanlarımız vardır da Kabil isimlisi yoktur.

Musa adında çok insanımız vardır da Firavun adında biri yoktur.

Rabbinin hükmünün geçerli olmasını isteyen İbrahim aleyhisselamın adı bile çağımızda barışın, birleşmenin, dayanışmanın sembolü olurken onu ateşlere atan kendi ve çevresinin koyduğu kanunlara göre zulmeden Nemrut, lanetle anılmaya devam ediyor ve hiçbir kimse onun adını çocuğuna vermiyor.

Peygamberlerine gönül vermeyen eski çağ kâfirleri, kendi hayallerinde kendilerine tanrılar uydurmuşlar ve o tanrıya da dünyanın en değerli üretim maddesi olan insan kanı bağışlamak için insan kurban etmişler.

Çağdaş kâfirler de aynı yoldan gitmeye devam ediyorlar.

Bir farkları var; eski kâfirler, hayallerindeki tanrıya insan kurban ederken, çağdaş kâfirler, paraya, petrole, servete insan kurban ediyorlar.

Ülkeleri soymak için kendi insanları arasından en seçkin olanlarından bir ordu oluşturuyorlar ve onları “çıkar tanrıları”na sunuyorlar.

Öldürseler de, öldürülseler de “çıkar tanrısı”na kan bağışında bulunuyorlar.

Aslında Allah yolunda vefat edenler de kendilerini bu yola kurban verenlerdir.

Ancak İslam dinine göre, bir kişinin “şehit” sayılması için Müslüman olması, İslam dininin bütün dinlere galip gelmesi yolunda Allah rızası için çalışırken, harp meydanında düşmana karşı savaşırken vefat etmesi halidir.

Eğer hedefinde dünyalık elde etmek, servet, şöhret, şehvete sahip olmak varsa o, Allah katında şehit değildir.

Dünyada yaşayan milyarlarca insanın her birinin cehenneme gitmemesi için canını bu yola adayan ve o yolda öldürülen insandır şehit.

Eski çağ kâfirleri hayali tanrılarına kurban edecekleri insanı veya çocuklarını süsleyip püsledikten sonra, kesip kanını akıttıkları nasıl yanlışsa,

Çağdaş kâfirlerin de para, petrol, güç, servet, şöhret, şehvet elde etmek için seçtiği özel insanları, özel kıyafetlerle “çıkar tanrı”sının önüne kurban etmesi de yanlıştır.

Yavrusunu kucağına alıp emziren hiçbir anne (çıldıranlar hariç) yavrusunu ateşe atamaz.

Ciğerparesini bağrına basan hiçbir baba da (çıldıranlar hariç) kuzusunu ateşe atamaz.

Ama kâfirlik eğitimi öylesine etkili ki, en şefkatli anne ile en merhametli baba, o ciğerparelerini, en kaliteli yiyecek ve içeceklerle besledikleri yavrularını, en güzel elbiselerle süsledikten sonra cehenneme gitsin diye papa, haham, Buda, Marks… ve ateist eğitiminden geçirdikten sonra “Allah üçtür” veya “Allah hiçtir” dedirterek kıyamadığı yavrusunu cehenneme göndermekten mutluluk duymaktadır farkına varmadan.

İşte İslam’ın şehidi, çocuğunu cehenneme göre hazırlayan o tanımadığı anne ve babalara “Yapmaaaaa, etmeeeeee” diye bağırarak yürüyen ve onları idare eden vahşi idarecilere “Duuuuuur” derken öldürülen, dünyanın en merhametli insanıdır.

Onun için, peygamberlerden sonra, cennette en yüksek makam onundur.

Şehit, önce malını Allah yolunda veren insandır.

Şehitleri olan İslam devleti de, hazineye haksız yollardan milletleri sömürerek para toplamadığı gibi, zekâttan toplanan paraların bir kısmını kâfirlerin İslam’a ısınması yolunda harcar. (Bak Tevbe süresi ayet 9/60)

Rabbimiz, kâfirlerin hepsi hakkında bakınız nasıl haber veriyor:

“Ey iman edenler, alışveri­şin, dostluğun ve aracılığın fayda ver­me­diği gün gelmeden önce size verdiğimiz rızktan dağıtın. Kâfirler, zalimlerin ta kendileridir.” (Bakara süresi ayet 2/254)