Tarih dersi müfredatı

Abone Ol

Tarih, gençlerin dünü doğru öğrenmesi, bugünü anlaması ve yarını inşa etmesi için en önemli araçtır. Aynı zamanda devletlerin nasıl bir gelecek öngördüğünün de kodları burada gizlidir. Tüm büyük uluslar ve emperyal güçler, tarih dersini kendi amaçları doğrultusunda yeniden inşa ederler. Bu nedenle tarih dersi ve müfredatı çok sıkı incelenmeli, takip edilmelidir.

Yeni müfredatta tarih dersi ciddi anlamda değişime uğradı. Şimdiye kadar anlatılan tarih şekli kronolojik tarih iken, şimdi tematik bir tarih anlayışı benimsenmiştir. Daha doğrusu Avusturya’da ortaya çıkan Annalasçı tarih anlayışının etkisi ile ortaya çıkmış bir anlatım yöntemi seçilmiş, siyasi olayların dışındaki tarihe de projeksiyon çevrilmiştir. 

Bu açılardan önemli bir adımdır. Bu tarih anlayışı belli konuları eksene aldığından öğrencilerde öğrenilmesi istenen konular bilinçli bir şekilde işlendiğinde faydalı olacağı gibi, tek bir konu işlendiğinden öğrenilmesi de daha kolay olacaktır. Öğrenciler; geleneksel tarih anlatımındaki tarihleri, savaşları ve antlaşma maddelerini ezberlemek gibi gereksiz birçok bilgi yığınından kurtulmuş olacaklardır. Bu açıdan güzel olmuştur. Fakat kronolojinin tamamen devre dışı bırakılması açısından da yanlış olmuştur. Çünkü kronolojinin tamamen devre dışı bırakılması, öğrencide zaman mefhumunun uçmasına ve olaylar arasında sebep-sonuç bağlantısının kurulmasına engel teşkil eder. Bu nedenle, kronolojik olayların özet mahiyetinde verilmesi zaman mefhumunun yok olmasını engellemesi açısından doğru olacaktır.

Şimdi gelelim müfredat ile ilgili gördüğümüz bazı eksikleri anlatmaya…

Öncelikle 9. Sınıf müfredatı, konu yoğunluğu ve öğrenilmesi gereken zaman bakımından oldukça yüklü olmuştur. Bence bu konu yükünün azaltılması gerekir. Ayrıca, bu derste; İslam Tarihi gibi bir medeniyetin inşasını sağlayan böylesine önemli bir olayın tek bir ünitede verilmesi ve toplamda 12 ders saatine dağıtılması (%16) eksik ve yanlıştır. Çünkü İslam Tarihi sadece bir ders değil, bir medeniyet havzasıdır. Bu medeniyetin doğumunu ve mayasını iyi anlamayan bir kişinin bu medeniyet üzerine inşa edilmiş olan Osmanlı’yı anlaması da hiç düşünülemez.  

Benim önerim, İslam Tarihi bölümünün 9. Sınıf kitabından çıkartılıp müstakil bir ders haline getirilmesi, ya da 10. Sınıf tarih dersinin sadece İslam Tarihi olarak verilmesidir. Ayrıca, seçmeli ders olan Hz. Muhammed’in Hayatı tarzı kitabın da kaldırılarak buradaki konuların İslam Tarihi içerisinde verilmesidir. Yani İslam Tarihinin birinci dönemi siyer, ikinci dönemi de siyasi İslam tarihi şeklinde verilmelidir. Peygamberini tanımayan bir gencin medeniyet alanında söyleyeceği bir sözü olamaz.

Ayrıca koca Abbasi devletinin sadece Türklerle ilişkilendirilmesi ve başlık olarak “Abbasi Devletinde Türklerin Askeri ve Siyasi Hayattaki Rolleri” şeklinde verilmesi çok yazık olmuştur. Biz çocuklarımıza kadim İslam tarihini öğretmek yerine dar kapsamlı bir bilgi vermiş oluyoruz. Üstelik Osmanlı’dan sonra en uzun ömürlü devlet olan ve bilhassa İslam Medeniyetinin inşasını sağlayan böylesine büyük bir uygarlığı birkaç sayfada geçiştirmek ve üstelik burada sadece Türklerle ilintili noktayı anlatmak Abbasileri anlatmış olduğumuzu göstermez. Bu tarihi tek bir noktadan görmek demektir.

Milli Eğitimin acil bir şekilde bu hatadan dönmesi gerekir. İslam Tarihini bir yıl boyunca işlenecek bir ders haline getirmesi gerekir. Mevcut tarih müfredatında tarih üç yılda verilmektedir. İslam Tarihi dersini de koyarak bunu dört yıla çıkarabiliriz. 

10. ve 11. Sınıf tarih kitapları tamamıyla Osmanlı Devleti Tarihine ayrılmıştır. Osmanlı Tarihini tematik olarak anlatan bu dönemler konu seçimi itibariyle doğru olmuştur. Fakat Osmanlı ekonomisi konusu dağınık anlatılmıştır. Para ve Ticaret, Emek ve Sermaye gibi batı kültürü merkezli bir anlatım tercih edilirken, Osmanlı’nın asıl yapısı olan ve büyük tarihçi Mehmet Genc’in gündeme getirdiği üç önemli özellik (İaşe (Provizyonizm) İlkesi,  Gelenekçilik (Tradisyonalizm) İlkesi, (Fiskalizm İlkesi) anlatılmamıştır. Halbuki Osmanlı Ekonomisi ve toplumu bu üç önemli özellik ekseninde anlatılsaydı daha iyi anlaşılmış olunurdu. Çünkü bu özellik batı siyasi kavramlarıyla Osmanlıyı anlama yerine, doğrudan Osmanlı uygulamaları esas alınarak üretilen kavramdan yola çıkarak Osmanlı’yı anlama yöntemiydi ve bu daha doğruydu… 

Ayrıca, öğrencilerimize tarih anlatımını verirken karşı medeniyet ve düşmanlarımız anlatılmamıştır. Halbuki batı medeniyetini, tarihini ve bu medeniyeti oluşturan unsurları bir ders olarak vermeliydik. Örneğin Roma, Bizans, Rus, İngiliz, Alman, Fransız, İtalyan, İspanya, Portekiz ve Amerika tarihi hatta Asya ve Afrika da anlatılmalıydı. Bunları nerde ve hangi sınıfta anlatacağız diye soracak olan milli eğitim yetkililerine bu konudaki yazımızı haftaya sunacağız diye cevap veriyoruz. Hatta sadece tarihlerini değil, bu medeniyetin dinamikleri ve nasıl geliştiği de uzun uzun işlenmelidir. Çocuklarımıza kendi medeniyetimizi anlattığımız gibi düşman medeniyeti de anlatmalıydık. 

Bu açılardan tarih dersi eksik olmuştur. Maalesef, milli ve benmerkezci bir anlayıştan hâlâ kurtulamamış bulunmaktayız. Dünyaya hâlâ söyleyecek sözü olan bir devletin tarih kitabı bu kadar hamasi olmamalıydı. Hatta biz bu tarih kitabımıza emperyalizim tarihi, Müslüman azınlıklar tarihi ve Müslüman ülkeler tarihi gibi bölümler de eklemeliydik. 

Tarih müfredatı bu haliyle sadece hamasi bir tarih kitabı olduğu gibi, büyük ülküsü olan bir ülkenin tarih kitabı yerine Afrika’daki kabile devletlerinin kendi geçmişleriyle övünen bir kitap olmaktan öteye geçmemiştir. Ciddi anlamda revize edilmelidir.

Gelecek hafta İnkılap Tarihi ve Çağdaş Türk Dünyası Tarihi kitaplarını inceleyeceğiz.