Tarih bütün yapılanları kayda geçer

Abone Ol

İnsanoğlu, hemen bütün yaptıklarından sorumludurlar. İnsan

sadece kendisi ve çevresiyle sorumluysa onun sorumluluk alanı daha dardır. Bir

toplumu yönetenlerin sorumluluk alanı daha geniş olanların yükümlülükleri daha

ağırdır. İslâmî bilinç sahibi kimseler mümkün olduğunca veya kendilerini bir

şeye hazır görmedikçe sorumluluk altına girmek istemezler. Ama kendilerine bir

görev verilince de kaçmazlar. Kaçmazlar ama çekinceleri bir ömür sürer. Çünkü

sorumluluk alanı genişledikçe yük artar. Bir insan nefsen salt kendisinden

sorumlu iken yükümlendiği sorumluluk sonrası genel bir sorumluluk altına girer.

Bu, kişinin işini daha zorlaştırır.

İslâmî düşünüşlü toplumlarda bir toplumu yönetmeye hazır

ve layık görülenler tercih edilir. İslâm toplumlarında bu bakımdan istişare

önemlidir. İstişare yetkinlik ile ilintilidir. Tercih yetkinlikten yana olanlar

üzerine olur. Sevgili Peygamberimizin irtihalinden hemen sonra yaşanan

kargaşada Medineliler bir araya gelip kendi aralarında halife seçmeye

yeltenirler. Halifeliğin kendilerinin hakkı olduğunu düşünürler. Kendilerini,

Müslümanlara kapılarını açmak, onları himaye altına almak gibi gerekçelerle hak

sahibi olarak görüyorlar. Bu konuyla ilgili haber alınınca Hz. Ömer Hz. Ebû

Bekir ile Cerrah oğlu Ubeydullah ı yanına alır toplantının yapıldığı yere

gider. Burada halife seçimi ile ilgili tartışmalar yapılır konunun ayrıntısı

çok. Ancak biz bir yönü üzerinde duracağız. Hz. Ebubekir Hz. Ömer ile

Ubeydullah arasında birinin tercihini oradakilere bırakır. Cerrah oğlu

Ubeydullah kesinlikle kabul etmez geri çekilir. Hz. Ömer Hz. Ebû Bekir in elini

tutar ona bağlılığını dile getirir. Oradakiler de uymak durumunda kalırlar. Hz.

Ebû Bekir bu büyük sorumluluk altına girmeye gönlen razı değil. Birkaç gün

direnir. Mescitte topluluğun huzurunda bunu dile getirir. Müslümanların ısrarı

sonucu kabul etmek zorunda kalır.

Hz. Ebû Bekir in kaçışı bu işi yapamayacağı endişesi

midir, kaçış duygusu mudur Bunların hiç biri değil. Asıl sorun bu yükümlülüğün

ve vebalin altından kalkıp kalkamayacağı. Özellikle Hazreti Peygamber

sonrasındaki büyük boşluk var. O nun yerini doldurup doldurmama endişesi.

Müslümanların bütünlüğünün sağlanıp sağlanmaması. Ama o, Müslümanlar nezdinde

ve hatta Peygamberin vurgusunda onun Sevgili Efendimizin tek ve biricik dostu

olması. Dahası Hicret zamanında ikinin ikincisi olması, sağlığında yerine onu

imam olarak görevlendirmesi. Bütün bu öncelikler onun halife seçilmesi için

yeterli nedenler. Fakat o buna karşın sürekli kaçmak istiyor. Göreve geldikten

sonra, yumuşak mizaçlı ve huylu gibi görünen Hz. Ebû Bekir büyük bir dirayet gösteriyor.

Dağınıklığın önüne geçiyor. Buradan bakılınca Sevgili Efendimizin yanı başında

bir ömür kalmış bir insanın sorumluluktan kaçması hangi anlama geliyor. Zilzal

Suresi indiği sırada o Sevgili Efendimizin yanında bulunuyor. Ayetler okununca,

özellikle son iki ayette, bulunduğu sofrada lokmalar boğazında düğümleniyor ve

ağlayarak kalkıyor. Hazreti Peygamber nedenini sorunca; Şu son iki ayeti

dinledikten sonra nasıl yaşanır, nasıl bu yükün altından kalkılır diyor. Bir

zerre büyüklüğünde günah işleyen bunun hesabını verecek, bir zerre miktarı

iyilik işleyen de karşılığını alacak anlamındaki ayetlerdir bunlar. Yani her

ve durumun kayıt altına alındığı bir hayatta bu kadar büyük bir sorumluluğu kim

kabule yeltenir Sevgili Efendimiz onun bu kaygısını şöyle giderir; Sen hiç

hastalanmaz mısın, hiç başın ağrımıyor acı çekmiyor musun . Çekiyorum der

Hz. Ebû Bekir. Bunlar işte o kusurların kefaretidir. Müslüman olanlar için

bunlar gene de avutucu bir muştudur. Ancak gene de sorumluluk yükü çok ağır ve bunun

altına girmeyi kimse kabul etmek istemez. Eğer dünya hırsı ve çıkarı yok ise.

Var ise zaten sorun yoktur o kimseler için.

Sorumluluk bilincinde olmak insanı daha bir dikkatli

olmaya yöneltir. Bir insanın amacı ve hedefi doğru ve belli bir istikamet üzere

yaşamak. Fakat bunu belli bir plan ile yapmaz. Doğası gereği belli bir izlek

üzerinde olmaya dikkat eder. Unutmayalım ki bütün yapıp ettiklerimiz kayıt

altına alınır.