Tarih boyunca hak ve bâtıl mücâdelesi-II

Abone Ol

Hak ve bâtıl arasındaki mücâdele, Allah-ü Teâlâ’nın, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” sorusuna insanoğlunun, “Evet, sen bizim Rabbimizsin” (A’raf Suresi, 172) cevabını vermesi, O’nun yegâne güç ve hüküm sahibi olduğunu kabul etmesi ve “emanet”i yüklenmesiyle başlamıştır.

Allah-ü Teâlâ, ruhlar âleminde insandan misak alırken, insanın kendi rızasıyla bu sözü verdiği ve emaneti yüklendiğini, “Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir” (Ahzab, 72) ayetinde beyan etmektedir.

İnsanın yaratılışından, Allah-ü Teâlâ’nın yegâne güç ve hüküm sahibi olduğunu kabullenmesi ve “emanet”i yüklenmesinden önce Allah-ü Teâlâ’yı devamlı yücelten ve takdis eden meleklerin varolduğu bilinmektedir. Kur’an-ı Kerim’de Bakara Suresi, 30’uncu ayette “meleklerin, Allah’ı devamlı yüceltiği ve takdis ettiği” anlatılır. Başka ayetlerde de meleklerin özellikleri hakkında şu bilgiler verilmektedir: “Onlar (melekler), Allah’tan önce söz söylemezler ve hep O’nun emriyle hareket ederler” (Enbiya, 27), “Göklerde ve yerde olan bütün varlıklar Allah’ındır. O’nun katındakiler (melekler), O’na ibadet etmekten çekinmezler, yorulmazlar. Gece gündüz O’nu tesbih ederler, usanmazlar” (Enbiya, 19-20).

Allah-ü Teâlâ’nın tamamen kendisine itaat, ibadet ve yüceltmeye kotladığı melekler varken insanı yaratmasındaki murad, iyiliğe ve kötülüğe meyletme olasılığı olan insanı özgür iradesiyle bıraktığı zaman tercihini haktan yana mı yoksa bâtıldan yana mı kullanacağını sınamak içindir. İşte buna imtihan denilir. İmtihan, insanoğlunun haktan mı yoksa bâtıldan mı yana tavır alacağının sınanmasıdır.

Kur’an-ı Kerim’de, insanın bu dünyaya imtihan için gönderildiğini anlatan onlarca ayet vardır. Enbiya Suresi 35’inci ayette, “Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz/sınıyoruz. Ancak bana döndürülüceksiniz” buyrulmaktadır.

Mülk Suresi 1’inci ayette, “Hükümranlık (mülk) elinde olan Allah yücedir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir” denildikten sonra bir sonraki ayette, “O hanginizin daha güzel/hayırlı amel yapacağını sınamak için ölümü ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır” buyrulmaktadır. Burada Allah-ü Teâlâ’nın mutlak hükümranlığına, mutlak güç sahibi olduğuna, ölümü ve hayatı yarattığına, insanın imtihan edildiğine işaret edilmektedir.

İmtihanın sonucunda Haktan yana tavır alırsa mükâfata (cennete), bâtıldan yana tavır alırsa cezaya (cehenneme) muhatap olacağı Kur’an-ı Kerim’de anlatılmaktadır. Tavrını haktan yana koyanların mükâfatı hakkında Kur’an-ı Kerim’de, “Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse Allah onu altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar…” (Nisa, 13) buyrulmaktadır. Tavrını bâtıldan yana koyan, misakını unutup emanete hıyanet edenlerin ise “belhumadal” yani hayvanlardan daha aşağı (A’raf, 179, Furkan, 44) olarak cehenneme atılacağı “İnkâr eden ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar cehennemliktir” (Maide, 10) belirtilmektedir. (Devam edecek.)