Bu topraklarda bu medeniyet dairesinde ve bu kültür
birikiminde biz bir milletiz. Büyük bir millet. Aramızdaki ayrılıklar,
bölünmelerin tamamı yapay ve zorlamalı. Duygular bir kenara bırakılır daha
soğukkanlı ve daha kalbi ve akli bir bakış sağlansa hayatın güzellikleri
belirecek. O zaman birbirimize tutunmanın yolları, gerekçeleri çoğalacak. Oysa
hemen hepimizi birbirine bağlayacak neden ve gerekçelerimiz var.
Basit örneklerden biri olan futbolu ele alalım. Futbol
bir ideoloji midir, bir kültür müdür, bir inanç mıdır Spor dışında her şey.
Büyük bir ticari alan. Kitleleri sürükleyen, etki altına alan bir fenomen.
Gerilimi çok yüksek bir ruh hali. Tarafların keskin, öfke yüklü olduğu bir
psikolojik oluş. Neredeyse bilinç dışı bir davranış biçiminin olduğu psişik bir
hastalık. Buradan bakılınca futbol denen olgunun insanları nasıl bir sürece
götürdüğü üzerinde bu anlamda yeniden durulmalı. Bugün öylesine karşılıklı bir
husumete giriyorlar ki artık neredeyse taraflar savaşta bulunacak. Futbol
cihadı yapılacak dense yeridir. Kaldı ki gerçekte de buna bir ideoloji ve din
kisvesi giydiriliyor. Bir stadyum bir mabet olarak ifade edilebiliyor.
Tapınılan yer.
Bu, kendine ait bir kültür oluşturuyor ne yazık ki.
Stadyumlar küfürle, sloganla, bağırmalarla boşalma alanları. Antik kültür ve
dönemlere ait agora ve arenalarda çılgın gösterileri olan toplumları anımsatan
bir görünüm. Boğa güreşlerine götürecek olan bir sürecin benzeri. Vahşi ve
kanlı gösteriler.
Taraftarlık öyle bir boyuta ulaşıyor ki körlükler
oluşturuyor. Bunu siyasal parti taraftarlarına da uyarlayabiliriz. Taraf
olununca orada hak, adalet, insanlık gibi durumlar söz konusu olamaz. Bir
tarafın bir insanı öldürüldüğünde ya da öldüğünde bundan korkunç bir haz
alınıyor. Bu körlük öyle bir boyut kazanıyor ki merhamet ve vicdan denen şey
insanları terk ediyor.
Bir baro başkanı öldürülüyor diğer yanda da polisler.
Ölenler insan. Bu toprağın öyle ya da böyle insanları. Çok samimi duyguları
olan her iki tarafın kendine özgü bakışları var. Ne yazık ki ölümlerinden sonra
kesimlerin ağıtları, yakarıları, üzüntüleri farklı boyutlarda seyrediyor. Ve
taraflar karşı tarafın ölümüne sevinç çığlıkları atacak kadar da acımasızlaşabiliyor.
Taraflar yapmasa bile bu işin çığırtkanları var, adına amigo deniyor.
Çığırtkanlar çıkarcıdır. Onların derdi kendilerine
çıkardan ne devşirebilirler ona bakarlar. Onlarda asla merhamet olmaz. Çünkü
tek öngörüleri elde edecekleri paydır. İster buna stadyumlardaki amigolar
deyin, ister siyasal partileri coşturan çığırtkanlar olsun, ister tarafların
medya çığırtkanları olsun hiç fark etmiyor.
Futbol, yerel olmasına karşın küresel bir din
özelliğinde. Çok tanrılı bir din. Çok parçalı bir oluş.
İdeolojisi olmayan, düşünce birikimine dayanmayan, Batı
düşüncesinden beslenen ve kimilerinin çıkar aracı olarak kullandığı siyasal
partiler şu futbol örneğine ne çok benziyor. Siyasal parti başkanları arenadan
çekilince durum daha da farklılaşabiliyor. Ülkemizde geçmişte siyasal partilere
ve onların başkanlarına bakıldığında nasıl da yıllarca bir futbol fanatizmi
coşkusu içinde sürüklendiler. Sağ, sol, milliyetçi vs. Bu siyasal partiler
revaçta iken başkanları etrafında birer ideoloji oluşturulmaya çalışıldı. Liderleri
bir mite dönüştürüldü. Bu kişilerinin siyasal tutumları ve söylemleri
izm leştirildi. Bugün için artık hiç kimse ne bu liderleri ne de izmlerini
biliyor. Ya da izinde duruyor.
Bugün siyasal arenalarda çığırtkanlar göz açtırtmıyor.
İnsanların sağlıklı düşünmelerine fırsat vermiyor.
Sağlıklı bir oluş için milletimizin yeni bir ruh
bilinciyle kendi değerlerine yeniden sarılması ve bir çıkış yapması gerekiyor.
Buna çok ihtiyacımız var. Ne çok birbirimizi anlayacak bir ruh ve düşünce
bilinci. Ne çok insanın insan olarak değer kazandığı bir ortam