Bazı görevler için seçim gündeme gelince ilk akla gelen husus seçilecek kişinin tarafsız bir kimliğe sahip olmasıdır. İyi de insanın tarafsız bir kimliğe sahip olması mümkün müdür İnsan düşünen bir varlık olduğuna göre mutlaka bir tarafta yer alacaktır. Bu bakımdan düşünce olarak tarafsızlık söz konusu değildir.
Kaldı ki, ülkemizde CHP zihniyetinin taraftarlarından bir kişi hangi göreve gelecek olursa olsun tarafsızlık tartışmaları pek akla gelmez. Belli ki kurulu düzen aynen devam edip gidecektir. Kendilerini bu memleketin asli sahibi, geriye kalanları da kendilerine bir takım haklar lütfedilmiş ve bu lütfedilen haklarla zaman zaman kısıtlamalar getirilse bile yetinip oturmak durumunda olanlardır. Öyle ise kurulu düzene itirazı olmayanlar doğuştan tarafsızdırlar(!).. Daha doğrusu sonuna kadar taraftarlardır da kendi taraftarlarına göre tarafsızdırlar. Ancak, demokratik süreç kesintiye uğramaktan kurtulur halka gidilmek durumunda kalındığında halkın oyları ile oluşan tablo statükonun devamından yana olanları rahatsız edecek biçimde şekillenirse işte o zaman tarafsızlık tartışmaları da gündeme gelip oturverir. Daha o tarifi bile yapılmamış olan tarafsızlık olmazsa olmaz tabulardan birisi oluverir.
Yeni Cumhurbaşkanının seçileceği şu günlerde tartışmaların tek konusu haline tarafsızlığın getirilmesi de hep bu statükonun değişebileceği endişesinden kaynaklanıyor. AKP statükoyu değiştirmeyeceğini 5 yıldan beri tekrarlayıp durmasına rağmen belli kesimlerin içlerindeki korku atılabilmiş değil.
Dün yaşlı bir okuyucum arayarak, "Gül ya da bir başkası bunların hepsi aynı yolun yolcusu değil mi Bunların hepsi de Amerikancı, hepsi de ABden yana değiller mi Bunlardan bahsetmekten vazgeçsen olmaz mı diye sordu. Telefon sohbetimiz birbirimize karşılıklı dualarla sona ererken okuyucum bir gerçeği hatırlatmış oluyordu. Benim maksadımın Gül ya da bir başka AKPliyi savunmak olmadığını gelişen olaylar karşısında özellikle de halkın iradesini bir kenara itmeyi alışkanlık haline getirmiş olanlara karşı duruş sergilemek olduğunu anlatma imkanı bulmuştum.
Evet. Aslında AKPlilerin söylemleri ile CHP ve aynı zihniyetin mensuplarının pek çok temel konuda birlik arzettiği biline biline verilen mücadelenin aslında rejimin tehlikede olmasıyla bir ilgisi yok. Birilerinin konumlarını ve statülerini kaybetme endişesi söz konusu.
Tekrar gelelim tarafsızlık konusuna.
Fikir ve düşünce olarak insanların tarafsız olması mümkün değildir.
Söz gelimi şimdiki Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafsız mıdır Cumhurbaşkanı olduğundan bu yana tarafsız mı davranmıştır
Seçimler öncesi yaşanan olaylar ve gelişmeler ilgililerin tarafsız davranışları neticesinde mi yaşanmıştır Yoksa tarafsızlıklarını yitiren bürokratlar ile bir kısım çevrelerin zorlaması sonucu mu ortaya çıkmıştır
Hemen belirteyim ki devleti kurdukları ve yaşatacakları iddiasında olanlar muhafazakarlara göre çok daha taraftır, hatta dayatmacıdır. Zaman zaman da darbecidirler. Dayatmalarına da bir takım kılıflar bulmuşlardır. Söz gelimi laikliğin tehlikeye girmesi, rejimin yara alması, Cumhuriyet ilkelerinin çiğnenmesi gibi. Bu hükümleri hep kendi kendilerine verirler. Onlar için var olan Anayasa ve yasa hükümleri bile bir anlam ifade etmez.
Peki insanoğlu kişi olarak fikri bir tarafsızlık içinde olamayacağına göre bulunduğu makamda nasıl tarafsız davranabilir
Tarafsızlık Anayasa ve yasaları eğip bükmeden uymak demektir. Buna karşılık yasalarda yer alan hükümler kişiden kişiye farklı anlamlar ifade eder hale gelmişse tarafsızlık yok olmuş demektir.
Kısacası, tarafsızlık adil olmak anlamına gelir. Bu da ancak adalet kavramını içselleştirmiş olmakla mümkündür.
Gerisi hikaye.