Tarafsız Cumhurbaşkanı nasıl olur?

Abone Ol

Aslında başlığı, ”Tarafsız Cumhurbaşkanı olur mu ” şeklinde de atabilirdim. Yıllar yılı özellikle CHP her Cumhurbaşkanlığı seçimi gündeme geldiğinde hep “Tarafsız Cumhurbaşkanı” söylemine sarılmıştır. Bu yaklaşımın nedeni CHP’nin kendine yakın bir ismi Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturma arzusudur. Şimdiye kadar Cumhurbaşkanı Parlamento tarafından seçiliyordu. Ama, CHP kendi çoğunluğu ile partisinin üyelerinden birini seçtirme imkanı bulamayacağını bildiği için bürokratları öne çıkarmış, bir takım siyaset dışı odaklarında devreye sokarak Parlamento içinde CHP’den siyaset dışı bir isme tarafsız adı altında seçilmesini sağlamaya çalışmıştır. Sayın Gül’den önceki Cumhurbaşkanı Necdet Sezer tarafsız diye seçilmiş/seçtirilmişti. Peki tarafsız mıydı

Parlamento’da Cumhurbaşkanını tek başına seçebilecek çoğunluğa sahip partiler bulunduğunda ise o partiler içlerinden birini, genellikle genel başkanlarını Cumhurbaşkanı seçmişlerdir. Bunun istisnası da olmuştur. Söz gelimi Demirel’in Cumhurbaşkanı seçiminde bazı partiler arasında uzlaşma oluşmuştur. Bir bakıma Demirel CHP’nin tamamının olmasa bile bir bölümünün desteğini sağlamıştır. Özal ANAP Genel Başkanlığından, Başbakanlıktan Cumhurbaşkanlığına geçmiştir. Kısacası bir partinin genel başkanı ya da o partide aktif siyaset yapan bir insanın Cumhurbaşkanı olması kıyametin kopmasına sebep olmamıştır. Ama, kendi dışından bir ismin Çankaya’ya çıkmasını CHP hazmedemiyor. Bu bakımdan siyaset dışından ama kendi çizgilerinde bir ismi gündeme taşımaktadır. Sanki, bir partinin kayıtlı üyesi olmamak o ismin tarafsızlığını sağlıyormuş gibi bir yaklaşım sergileniyor. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, ”Köşk adayımız tarafsız olacak” diyerek önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de aynı stratejiyi uygulayacaklarının işaretini vermiştir.

Cumhurbaşkanının ille de siyaset dışından seçilmesinin istenmesinin sebebini yukarıda izaha çalıştım. Maksadım bazı kavramların içinin boşaltılarak farklı anlamlar yüklenmesine, tarafsız görüntüsü vermeye çalışılanların aslında tarafsız olmadıklarına, düşünen insanın tarafsız olmasının mümkün olmadığına dikkat çekmek istiyorum. Söz gelimi medyada bazı isimler tarafsız olarak nitelendirilir. 44 yıllık meslek hayatım boyunca hiçbir gazetecinin tarafsız olmadığına yakından şahit oldum. Bir adım daha ileri gidersek yüksek bürokrat olmak da kesinlikle tarafsız olmak anlamına gelmiyor. Bırakın toplumun gündeminde olanları kırsal kesimdeki insanlar bile kesinlikle siyasi bakımdan tarafsız değildir. Herkesin bir siyasi tercihi vardır. Olması da gayet doğaldır. Ben hiçbir partiyi tutmuyorum demek, kanaatimce bir meziyet değil, kimliksizliktir. Bu bakımdan Cumhurbaşkanı adayı olarak çıkartılacak isimlerin hiçbir partiye sempati duymaması değil, işgal ettiği koltukta toplumun tüm kesimlerine karşı eşit mesafede olabilmesidir. Hak ve özgürlükler konusunda her kesime aynı şekilde yaklaşabilmesidir. Anayasa ve yasaları taraftarı olduğu siyasi partinin çıkarları istikametinde eğip bükmemesidir. Yani, Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturacak kişinin partisiz olması değil, adil olması, Anayasa ve yasalara sadık kalması esastır. Aynı şey merkezi yönetim ve mahalli idareler için de geçerlidir. Belediye başkanlığına seçilen kişi oturduğu koltukta sadece kendi yandaşlarına hizmet vermek gibi bir davranış sergileyemez. Bir parti tarafından oluşturulan Hükumet için de aynı şey geçerlidir. Mensubu olduğu siyasi partinin seçim meydanlarında millete sunduğu program ve ideolojik yaklaşım etkili olacaktır. Ancak, uygulamada kesinlikle toplumun bir kesimini dışlayıcı olamaz. Bu bakımdan toplumda ortak bir mutabakatın oluşmadığı, herkesin kendine göre içini doldurduğu tarafsızlık iddiası fazla bir anlam ifade etmiyor. Artık halk tarafından seçilecek bir Cumhurbaşkanının Parlamento dışından geldi diye tarafsız olarak takdim edilmesi, seçmenlerinde bunlara oy vermesinin istenmesi bulanık suda balık avlamaya çalışmanın ötesinde bir anlam ifade etmiyor.