Tamam!

Abone Ol

Tamam!

Deprem felaketine karşı “hazırlıklı olmayı” ne becerebiliyoruz ne de başarabiliyoruz.

Yani deprem felaketine karşı “dayanıklı konut” yapma konusunda zaaf içindeyiz!

Çünkü deprem felaketi ile ilgili “odak noktamız” farklı!

“Depreme dayanıklı” konutlar inşa etmiyoruz ama deprem sonrası yıkılan konutların yerine “kısa sürede yenilerini yapmayı” hedef olarak seçmiş durumdayız!

Bu deprem felaketinden sonra akıllanır ve depreme dayanıklı konutlar inşa etme yolunu seçer miyiz bilemiyoruz.

Zira hedefimizde yine yıkılan konutların yerine en kısa sürede yenilerini yapma fikri var!

Deprem öncesi tedbir alma konusunda sıkıntı yaşıyoruz.

Bari deprem sonrası yapılacak işler konusunda doğru dürüst organize olabilsek! Onu da elimize yüzümüze bulaştırıyoruz.

Yapılan yardımlar kaosa dönüşmesin diye yapılacak yardımların tek el tarafından organize edilmesi gerektiğini söylüyoruz.

Bunun için gerekli yapılanmayı da sağlıyoruz.

Ama tek el aracılığı ile yapılan yardımlar da kısa sürede kaosa dönüşüyor.

Bir deprem felaketi sonrası tüm kamu kurumlarını organize etmesi beklenen kurumun kendisi organize edilmeye muhtaç bir hale geliyor.

Böylesine büyük felaketlerde birtakım işlerin aksaması normal olabilir ancak pek çok şey aksıyorsa orada bir “yanlışlık yapılmış” olsa gerektir.

Yıllar öncesinde böylesi bir depreme hazırlık babında işin tatbikatlarını yapanlar şimdi deprem sırasında maalesef aynı performansı gösteremiyorlar!

Felaket bölgesine TIR’lar dolusu malzemeler gönderiliyor.

Allah’a şükürler olsun ki vatandaşlarımız bu konuda oldukça duyarlılar. Ellerinde avuçlarında ne varsa hepsini paylaşıyorlar.

Ancak bu yardımların gelişigüzel bir şekilde afet bölgesine gönderilmesi karşımıza yepyeni sorunları çıkarıyor.

Ne deprem öncesi almamız gereken tedbirleri doğru dürüst alıyoruz ne de deprem sonrası yapılacak yardımları doğru dürüst organize edebiliyoruz. Oysa yapılacak iş basit:

Birbirimizi suçlamadan gerçeklerle yüzleşmeliyiz.

Ve milletçe sorumluluğu üstlenmeliyiz.