Tam bize uygun maç!

Abone Ol

ÖTEDEN beri yazıp söylediğim bizim futbolun tuhaflıklarını sanırım hatırlarsınız. Çoğu defa da neremiz doğru diye de bunu yaşanmışlarla onaylatmıştım.

Şimdi şu maça bakalım... Fenerbahçe, Gaziantep’te bana göre hatalı bir tertiple sahaya çıktı. O hata neydi Şuydu; orta saha dört maçlık bir sakatlık devresi yaşayan, yani maç kabiliyeti dediğimiz önemli unsurdan yoksun Emre ve savunma yönü zayıf Diego Ribas’tan kurulmuştu. Yani Topal yalnız kalacaktı. Bunun başka ne gibi zararlı olabilirdi Fenerbahçe’ye... Hemen açalım; öndeki blokta Kuyt, Emenike ve Sow’dan kuruluydu. Yani Diego Ribas’a hiç uymayan bir forvet hattı. Üstelik bu hattın top kaçırma, topu çabuk taşıma işi sadece Emenike’ye kalmıştı. Hal böyle olunca da bu maçta Fenerbahçe takımının geri dörtlüsü ile orta sahası arası ve de orta sahası ile ileri uç bölgesi sık sık rakibin kontrolünde kalabilecekti. Rakip mi Üç dört çaylak ve bir iki yerli eski ve de bilinmez yabancılardan kurulu idi.

Ve geldik altıncı dakikaya... Önce Emre, sonra da Kuyt’ı dolaşan top oradan Emenike’nin koşu yoluna indirildi, o da gelişe vurup, belki de ilk defa böyle bir gol atıyordu, tabelayı değiştirdi.

Ve sonrası... Fenerbahçe’nin kuruluştaki hatalı on biri 15. dakikadan sonra rakibine “Gel beni hezimete uğrat” tablosu sunacaktı. Boş kalelere atılamayan toplar, kale ağzından rakibe nişanlananlar, kaleci Mert ile burun buruna gelip tribünleri döven şutlar... Parmak hesabı yapmaya başladık... Ve dedim ki birlikte maç izlediğim arkadaşlarıma ve maç sırasında sık sık telefonla görüş alış verişinde bulunduğum Ömer Üründül’e “Bunlar Fenerbahçe’ye gelse maç şimdi 5-1 olmuştu...” Katılan oldu, katılmayan oldu...

Ve en sonrası... İsmail Kartal yanlışının fark etmişti. Aslında çok da geç kalmıştı. Ya Gaziantepsporlu futbolcular Fenerbahçeliler kadar mahir olsalardı... Neyse... Ribas soyunma odasında kalmış yerine o bölge boşluklarını doldurmada mahir Selçuk sahaya çıkmıştı. Artık Emre de öne arkadaki sağlamlığı görüp rahatça çıkabilecekti. Ve de Fenerbahçe’de blokların arasını ilk yarıya oranla çok ama çok büyük ölçüde kapanır olmuştu.

Ya en sonrası Peş peşe gelen ustalık golleri... Kenardan, sıfırdan kale içine bırakılan toplar, dokunuşlar ve hatta Kuyt’un şık kafası ve bir de penaltı... Fenerbahçe ikinci yarıda öteden beri iddia ettiğim ve yazdığım gibi ligin en iyi takımına bir değişiklikle de olsa kavuşarak fark attı. Hangi maçta mı İlk yarıda yiyeceği farkı atarak...

Futbol bu işte... Bazen bir tek dokunuş bile iki takım arasındaki kalite ve oyuncu farkını ortaya çıkartıveriyor. Ama aynı soruyu İsmail Kartal’a bir kere daha sorayım; ya ilk yarıdakiler gol olsaydı Yani yanlışı düzeltmek için koca bir yarıyı beklemek diye bir kural yoktur. Fark edersen, hemen...

Hatırlarsanız, Fenerbahçe’nin Karabükspor’u yendiği maçtan sonra “Lig bitti” diye bir başlık atmıştım yazıma... Hâlâ arkasındayım... Trabzonspor kazasına rağmen... İddiamın dayanağı mı Tabii ki Fenerbahçe’nin artık Alper’in içine girdiği ön bloktaki benzersiz grubu... Sow; Fransa Ligi’nden, Webo; İspanya Ligi’nden, Kuyt; Hollanda ve İngiltere Ligi’nden ve de Dünya Kupası’ndan, Emenike; Dünya Kupası ve Rusya Ligi’nden... En az kariyerli olanı bizim Alper... Var mı başka takımda