Talha Kayaoğulları'ndan haber var!

Abone Ol

5 Ekim 2015 tarihli Millî Gazete'de, bu köşede, "Saadet oylarını 2 kat artıran genç başkan adayı kim?” başlıklı şu satırları kaleme aldım;

* "Adı; Talha Kayaoğulları.

Aydın/Bozdoğanlı. Esnaf. Gıda üzerine ticaret yapıyor.

Pırıl pırıl, gelecek vadeden, gözlerinden ümitler saçan Saadetli bir genç.

Ankara'da bulunma nedeni, tahmin edileceği üzere Saadet Partisi'nin Büyük Aday Tanıtım Şöleni'ndeki heyecana ortak olmak.

***

Önemli bir özelliğini da buradan duyurayım Talha Kayaoğulları'nın; Talha, son mahalli seçimlerde Bozdoğan'da Saadet Partisi'nin belediye başkan adayı oldu ve bu ilçedeki Saadet oylarını 2 kat artırdı.

"Bazen 1 kişiye, bazen 2 kişiye, bazen daha kalabalıklara Millî Görüş belediyeciliğini anlattım. Yılgınlık yok!.." sözleri bu genç Saadetliye ait.

Israrla Bozdoğan'a davet etti bizi sevgili Talha. "İnşallah” diyelim…"

***

Aydın/Bozdoğan'a gitmek kısmet olmadı!

Talha Kayaoğulları’nın davetine icabet edemedik!

İnşallah gelecek dönemde Bozdoğan'a da gitmek nasip olur.

Hatta bir Millî Gazete Gecesi! Neden olmasın!

Ama sevgili Talha Kayaoğulları'ndan haber var!

Talha, an itibari ile Saadet Partisi Bozdoğan İlçe Başkanlığı görevini üstlendi.

Bayrağı Kamil Kavaklıoğlu'ndan devraldı.

Ve ayağının tozuyla son derece çarpıcı, ses getiren bir faaliyete imza attı.

Bana da mesaj yolladı. Diyor ki,

* "Selamünaleyküm Adnan Bey,

2005 yılından bu yana Bozdoğan’da Saadet Partimizin bayrağını taşıyoruz.

3 dönem belediye başkan adayı oldum.

Şu anda da Saadet Partisi Bozdoğan İlçe Başkanlığı görevini yürütüyorum.

Geçtiğimiz günlerde elektrik zammına dikkat çekmek için bir “mum yakma eylemi” gerçekleştirdik.

Ayrıca Merkez Bankası’nın %46’ya çıkardığı faiz oranına tepki göstermek üzere, yönetim kurulu üyelerimizle birlikte Bozdoğan Çarşı Mahallesi’ndeki Cimriler Parkı önünde bir “şemsiye eylemi” yaptık. Faiz yağmuru altında ezilen halkımızın sesi olma adına şemsiyelerimizi açtık..."

***

Sevgili Talha; gazanız mübarek olsun diyor, çalışmalarınızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum...

 

KASKETLİ HASAN İLE SAKALLI HÜSNÜ'YE

İlahi yüzüm yok huzuruna gelmeye,

Utanıyorum bunca günahımla af et demeye,

Yıllarca dilim bu kadar döndü, gücüm buna yetti,

Kırgınım kasketli Hasan ile sakallı Hüsnü'ye.

***

Elli senedir "Ahlak ve Maneviyat" diye diye,

Kulak vermediler, inandılar ağaya-bey'e,

Her zaman yalan söyleyip iftira eden,

Kırgınım kasketli Hasan ile sakallı Hüsnü'ye.

***

Hakkın hakimiyeti için gecesini gündüzüne katana

Bir çiçekle bahar mı olurmuş diyene,

Utanmadan her türlü naneyi yiyene,

Kırgınım kasketli Hasan ile sakallı Hüsnü'ye.

(Mustafa Köse)

 

 

KIBRIS GİDERSE ANADOLU GİDER!

Uluslararası düzeyde kritik eşikler aşılıyor, hayati virajlardan geçiyoruz. Kimi bu dönemeçleri davulla zurnayla geçerken, kimi viraj keskin diye girmeye cesaret edemiyor.

Davulla zurnayla geçmeye çalışanlar, dış politikayı iç siyasetle karıştıranlar... Dış politika gerçeklik ister, derin analiz ister, strateji ister ve elbette bir şeyler verilmeden kolay kolay bir şeyler kazanılmaz.

Viraja girmeye cesaret edemeyenler ise güçlerinin farkında olmayan, tarihlerini doğru okuyamayan veya tarihimizde yer alan liderler kadar gözü kara olmayanlar.

"Anlatıyorsun iyi hoş ama nedir bu keskin virajlar sevgili Burak?" diye soracak olursanız, en başta Orta Doğu başlı başına keskin bir viraj! Bunu her zaman konuşuyor, emperyal planları söylüyoruz.

***

Ancak bugün Orta Doğu'daki ve özellikle Suriye'deki gelişmelerin gölgesinde bizim yetkililerimizin hiç diline almadığı bir mesele var.

Tahmin edeceğiniz üzere bu mesele müstafi Tümamiral Cihat Yaycı'nın deyimiyle "Mavi Vatan".

Bu mesele, tarihimizin en dirayetli ve gözü kara harekâtlarından biriyle kazanılmış, göz bebeğimiz Kıbrıs meselesi...

Kıbrıs Barış Harekâtı'nın kahramanları merhum Erbakan ve Ecevit'i rahmetle anıyorum. 1974'te harekât tüm Siyonist/emperyal baskı ve dayatmalara karşı boyun eğmeyerek, bugün pek göremediğimiz bir kararlılıkla başlatılmış ve muvaffak olmuştur.

Merhum Necmettin Erbakan'ı "mücahit", merhum Ecevit'i "kara oğlan" yapan sebeplerin başında gelir Kıbrıs Barış Harekâtı...

***

Bunca zorluğa ve baskıya rağmen geri adım atmayan liderlerin bizlere emanet ettiği Yavru Vatan'da bugün neler oluyor peki?

Birleşmiş Milletler (BM) o dönem Kıbrıs Barış Harekâtı'nı "işgal" olarak değerlendirdi. Bugün de aradan geçen yıllar sonra Orta Asya Türk cumhuriyetleri (Özbekistan, Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan) yani bizim kardeş devletlerimiz, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK), Türkiye'yi Kıbrıs'ta "işgalci güç" olarak tanımladığı 541 ve 550 sayılı kararlarını resmen tanıdı.

Bir hatırlatma daha yapayım; çok kısa bir süre önce Kürşad Zorlu, İYİ Parti'den AK Parti'ye transfer olmuş, AK Parti MYK'sında kendisine yer verilmiş ve aynı zamanda Türk Devletler Birliği başkanı olarak atanmıştı.

'Suriye'de hâkimiyet elimizde' mesajı veren yetkililerimiz, 'Türk devletleri ile de dayanışma halindeyiz' mesajını da hemen arkasından kamuoyuna vermişti.

Büyük devlet olduk ama ne yazık ki 51 yıldır Türk cumhuriyetlerinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni (KKTC) tanımalarını sağlayamadık.

Bugün gelinen noktada, ekonomik destek ve masada bazı al-ver'ler doğrultusunda kardeş dediklerimiz, tarihimizi hiçe sayarak, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni (GKRY) tanıyor.

Bakın, lafı uzatmaya gerek yok!

Masal anlatmaya, hayal kurmaya da gerek yok!

Kıbrıs bizim kırmızı çizgimizdir; nasıl ki Suriye ve Gazze ülkemizin geleceği için hayati önem taşıyor ise Kıbrıs da bizim için aynı doğrultuda hayatidir.

Kıbrıs giderse Anadolu gider!

Kıbrıs giderse mücadele ayaklar altına alınır!

Kıbrıs giderse kararlı liderlerimizin emekleri gider.

Nitekim bugün Kıbrıs meselesini ağzına almayan yetkililerimiz, perde arkasında bu konu için bir duruş hazırlığında ve güçlü bir yaptırım hazırlığında değilse, uluslararası düzeyde kaybedilen sadece Türkiye'nin imajı olmaz.

***

Son olarak; bir şeylerden taviz vererek, kısa vadeli kazanmış görünmek, hiçbir zaman kazanç değildir.

Uluslararası düzeyde esas kazanım kararlılıkla, şahsiyetle ve dik duruşla olur.

Bu vesileyle cesaretleri ile bize Kıbrıs'ı kazandıran öncülerimizi bir kez daha rahmetle anıyorum.

Attıkları kritik adımlar kısa vadeli değil, ömürlük bir kazanımı tarihimize altın harflerle yazmıştır. (Burak Kabakçılı)

---