‘Taksitle’ lise diploması!

Abone Ol

Son derece çarpıcı ve bir o kadar düşündürücü, utanç verici bir mesaj geldi! Mesaj şöyle:

“Lise mezunu olmak şimdi daha kolay. Bayrama özel aylık 250 TL ödeme kolaylığı ile diplomanızı alın...”

Mesajda adı geçen lisenin adını burada vermek istemiyorum. 

İki tane de telefon numarası var...

Biraz araştırdım; gerçekten de böyle bir lise var -İstanbul, Anadolu yakasında- ve web sayfasındaki telefon numaraları ile bana gelen mesajdaki telefon numaraları aynı...

Demek ki mesajdaki bilgi gerçek!

Peki, ama hakikaten nasıl oluyor da, böyle oluyor?

Bir yaşıma daha girdim desem; Allah Allah, taksitle lise diploması... Taksitle lise diploması mı olur, a be arkadaş!

Pazarda satılan elma, armut gibi... Patates, soğan gibi... Gerçi, şimdilerde patates, soğan almak da o kadar kolay değil ya, neyse...

* Taksitle lise diploması; gelsin işsizler ordusu!

* Taksitle lise diploması; gelsin kalitesiz iş gücü...

* Taksitle lise diploması; gelsin eğitimde fırsat eşitsizliği...

Olur mu, dersiniz? Şahsen ben çok utandım!

Peki, ya siz!

MİSYONERLİK HIZLA YAYILIYOR!

Misyonerler, birçok İslam ülkesine kanca atmış durumda.

İNSAMER’in (İnsani Araştırmalar Merkezi) hazırladığı, “Tarihi Süreç İçerisinde Misyonerlik ve Misyonerlerin Yetim Faaliyetleri” isimli raporun sayfalarına bir göz atmak yeterli;

Kırgızistan, Kosova, Arnavutluk ve Bosna gibi Müslüman ülkelerde de hızla yayılıyor, misyonerlik.

Açtıkları yurt ve okulları tuzak olarak kullanan misyonerler, yüzlerce Müslüman çocuğu ağlarına düşürerek beyinlerini zehirliyor.

İslam ülkelerini sömürmekten geri durmayan emperyalistler, misyonerler vasıtasıyla da Müslüman çocuklarını Hıristiyanlaştırma faaliyeti yürütüyor, uzun yıllardır...

Yıllardır iç savaşın pençesinde kıvranan Suriye’de faaliyet göstermeye başlayan Vatikan Kiliseler Birliği, Caritas ve Amerika kökenli IRC isimli misyoner kuruluşlarının yaklaşık 700 bin yetim çocuğu asimile etmek için hedef seçtiğini biliyor muydunuz?

Siyonist İsrail’in pervasızca saldırılarına maruz kalan Filistin’de yurtlar açan S.O.S (Kinderdorf International Çocuk Köyleri Vakfı) isimli misyoner örgütün yurtlarında kalan 75 öğrenciyi din değiştirmeye zorladıkları belirlendi!

Amerikan işgali altında yıllardır sömürülen Afganistan’da faaliyet gösteren 50 misyoner yurdunda kalan yüzlerce Müslüman çocuğuna din değiştirmeleri için mobbing uygulandı, uygulanıyor!

Dünyanın en kalabalık Müslüman ülkesi Endonezya’da 8 bin civarındaki misyoner yurtlarında 150 bin çocuk Hıristiyanlaştırılmış bir eğitime tabi tutuldu.

İslam ülkelerindeki iç karışıklıklardan faydalanarak faaliyet göstermeye başlayan misyonerlerin Müslüman çocuklarını Hıristiyanlığa devşirmek için olağanüstü bir gayret gösterdikleri artık bir gerçek.

PEKİ, YA TÜRKİYE’DE?

* Türkiye’de misyonerlerin nasıl çalıştığını, hangi alanlarda faaliyet gösterdiklerini, hangi enstrümanları kullandığını, hangi “vakıf” adı altında faaliyet sürdürdüklerini, biliyor musunuz? 

* Misyonerlerin faaliyetlerine çağırdıkları siyaset ve sanat alanında tanınmış isimlerle kendilerini nasıl kamufle ettiklerinden, haberdar mısınız? 

* Bunların taktiklerinden biri de, konuyu gündeme getirenleri, misyonerlik faaliyetlerini yazanları, konuşanları farklı yöntem ve usullerle susturmak!

Bu da işin en acı yanı... Maalesef!

SAYIN BAKANIM, BU SORULARA ÇOK HASSAS OLDUĞUNUZDAN ADIM KADAR EMİNİM!

Çalışma, Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un arz edeceğim hususlarda, büyük bir duyarlılık ve hassasiyet gösterdiğinden eminim;

1) Kurucuları arasında, “Boğaziçi Lions Kulübü Derneği”, “Karaköy Lions Kulübü Derneği”, “Levent Soroptomist Kulübü Derneği”nin de yer aldığı Koruncuk Vakfı tarafından işletilen Bolluca ve Urla Çocuk Köyü’nde din eğitimi verilmekte midir? Veriliyorsa kim/kimler tarafından verilmektedir? Çocuk Köyü’nde görev yapan din adamlarını hangi devlet kuruluşu görevlendirmektedir? Diyanet İşleri Başkanlığı mı? Ya da hangi kurum?

2) SOS Çocuk Köyleri’ne ilişkin misyonerlik iddiaları bugüne kadar birçok yazar ve siyaset adamı tarafından dile getirildi, getiriliyor. Adı geçen köylerin, oluşumların Dünya Kiliseler Birliği ile bağlantıları bugüne kadar en çok dile getirilen iddialardan! Bu konuda devletin de bir hassasiyet içinde olması gerekiyor mu, gerekmiyor mu? Mesela, devlet bu kurumları, kuruluşları hangi periyotlarla inceliyor? En son denetleme ne zaman gerçekleşti?

3) Bu türden vakıflara, Lions, Rotary kulüplerine vergi muafiyeti ile topluma yararlı dernek statüsü verilirken, bu ülkenin yerli ve milli kuruluşları olan Milli Gençlik Vakfı’nın (MGV), Anadolu Gençlik Derneği’nin (AGD) bu kapsama alınmaması çok düşündürücü değil midir?

4) Sayın Bakanım; SHÇEK Kanunu’ndaki, ‘Devletin korunmaya muhtaç çocukları kendisi koruduğu, özel herhangi bir şirket veya vakfın bunu yapamayacağı, devletin buna müsaade etmeyeceği’ hükmü değiştirildi mi, aynen muhafaza ediliyor mu?

5) Trump’ın serbest bırakılması için ikide bir tweet attığı rahip Brunson’un SOS Çocuk Köyleri ile bir ilgisi/bilgisi var mıdır, yok mudur? 2005 yılında, tecavüz ve taciz olaylarıyla gündeme gelen, SOS Kinderdorf International (Çocuk Köyleri Birliği) isimli Avusturyalı misyoner örgütünün desteğiyle kurulduğu ileri sürülen SOS Çocuk Köyleri’ne Rahip Brunson hiç uğramış mıdır?

6) Tüm bu iddiaların ardından SHÇEK’ten sorumlu Bakan olarak, Türkiye’de faaliyet gösteren SOS Çocuk Köyleri’ni ziyaret etmeyi, bu köyleri mercek altına almayı düşünüyor musunuz?