Taksim, Tahrir mi?

Abone Ol

Taksim Gezi Parkı’ndaki gösteriler, Mısır’da devrime yol açan Tahrir’e benziyor mu, benzemiyor mu

Bu konuda iki farklı yoruma yer vermek istiyorum;

“Tahrir’de tencereyi patlatan iç faktör, baskının hiçbir yerden nefes alacak menfez bırakmaması idi. Tam da “inficar” halinde patlama vuku buldu, arkasından başka yerlerde şiddeti farklı patlamaları tetikledi. Kahire’den San’a’ya, Telaviv’den New York’a ve Yunanistan’a fitili ateşleyen Tahrir’dir, bu açıdan Taksim ile Tahrir arasında mahiyet farkı yoktur.” (Ali Bulaç-Zaman)

“Başbakan Erdoğan, Mübarek ile de Kaddafi ile de Eset ile de kıyaslanamaz. Eset ile mukayese edenlere Avrupalılar bile nasıl tepki verdi, gördük. Türk polisi de, her Arab’ın korkulu rüyası olan Mısır’daki baltacılarla, Suriye’deki şebbihalarla kıyaslanamaz.

Türk göstericiler de Arap göstericilerle bir tutulamaz. Çünkü Arapların başlarında diktatörler vardı, sandığa gitseler, oy atabilecekleri başka parti bulamazlardı, bulsalar oy atamazlardı, atsalar, öldürülürlerdi.

Türk göstericiler Arap göstericilerle kıyaslanamaz çünkü Araplar, yeşil alan, ağaçlık, park vesaireyi Allah ne verdiyse oradan bilirlerdi, hükümetleri şehirlerine yatırım falan yapmazdı. AVM’leri olsa, elektrikleri çalışmaz, yürüyen merdivenleri yürümezdi.

Türk göstericiler Arap göstericilerle kıyaslanamaz çünkü Arapların yandaş diye fişleyebilecekleri medyaları yoktu. Sosyal medyaları vardı onu da yalan haber yaymak için kullanmazlardı.

Yine kıyaslanamazlar çünkü Arap göstericiler Cuma günleri Cuma namazı çıkışlarında camileri buluşma noktası olarak kullanırlardı, bazı provokatörler gibi Valide Sultan Camii’ne girip, içerde ihtiyaçlarını gidermez, sırf birileri gelsin de kan dökülsün diye, kutsal mekanlara boş içki şişeleri bırakmazlardı.” (Mustafa Taha Dağlı-Haber7)

***

Ben de birkaç kez gittim, Taksim’e…

Taksim olsa olsa yine Taksim’dir..

Kendine özgü özellikleri olan bir eylem türü var o meydanda…

Son yorum elbette sizin.

Sizce Taksim Tahrir mi, değil mi

Haydarpaşa garı ne olacak

Haydarpaşa Garı’ndan uzun süredir tren seferleri yapılamıyor, malumunuz…

Sebebi, Eskişehir-İstanbul Hızlı Tren çalışmaları..

Bu çalışma tamamlandığında, Ankara-Eskişehir arasında faaliyet gösteren hızlı tren seferleri, Ankara-İstanbul arasında yapılabilecek.

Epey bir mesafe alındı..

Tabir yerindeyse, çoğu gitti azı kaldı.

Ama bir sorun var galiba!

Sahi, Ankara-İstanbul arasında hızlı tren seferleri başladığında tarihi Haydarpaşa Garı açılacak mı, açılmayacak mı

Daha da önemli bir soru şu;

Haydarpaşa Garı’ndan Doğu’ya giden tren seferleri ne olacak Bu trenler hizmet verecek mi, vermeyecek mi

Şu anda konu hakkında herkes suspus! 

Biri bir açıklama yapsa da, bugünlerde İstanbul’dan Doğu’ya, köyüne gidenler de bilgi sahibi olsa…

Fena mı olur

AÖF Bütünleme Sınavları

Selâmünaleyküm.

Sizlerden önemli bir ricam olacak.

Bu ricam tüm Açık Öğretim öğrencileri için de geçerlidir.

AÖF bütünleme sınavı konusunda sıkıntılarımız var. 

En azından bütünleme sınavı yapmayacağını net bir şekilde söyleyen AÖF yetkililerini farklı çözümlere yönlendirmek istiyoruz.

Son sınıfta okuyup da tek dersten mağdur olan on binlerce AÖF öğrencisi mevcut.

Genel bir bütünleme sınavı söz konusu değilse de tek ders mağdurları konusunda mutlaka bütünleme hakkımızı elde etmemiz gerekiyor diye düşünüyorum.

YÖK Kararları gereği aslında tüm üniversitelerde bütünleme sınavı mecburi olmasına rağmen bu kadarcık az bir hakka bile razı olmak zorunda bırakıldık...

En azından bu konuda medyanın yanımızda olması bizi çok mutlu edecektir....

Milli Gazete’ye önceki AÖF haberlerinden dolayı ayrıca teşekkür ederim..

Hayırlı günler. Mehmet Fatih BAŞAR (İskenderun/HATAY)

Fatih projesi sahipsiz ve içi boş!

İçinden geçtiğimiz bugünler, iletişim ve bilişim patlamasının hangi ölçüde olduğunu gözler önüne serdi. Yüzlerce provokatif ve kışkırtıcı söylem, fotoğraf, yazı, video hatta slogan, sosyal medyada paylaşıma açıldı.

Çocuklarımız doğal süreçlerde, samimi arkadaşlık platformları olarak algıladıkları mecralara aynı samimiyetle yaklaşmış ve sorgulama perdesi kullanmamışlardır. Oysa bu defa art niyet, şiddet teşviki, çıkar hedefli amaçlar, ideolojik tertipler onların masum paylaşımları arasına sızmıştır. 

Her zamankinden daha fazla akla ve diyaloga, bilgi ve empatiye ihtiyaç duyulan bir dönemden geçiyoruz. Söz konusu enformasyon akışının çoğunluğunu duyum olarak nitelemek kabil çünkü sosyal medya paylaşım ortamlarındaki 5n 1K’ haber niteliğinden yoksun binlerce görüntü ve ağızdan-ağza bilgilenme’ milyonların tüketimine sunuluyor.

Gençlerimizin teknolojideki etkinliğini unutmamalıyız. Dolayısı ile demokratik bir toplum adına şiddetle karşı çıktığımız sansüre tepkili süfli bir sosyal medya özgürlüğü ile karşılaşıyoruz. Bu oluşumunda, genci ve ergeni tutarsızlığa, anti demokrasiye ve şiddete yöneltmesine asla izin veremeyiz.

Buradan Sayın Bakanımız Nabi Avcı’ya ve Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a konunun hususiyetini ve Milli eğitimin manzarai vahametini anlamaları için sesleniyorum! Umarım liyakat ve nitelik kriterleri yerine hısım, ortak ve torpilli akrabalarla doluşturulan Milli Eğitim Bakanlığı’nın koltuklarında bu vizyon ve projeksiyonlara sahip birkaç bürokrat bulunur da, kayırmacılık ve iltimas yapmaktan kalan boş vakitlerde çocuklarımıza dönük bu hayati borcu ödeme iradesi gösterilir. (GÜRKAN AVCI-DES GENEL BAŞKANI)

NOT: Bugün 09 Haziran 2013 Pazar…  İktidar ve TBMM’de grubu bulunan partiler, 2012 yılında yeni ve sivil anayasa vaadini yerine getiremedi. Sınıfta kaldı. Umutlar bu yıla sarktı. TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda herkes ayrı telden çalıyor. Temmuz 2013’e kadar umutsuz son bir maraton daha başladı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bile, “Görülüyor ki, yeni Anayasa olmayacak!” dedi.