Taksim olaylarının hikmeti ve Allaha güvenmek

Abone Ol

ADİL DÜZEN ÇALIŞANI arkadaşlarımızın `Taksim Gezi Parkı’ değerlendirmeleri…

…VE YANLIŞ HESAP PARK’TAN DÖNER! / İşlerine gelince halkı baş tacı, işlerine gelmeyince yer bezi yapma hakkını kendinde görenler; / Demokrasiyi sadece kendilerine uygulanınca kabul edenler; / Başkasının sınırlarını hiçe sayacak kadar özgürlükçü olanlar; / Milletin iradesini cehaletine ve aptallığına bağlayanlar; / Kendilerini içeriğini ve anlamını bilmedikleri bir görüşün bekçisi kabul edenler; / Şiddet uygulayınca direnişçi, şiddete maruz kalınca mazlum olduğunu iddia edenler; / Anarşiyi demokratik hak olarak görüp, polis müdahalesini baskı diye nitelendirenler; / Tek dal için sokaklara dökülüp, av mevsiminden geri kalmayanlar; / Cebi dolunca mülayim, cebi boşalınca aslan kesilenler…

KİMDİR BUNLAR / Medyaya göre bunlar her yerdeler, Türkiye’nin her yerine bu zihniyet hâkim. Ayrı ayrı yerlerde de olsalar tek vücutlar, tek merkezler. Bu resim, artık başkaldıran, bu kötü gidişe dur diyecek bir memleketin resmi. / Gerçekten bu kadar kolay mı olacağını zannediyorlar Tüm karanlık girişimlerin aydınlığın zaferiyle sonuçlandığını, mekirlerinin hep boşa çıktığını dahası “İyi”nin işini kolaylaştırdığını bu zavallılara birileri söylese mi, yoksa kerhen de olsa Hakk’a hizmet etmeye devam mı etseler / Sadece bir TAKSİM’e bakıp Türkiye’nin ciğerini okuduğunu iddia edip bunu da mümkün olan en ikna edici şekilde servis edenler, milletin iradesini hiçe saymanın sonuçlarına katlanacakları gibi hiç hesaba katmadıkları iyileşmeye de zemin hazırlayacaklar. Her şey iyiye gidecek İNŞALLAH ama önce zifiri karanlık, onun ardından aydınlık gelecek. (Tayibet Erzen)

PROJE. / Seneye Cumhurbaşkanlığı seçimi var. Halk seçecek. İki turlu oylama olacak. İkinci turda en fazla oy alan iki aday yarışacak. Yani ikinci turda yüzde 50’den fazla oy almak zorunluluğu var. / Bugünlerdeki “Gezi Parkı” olayları aslında bir projenin ilk adımıdır. Bu proje Cumhurbaşkanı’nın Erdoğan ya da Gül dışında birisinin olması projesidir. / AK Parti’nin her zaman alabileceği muhafazakâr oylar yüzde 25 civarında. Diğer yüzde 25’lik oyunu eskiden orta sağ denilen gruptan alıyor yani eski DYP ve ANAP oyları bunlar. / Bu ikinci kısım içinde oy veren bir grup Gezi Parkı olayları ile AK Parti’den vazgeçmiş duruma geldi. Bunlar artık bu kutuplaşma ile kendilerine AK Parti’nin zorla çarşaf giydireceğini düşünüyor. Başbakan da kutuplaşmayı artıracak, keskin sınırlar çizecek şekilde davranışlarda bulunuyor. / Seneye Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olacak olan ister Erdoğan ister Gül olsun, eğer bu proje tutarsa seçilemeyecek. Çünkü ikinci turda yüzde 50 oy alamayacak. Çünkü bu orta sağ oylar diğer partilerin ortak adayı olan Demirel benzeri bir adaya kayacak. / Gezi Parkı olayları bu projenin ilk adımıdır. Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar projenin devamı uygulanacak. Eğer başarırlarsa seneye çok değişik bir siyasi durumla karşı karşıya kalabiliriz. (Lütfi Hocaoğlu)

ALLAH’A GÜVENMEK. / (Hüseyin Gülerce’nin “GEZİ PARKININ HİKMETİ NE OLA Kİ ” yazısına, Adil Düzen Çalışanı arkadaşımızın yaptığı yorum.) / Biz inanıyoruz ki Allah’ın koyduğu fiziki ve sosyal kanunların yerli yerinde uygulanması ile problemlerin üstesinden gelinir ve hayat her yönden daha rahat ve güvenli bir hâle dönüşür. Bugün yaşananlar her ne kadar çeşitli kaynaklara bağlansa da (dış güçler, faiz lobisi vs.), temelde sünnetullaha aykırı bir sosyal ve ekonomik düzen tercihinin yansımalarıdır. İlâhi kanunlara uygun “Hakk’ı üstün tutan bir düzene” sahip topluluklar, herhangi bir gücün yönlendirmesi veya tahriki ile güven ve huzur ortamına müdahale ettirmezler. / Allah’a imanın ne demek olduğunun hatırlanması ve O’nun düsturlarına uygun bir düzenin insanlık için kurtuluş vesilesi olacağının idrak edilmesi ile olayların sonlanması en büyük dileğimizdir. / Müslümanların güce değil, sadece Allah’a güvenmeleri gerektiğine dair bir hatırlatma olabilir mi bu olayların hikmeti / Elimizde son kitap Kur’an olmasına rağmen, Son Peygamber’in öğretilerini kabul etmemize rağmen, ilim bu seviyelere ulaşmış olmasına rağmen ve bu kadar birikimli, değerli bir tarihi bünyemizde barındırmamıza rağmen, kendi modelimiz yerine “Batı’nın çöküşe geçmiş sosyal ve ekonomik düzenini” tercih etme sebebimizin sorgulanmasının ve tekrar özümüze (yani “MİLLÎ GÖRÜŞ”e ve “ADİL EKONOMİK DÜZEN”e) dönüşün başlangıcı olabilir mi bu olayların hikmeti .. (Zafer Kafkas).