Taksim bir çıkmaz yol

Abone Ol

AK Parti iktidarı, bir yandan izlemekte olduğu gerilimi

tetikleyen politikaların sonucu olarak Türkiye de, uzun bir aradan sonra,

yeniden gündemin önemli maddesini işgal etmeye başlayan kitlevi hareketler,

toplu halde yaşamanın adeta tabii iklimi ve teminatı niteliğindeki can

güvenliği, mal güvenliği ve insana saygı politikasının hayati önemini bir kez

daha ortaya çıkarmıştır.

Taksim Gezi Parkı protestosunu genel çerçeve

içerisinde, birkaç çapulcu mantığıyla bir perspektife oturtmaya çalışmak ve

bunun sonucu olarak, sosyal medyanın tetiklemesiyle hızla gelişen olayların

sadece bireysel planda ele alınması, konunun yapay biçimde daraltılmasına yol

açmış ve Demirel in yıllar önce gerçekleri yansıtmayan  Türkiye de faili meçhul sadece üç cinayet

kaldı yaklaşımının yeni bir tezahürü şeklinde bir algılama meydana getirmiştir.

İlk gün; yeşilin korunması ve ağaç sevgisi gibi masum

bir istek gibi ortaya çıkan Gezi Parkı protestosu, Başbakan ın gerilimli basın

toplantısıyla bir anda farklı bir seyir almasına neden olmuştur. Türkiye,

çevresindeki hassas dengeler yüzünden önemli bir sınavdan geçmekte olduğu bir

dönemde, mevcut gerginliğe çanak tutmak için fırsat kollayan derin güçler,

kızışmaya yüz tutan bu atmosferden kendilerine rol kapmak için büyük bir çaba

içerisinde oldukları bir kez daha görülmüştür.

Taksim ile başlayan ve tüm yurda yayılan gösterilerde,

sorunu karmaşıklaştırmadan ve akut boyutlara ulaştırmadan aklıselim bir çözüm

yolunun bulunma vakti gelmiştir. Baskıcı ortamda ve baskıcı yöntemlerle sorunun

üstesinden gelmek ve sadece tepkileri hafifletmeye yönelik idare-i maslahatçı

bir politika izlemekle bu problem sarmalından kurtulmak yerine, kalıcı ve

gerginliği ortadan kaldıran politikaların ortaya konması gerekmektedir

kanaatindeyiz.

Başbakan Erdoğan, Taksim sendromu ile başlayan kaotik

ortamın üzerine sert üslupla gitmesi ve derin güçlerin yeniden meydanlara

inmelerine vesile olması, aslında bir bakıma yaklaşmakta olan seçimler

öncesinde seçmenlerin AK Parti şemsiyesi altında bütünleşmelerini sağlamaya

yönelik bir siyasi adım olsa gerek. Başbakan, bu tür politika ile geçmişte,

Demokrat Parti, Adalet Partisi ve Anavatan Partisi nin uygulamaya çalıştıkları

oyunun bir benzer veçhesini ortaya koymaya çalışmaktadır.

Başbakan Erdoğan ın bunu gerçekleştirebilmek için,

özellikle Taksim ve Topçu Kışlası üzerinden politika yapmaya çalışması, aslında

çok manidar ve bir o kadar da ince düşünülüp hazırlanmış bir senaryonun ürünü

olsa gerek. Şöyle ki,  vatan fedaisi

yazılı şapkasıyla İttihat ve Terakki nin önde gelen simalarından Resneli Niyazi

Bey, 24 Nisan 1909 da Harekât Ordusu adına Taksim deki Topçu Kışlası nı kuşatarak

Sultan Abdülhamit Han ın tahttan indirilmesine ve Selanik e gönderilmesine

vesile olan kişilerin başında geliyor olması ve bu Harekât Ordusu nun komuta

heyeti arasında İsmet Paşa nın yer alması dikkat çekicidir.

Kılıçdaroğlu, Başbakan ın Taksim e Topçu Kışlası

görünümlü AVM yapma arzusunu,  31

Mart ın rövanşı olarak değerlendirmeye çalışmasının altında yatan neden de

budur. İsmet İnönü nün de aralarında bulunduğu Mahmut Şevket Paşa komutasındaki

Harekât Ordusu , vatanı ve meşrutiyeti korumak ve kollamak ve siyasal taraflar

arasında hakem rolü oynamak yaklaşımıyla idareye el koyup, aralarında Yahudi

asıllı Selanik Mebusu Emanuel Karasu, Ermeni Cemaati Temsilcisi Aram Efendi

gibi dikkat çekici simalardan oluşan heyet, 27 Nisan 1909 da Sultan Abdulhamid

Han ın Selanik e sürgün gönderilmesinde başrol oynamıştır.

İşte bu noktadan hareketle, sürekli olarak CHP nin geçmiş

politikalarına göndermede bulunarak, seçmeni AK Parti etrafında kenetlemeye

çalışan Başbakan Erdoğan, 2014 Mart ayında yapılacak olan mahalli seçimler,

cumhurbaşkanlığı ve muhtemel bir referandumdan güçlü çıkabilmek adına bu sefer

çıtayı iyice yükselterek, insanların zihinlerini Taksim Topçu Kışlası projesi

ile meşgul etme gayretiyle seçmen gücünün AK Parti ekseninde toplanmasını

sağlamaya çalışmaktadır.

Geçmişte oynanmaya çalışılan bu oyunun bir benzeri şimdi

de AK Parti tarafından sahneye konmaya çalışılmaktadır. Ama inançlı kesim bu

oyunun bir parçası ve tarafı olmayacağı gibi, bilakis bu oyunu bozmak için var

gücüyle çalışacak bir olgunluktadır.