Takdir edilen bu mudur?

Abone Ol

Bu vatan uğruna toprağa düşen şehitlerimizi şükranla anıyorum. Onlara ne kadar şükretsek azdır. Sadece 15 Temmuz’da toprağa düşen değil, tam 30 yıldır PKK ile savaşırken toprağa düşen askere de minnet borcumuz vardır, İstiklal uğruna savaşanlara da, Çanakkale’de şehit olan ecdada da. Hiç birini ayıramayız. Bu vatana kast eden düşmanı birbirinden ayırmadığımız ve unutmadığımız gibi. Bu millet seveni de unutmaz hainlik yapanı da!

Merhum Erbakan’ın dediği gibi; “Bu milletin küllerini üflesen altından iman çıkar.” Bu millet hangi yaşta olursa olsun vatan uğruna gözünü kırpmadan silahın üzerine yürür. Çünkü bilir bu millet; vatan sevgisinin imandan geldiğini. Dün bu milleti ne top yıkabildi ne de tank! Yarın da yıkamayacaktır. Yeter ki içimizde hain işbirlikçiler olmasın.

15 Temmuz’un birinci yıldönümünde 81 ilde kutlamalar yapıldı. Pek çok edebi sözler ve kahramanlık söylemleri ifade edildi. Fakat nedense bu darbe girişimin arka planındaki istihbarat örgütleri henüz net olarak ortaya konulmadı. Bunlar ortaya çıkarılmalı devletin resmi kayıtlarına geçmelidir.

Gelin görün ki bu kahraman millet hak etmediği bir yaşantı içerisindedir. 15 Temmuz darbesini fakirler durdurdu edebiyatını zenginler yapıyor. Millete kahramanlık türküleri söylemek kolaydır. Devlet olarak en zoru hak ettiği yaşamı bu gözü pek insanlara vermektir. Milleti alanlara toplayabilmek için 15 Temmuz’da ulaşımı bedava yapan hükümet, İETT’nin yapmış olduğu ulaşım zammına sessiz kalıyor. Zaten zor geçinen vatandaş işini de mültecilere kaptırmış durumdadır. Her işyerinde 2 yabancı ve 3 kaçak işçi çalışıyor. Yabancı işçi sıralamasında 42.523 kişi ile Gürcistan ilk sırada yer alıyor. Ancak kaçak Suriyeli işçiler hesaba dâhil edilmedi. Mevsimlik tarım işçisi günde 12 saat elli liraya çalışıyor. Asgari ücretin altında emekli maaşı ile geçinenleri saymıyorum bile! Tarımın bittiği, hayvancılığın dibe vurduğu bir ekonomide insanlar kahramanlık türküleri ile nasıl mutlu olacaklardır?

Zaman zaman Kemal Kılıçdaroğlu’nun SSK başkanlığı dönemine atıfta bulunan hükümet, kınadığı duruma düşmüş durumdadır. AKP’nin iktidara geldiği yıllarda, yüzde 80’in üzerinde kendi kaynakları sayesinde ayakta kalan SGK, bugün bütçeden aktarılan milyarlarca lira ile ayakta tutuluyor. Bu vahim bir durumdur. Yol yaptık, köprü yaptık edebiyatı asgari ücretlinin karnının doymasına yeterli gelmemektedir. Bunlar güzel hizmetlerdir fakat taze fasulye 6-8 TL arası etin kilosu ise; elli liraya yaklaştığı, çarşı pazarın ateş pahası olduğu bir dönemde, yapılan yolların ne önemi olabilir ki? Üstelik bu yollar sürekli zarar edip, hazineden takviye edilirken nasıl bir gelecek hayali kurabiliriz? Bu millet bankalara ve kredi kartlarına mahkûm bırakılmıştır. Taahhüdü ihlal hapis cezasından yatanların istatistikleri belli değildir. Taşeronluk sistemi sürekli mağdur üretmektedir. Ülkemizin en değerli kaynakları çok uluslu şirketlerin kontrolüne verilmiştir. Bu siyasi ve ekonomik politikalar insanımızı mutlu etmemektedir. Refahın eşit oranda dağıtılmaması sosyal dokuya zarar verebilir. Mutsuz aileler mutsuz toplumu meydana getirir. Devlet bir an önce milli görüş politikalarını hayata geçirmeye mecburdur. Hukukun üstünlüğü, eşit adalet anlayışı ekonomik kalkınmayı beraberinde getirecektir.