Tak-tik!

Abone Ol

AKP ile MHP arasında son günlerde “andımız” üzerinden gelişen “gerilim hattı” siyasi bir “taktik” mi?

Acaba!..

Sırayla gidelim mi?

Öncelikle MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Meclis grup toplantısında, “Mahalli seçimlerde ittifak yok. Kendi göbek bağımızı kendimiz keseceğiz. İstanbul’da da aday çıkaracağız…” açıklamasından bazı başlıkları buraya almak istiyorum;

  • “Milliyetçi Hareket Partisi olarak bundan böyle kendi göbek bağımızı kendimiz kesmeye hazırız, kararlıyız.”
  • “Adalet ve Kalkınma Partisi içinde ittifak çabalarını dinamitlemek için sürekli faaliyet içinde olanlar sevinç taklaları atabilirler, heyetler görüştü görüşmedi, oldu olmadı, yasal zemin vardı yoktu tartışmalarına son vermenin vakti gelmiştir.”
  • “Parti olarak 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimlerine yönelik herhangi bir ittifak beklentimiz, ittifak arayışımız, ittifak niyetimiz geldiğimiz bu aşamada artık kalmamıştır.”
  • “İşin tadı kaçtığından zoraki görüşmelerle bir yere varmanın imkânı olmayacaktır.”
  • “Aldığımız kararlar gereğince kendi yolumuzu sadece kendimiz çizeceğiz.”

***

Yukarıdaki cümlelerden yola çıkarak şunları dile getirmek mümkün;

  1. Bahçeli’nin dünkü konuşmasında “Cumhur İttifakı”na yönelik bir söylem yok. Hatta daha sonra yaptığı açıklamada, “Cumhur İttifakı duruyor. Yerelde ittifak yok!” görüşleri son derece çarpıcı… Tayyip bey de dün Cumhur İttifakı’na yönelik benzer ifadeler kullandı. Bahçeli’nin, Cumhurbaşkanlığı Hükümeti’ne, bu anlamda AKP’ye desteğinin devam ettiğini söyleyebiliriz.
  2. “Af teklifi” ile başlayan ve bir bakıma “andımız” tartışması ile yükselen “AKP-MHP gerilim hattı”nın bir başka gerekçesi olmalı. O ne olabilir, peki?
  3. Daha açık ifade etmek gerekirse, bu gerilimin gerekçesi, yaklaşan yerel seçimler öncesinde AKP ve MHP’nin tabanlarını ve oylarını “kemikleştirmesi” midir?
  4. MHP, andımız ve özellikle “Türkçülük”  üzerinden Orta Anadolu, Karadeniz, Akdeniz, Ege ve Marmara Bölgesi’nde tabanını bu ayrışmayla ‘sıkılaştırırken’, AK Parti de “andımız”a karşı çıkarak Doğu, Güneydoğu Anadolu’da ve bazı büyük şehirlerde Kürt oylarına göz mü kırpmaktadır?
  5. Cumhurbaşkanı, AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dün özellikle ‘andımız’ ve ‘Türkçülük-Kürtçülük” ekseninde kullandığı ifadeler son derece ilginçti.
  6. Erdoğan’ın, Bahçeli’nin sert ifadelerle eleştirdiği eski Bakan Bekir Bozdağ’ı sahiplenmesi de MHP’ye bu anlamda bir başka gönderme idi.
  7. Öyle anlaşılıyor ki, Türkçülük, Kürtçülük ve ırkçılık üzerinden yerel seçimlere kadar sürecek bir “salvolar” zincirinin yaşanması mümkün!
  8. Her iki Genel Başkan da dün, “Cumhur İttifakı’ndan yana tavır koydu. O zaman, daha açık bir ifade ile bu “gerilim hattı”, AKP ile MHP arasında, perde arkasında oynanan bir siyasi “taktik” mi? Genel “hükümet etme”yi etkilemeyen, paylaşmayı sürdüren ama mahalli seçimlerde sonuç almaya dönük bir “taktik” mi?

Ne dersiniz?

“O PARAYI ÖĞRENCİLERE BAĞIŞLADIM!”

Geçen günkü yazımda, “Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki 9 ayrı kurula 76 isim atandığını, bu isimlerin, devletten yaklaşık 12 bin TL maaş alacaklarını” hatırlatarak, bazı isimler de vererek, “Bu parayı almasanız olmaz mı?” şeklinde bir soru yöneltmiştim.

Bu isimlerden Türk Eğitim Derneği (TED) Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu bir açıklama gönderdi.

Selçuk Bey, “Yazınıza ilişkin ekteki açıklamayı yapma gereği duyulmuştur. Konu ve bu anlamda yapılan değerlendirmeler benim için oldukça hassastır. Dikkate alacağınızı umuyorum. İyi çalışmalar dilerim…” diyerek söz konusu yazıya ilişkin görüşlerini paylaştı.

Pehlivanoğlu’nun açıklaması şöyle;

“Sayın Adnan Öksüz,
22 Ekim 2018 Pazartesi günü “Bu Parayı Almasanız Olmaz Mı?” başlıklı yazınızda Cumhurbaşkanlığı Politikalar Kurulu üyelerinin ücretlerine ilişkin bir konu kaleme almış ve yazının içeriğinde şahsıma, “TED Kolejleri patronu Selçuk Pehlivanoğlu’nun bu paraya ihtiyacı var mıdır?” sorusunu sormuşsunuz.
Bu sorunun yanıtı, iki hafta önce verilmiş olmasına karşın, size yeni bir açıklama yapma gereği duyulmuştur.
9 Ekim itibariyle Cumhurbaşkanlığı Eğitim Politikaları Kurulu Üyesi olarak atandım. Bu atamanın 1928 yılında bir sivil toplum örgütü olarak kurulan Türk Eğitim Derneği’nin, vatan, gençlik ve eğitim üçgeninde yürüttüğü politikaların ve deneyimlerin, ülke milli eğitimine sağlayacağı katkıları görebilmek için olduğu kanısındayım.
Bu yıl 90 yaşını kutlayan Türk Eğitim Derneği, kurulduğu günden bu yana maddi olanaksızlıklar içinde olmasına karşın, başarısını kanıtladı, yaklaşık 48 bin öğrenciye eğitim olanağı sundu. Öyle ki geçtiğimiz Cumartesi günü Ankara’daki 63 farklı devlet okulunda okuyan başarılı 400 öğrenciye Tam Destek Bursu uyum programımızı gerçekleştirdik.
Biz, Türkiye’deki eğitim politikalarında kendi içinde kavrulmaktansa elini taşın altına koyarak, ‘önce eğitim, önce gençlik’ felsefesi ile doğruları söylemeyi vatan borcu bildik.
Ben de Türk Eğitim Derneği’nin 15 yıllık Genel Başkanı ve bu kurumun bir ‘çalışanı’ olarak, göreve başladığım ilk günden bu yana dernekten huzur hakkı dahi almadım.
Cumhurbaşkanlığı’nca takdir görüldüğüm yeni görevimin ertesi günü ise sosyal medya hesaplarımdan, atandığım bu görev sonucunda tarafıma verilecek ücretin tamamını, maddi olanağı yetersiz başarılı öğrencilerin eğitimi için bağışlayacağımı açıkladım. Çünkü benim ve Türk Eğitim Deneği çatısı altında görev yapan çalışma arkadaşlarımın yatırımdan anladığı tek şey eğitim ve gençliktir.

Saygılarımla…” (Selçuk Pehlivanoğlu/Türk Eğitim Derneği (TED) Genel Başkanı)

***

Selçuk Pehlivanoğlu, o ücreti almayacağını açıkladı.

Peki, ama ya diğer isimler…

OYA (AKGÖNENÇ) HANIM’IN ARDINDAN

Bayanlardan ilk kez,

Birinci sıradan vekilliğe

Aday gösterilen

Ve seçilen oldun.

***

Dış münasebetlerde

Halkı Müslüman ülkelerle

Daha yakın olalım diye

Çok çilen oldu.

***

Müspet kişiliğin

Muallimliğin ile

Herkes tarafından

Sevilen oldun.

***

Ülken ve ailene

Hizmet aşkın ile

Yetmiş dokuz sene

Ömür verilen oldun.

***

İyi ve güzellikler

Tatlı gülüşler

Bırakarak geride

Tarihe geçilen oldun.

(ABDULLAH KARA)