Tahsil Hayatım (7)

Abone Ol

Üniversite Yılları

Üniversite tahsilim 1975-1979 yıllarına tekabül eder. 1979’da normal vaktinde mezun oldum. Üniversitede okurken, 2. sınıftan 3. sınıfa geçtikten sonra 1977 yılı yazında İmam-Hatip’in lise kısmının fark dersleri imtihanına girdim. Lise 1, 2 ve 3. sınıfların meslek dersleri ki yaklaşık 35 dersti. İki ders hariç hepsini vermiştim. Yalnızca 3. sınıfın Arapça ve Tefsir dersleri kalmıştı. Onları da vermiş olsam diploma alacaktım. Niyetim, üniversite imtihanına girip Hukuk Fakültesi’ne kaydolmak ve iki üniversiteyi bitirmekti. Sonradan “gazetecilik” ağır basınca bu sevdadan vazgeçtim. O iki dersin imtihanına da girmedim. Daha doğrusu vakit bulamadım. Dergilerin yükü üzerimdeydi, onlarla meşguldüm.

Bizim bölüm olan Türkoloji’de “hocaların hocası” vardı. Prof. Dr. Mehmet Kaplan, Prof. Dr. Sadettin Buluç, Prof. Dr. Ömer Faruk Akün, Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş, Prof. Dr. Muharrem Ergin, Prof. Dr. Abdülkadir Karahan hocalarımızdı. Ayrıca derslerimize giren şu hocalarımızın da üzerimizde emeği büyüktü. (Sonraları hemen hepsi prof. oldu. Ancak o yıllardaki unvanları böyleydi): Doç. Dr. Mertol Tulum, Doç. Dr. Mehmet Çavuşoğlu, Doç. Dr. İnci Enginün, Doç. Dr. Birol Emil, Doç. Dr. Ali Alpaslan, Doç. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu, Doç. Dr. Kemal Eraslan, Dr. Osman Sertkaya, Dr. Nuri Yüce, Dr. Şakir Diclehan… Ayrıca Umumi Türk Tarihi’ni de sertifika olarak almıştım. Hocamız Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu idi. Ayrıca pedagoji eğitimi alıyorduk.

Üniversite tahsili sırasında çok kitap okudum. Yüzlerce kitabı zaten “mecburen” okumuştuk. “Yeni Türk Edebiyatı” bölümünü seçmiştim. Bitirme tezimin konusu, “Abdulhak Mihrünnisa Hanım” idi. Bu vasile ile hemen hemen Osmanlıca bütün dergileri ve gazeteleri araştırdım. Yine gazete için, “Basında Çanakkale Zaferi”ni araştırmış, bu vesile ile 1915-1916 yılları arasındaki Osmanlıca gazeteleri taramıştım. O talebelik yıllarında zengin sayılabilecek bir kütüphane kurmuştum. Birçok kitabı “çok hesaplı” almaktaydım. Mesela İslam Ansiklopedisi’ni almak için hocam Prof. Dr. Abdülkadir Karahan’a müracaat etmiştim. Ansiklopedinin Yayın Kurulunda olduğu için bir iskonto hakkı varmış. O hakkı benim için kullandı sağ olsun ve 12 ciltlik ansiklopediyi çok hesaplı aldım.

Üniversite tahsili esnasında kültür dünyasını çok yakından takip ettim. O arada Muhsin Demirel “İrfan Cemiyeti” adını verdiği bir sohbet grubu teşekkül ettirmişti. Haftada bir Muhsin Bey’in evinde toplanırdık. Muhtereme valideleri bize poğaça, börek, kek yapardı. O sırada Bediüzzaman Hazretleri’nin talebelerinden olan babası Ali Demirel Ağabey kendi odasında oturur, bizi kendi halimize bırakırdı. Yavuz Bahadıroğlu, Mustafa Kaplan, Haluk İmamoğlu, Vehbi Vakkasoğlu… Gündemdeki konuları görüşür, tahlil ederdik. Zaman zaman tanınmış şahsiyetler misafirimiz olurdu. Osman Yüksel Serdengeçti, Avni Akyol (Kültür Bakanı) bunlardan bazılarıydı…

Muhsin Demirel’le birlikte Köprü Dergisi’nin yayınını üstlenmiştik. Hayli meşakkatli bir işti. Bir gün Ali Demirel abi bana şöyle dedi: “Bizim Muhsin bu gidişle okulu bitiremeyecek –Hukuk Fakültesinde okuyordu-. Siz dergiyi üstlenseniz de o, derslerine çalışıp okulu bitirse…” Kabul ettim. Böylece derginin yükü bütünüyle omzumda kaldı. Sonradan Necmettin Şahiner’le birlikte çıkardık. O sırada Yolbaşı dergisinin genel yayın müdürlüğü uhdeme düşünce, diğer dergiyi emin ellere terk edip ayrıldım. Bu dergicilik Babıali’ye adım atmama vesile olmuştu. O arada gazetede çalışanlarla yakından tanışmış, onlarla birlikte derginin mizanpajını yapmıştık. 1979’da üniversiteyi bitirince gazetede profesyonel olarak çalışmaya başladım. Ağırlıklı işim, röportaj yazarlığıydı, ancak gazetecilik mesleğinin her sahasını güzelce öğrenmeye gayret ettim. Daha ilk günden itibaren yazı işlerindeki haber toplantısına iştirak ediyordum. Sonraları bütün makaleleri, seri yazıları okuma işi de bana tevdi edildi. Mesai mefhumu bilmezdik. Bazen gece yarılarına kadar çalışırdık, hafta tatili yapmadığımız olurdu. İşten sıkılan, of, puf eden kimseleri görünce, inanın onlara acıyorum. İşini seven insan şikâyet etmez. Sevmiyorsan, git başka iş yap, arkadaş. Bu gazetecilik mesleği gerçekten zor ve zahmetli bir iştir. Ancak severek yapınca o zorluklar bala döner…