Yahudiliğin tahrif edildiğine iman ediyoruz. Tevrat’ın ve Zebur’un, indirildiği gibi korunmadığını biliyoruz. Aynı şekilde Hıristiyanlığın da tahrif edildiğini kabul etmekteyiz. Mevcut İncil’i de gerçek İncil olarak kabul etmiyoruz.
Peki, bu kitaplar ve bu inançlar, nasıl ve niye tahrif edilmiştir? Dahası bu inançlara mensup olanlar, bu tahrifi kabul etmekte midirler?
- Hiçbir inanca mensup olan kimse, inancının tahrif edildiğini ya da yanlış olduğunu, ekseriyetle kabul etmeyecektir. Buna tüm diğer görüş ve ideolojiler de dâhildir. Oysa “tahkik”, biz dâhil, tüm insanların görevidir. Ve mahşerde hepimiz, inancımızdan ne kadar emin olduğumuzdan hesaba çekileceğiz. Bir başka ifade ile hiçbirimiz, şuna inanıyorum veya şunu şunu yaptım demekle, huzuru İlâhîden ayrılamayız.
- Tarih boyunca tahrif yapanlar da, bu yaptıklarının tahrif olduğunu asla kabul etmemişlerdir. Genelde bu kimseler, yaptıklarının yenilik veya kendilerine tabi olanların menfaati gereği olduğunu savunmuşlardır. Bu yüzden biz de, yaptığımız yeniliklerin, gerçekten ihtiyaç olup olmadığını veya nefsimiz için mi yoksa gerçekten bir delile mi dayandığını tahkik etmeliyiz.
- Peki, tahrif nasıl yapılır? Buna birkaç örnek vermek gerekebilir.
* Tahrifin ilk şekli, asıl kaynakların olmaması ya da kaybolmasına dayanır. Bu durumda sonrakiler, hatırladıklarını ya da rivayet olarak geriye kalanları, kaynak olarak kabul ederler. Eksik kalan kısımları da bir şekilde tamamlarlar.
* Bir diğer tahrif çeşidi, asıl kaynakların tümünü veya bir kısmını kabul etmemektir. Hadisi şeriflerden bir kısmı ya da tamamını kaynak olarak kabul etmeyenler, buna örnek olarak verilebilir.
* Bir diğer tahrif çeşidi ise mevcut kaynakların, bilerek ya da başka nedenlerle, farklı yorumlanmasıdır.
- Peki, bir inanç ya da ideoloji niye tahrif edilir? Bunun için de örnek olarak birkaç hususa işaret etmek istiyoruz.
zzz Tahrifin ilk gerekçesi, asıl kaynakların, güncel ihtiyaçlara cevap vermediği düşüncesidir. Bu durum, birçok inanç ve ideoloji için geçerli olsa da İslam dini için geçerli değildir. Zira İslam dini, kıyamete kadar meridir ve buna vesile olan en temel iki şey; kaynakların muhafaza edilmesi ve temel ilkelerin gayet basit ve genel olmasıdır.
* Bir diğer tahrif gerekçesi, mağlubiyet hissidir. Mağlubiyet; siyasi, askeri, ekonomik, kültürel ya da psikolojik olabilir. Bu durumda mağlup olanlar, mağlubiyet gerekçesi olarak genelde inanç ve görüşlerini kabul ederler. Sonunda da ya galipleri ya da başka görüş ve inançları taklit ederler.
* Kişisel planlar ve ihtiraslar, dünyaya hâkim olma arzusu ve cehalet; tahrif için sayılabilecek diğer belli başlı gerekçelerdir.
- Peki, tahrifi kim yapar? Tahrifi genelde bir inanç ve ideolojinin öncüleri yani idari veya ilmi öncüler yaparlar. Tabiler ise genelde taklit ederler. Fakat bu öncüler, her zaman kendi şahsi ihtirasları için bunu yapmazlar. Bazen tabiler, öncüleri tahrife zorlarlar. Oysa öncülere düşen, tabileri yok saymadan, bu inanç ve görüşleri muhafaza etmek ve tabileri eğitip terbiye etmektir. Yani özetle tahrif, genelde, iç nedenlerle olur. Ama bazen dış baskı ya da müdahalelerle de olabilir.
- Konuyu, İslam dünyasında anlamları değiştirilen bazı kavramları örnek vererek tamamlamak istiyoruz.
* Tesettür: Tesettür kavramı, iki şekilde anlamını kaybetmiştir. Birincisi, tesettürün modalaşması (ki kastımızı güzel görünmeye karşı olmak değil, tesettürün tarz ve gösteriş haline gelmesidir); ikincisi ise tesettürün başörtüsüne indirgenmesidir. Tesettürün sadece kadınlar için geçerli olmadığını da ifade etmek gerekiyor.
* Sakal da başörtüsü ile aynı akıbeti paylaşan bir kavramdır.
* Zaruret: Klasik dönemde, azâmet yani asıl kaidenin karşılığı olarak ruhsat kavramı kullanılmaktadır. Zaruret ise, ruhsatlara gerekçe olan şeydir. Oysa zaruret, günümüzde “mecburiyet” veya “mecbur hissetmek” zannedilmektedir. Bu durumda da en ufak bir zorlukta, farzlar terkedilebilmekte ve haramlar meşru gösterilebilmektedir.
* Şeriat: İslam dininin genelde amel-hukuk kısmını ifade eden kavram, günümüzde şeri cezaların uygulanmasına indirgenmiştir. Oysa şeriat, tüm tedbir ve kuralları, eğitim, uygulama ve karşılık boyutlarıyla birlikte içeren daha genel bir kavramdır.
* Din: İnanç ve ahlaka indirgenmiş olan ama aslında hayatın tüm alanlarını kapsayan bir kavramdır.
Mühim not: Kavramların doğru anlaşılmasına dair daha fazla bilgi için; Asrı Saâdet ders halkalarına Giriş olarak hazırlanan kitabın kavramlar kısmına bakılabilir.