Raşid Gannuşi iktidarı kaybettiği ve kolayca kenara çekildiği için herkesten alkış alıyor. Belki siyasette pek görülmese de bir feragat mesleğini tercih etti. Lakin yerine gelecek alkışlanmaya değer mi İktidarı bırakmak bir sanat olmalıdır. Hem de en incesinden ve âlâsından. Vaktini iyi tayin etmek gerekiyor. Geç kalırsanız yıldızınız söner ve revnakınız kaybolur. Erken çekilirseniz belki misyonunuz yarım ve akim kalır. Gannuşi’nin gidişini alkışlayanlar genelde İslamcılık ve İslamcılarla zoru olanlar. Bu açıdan gidişini alkışlayanlar ondan veya hareketinden kurtulduklarını düşünenlerdir. Arap dünyasında çok az lider siyaseti tadında bırakmıştır. Bunlardan birisi Süvaruzzeheb’dir. Altın hızmalı (tasmalı) anlamına gelen Süvarezzeheb, Cafer Numeyri’yi darbeyle indirdikten sonra iki yıllık bir geçiş sürecinden sonra iktidarı sivillere devretmiştir. Lakin Kenan Evren’in deyimiyle siviller yedikleri kaba pislemişlerdir. Ardından da Hasan Turabi ile Ömer Beşir el ele yanlış bir darbeye imza attılar. Buna İnkaz darbesi dediler. Ondan sonra da yolları zıtlaşmış ve çatallaşmış Sudan ve halkına ağır bir yük haline gelmişlerdir. Ömer Beşir Sudan’ın bölünmesine engel olamamasına rağmen şaşmadan iktidar yolunda ilerliyor. Arap dünyası birkaç onurlu lidere tanık olmuştur. Bunlardan birisi Abdulhamid İbrahimi ve Muhammed Mzali gibi zevattır. Öbürleri yol kesici sahte lider ve çakal sürüsüdür.
*
Şimdi iktidarı tadında bırakanlar ile tüy dikenlerin hikayesi anlatılmaktadır. Kesinlikle Gannuşi tadına varmadan, doyamadan iktidara elveda demiştir. Bu kendisi için iyi hareketi ve İslami camia açısından kötüdür. Buna mukabil tadı kaçtıktan sonra bile bırakmayanlardan, İslamcı teflon liderlerden birisi Ömer Beşir’dir. İktidarı bırakmaması kendisi için belki iyi (dünyevi anlamda) lakin ülkesi ve hareketi için kötüdür Ömer Hasan el Beşir 2015 yılında bir kez daha cumhurbaşkanlığı için aday olmayı tasarlamaktadır. Yeter diye bir mefhum tanımıyor ve kim bilir kendi kamesinde ve seviyesinde bir lider adayı da göremiyor olabilir. Ya da kötü çevresi zorluyor. Ya da iktidarı başkalarından kıskanmaktadır. Şimdi ‘artık yeter’ ve ‘tadında bırak’ diye İslamcılar adeta Ömer Beşir’e yalvarır hale geldiler. Yusuf Karadavi’nin Müslüman Alimler Birliği cemiyetinden yardımcısı olan Ahmet Raysuni bir çağrıda bulunarak Ömer Beşir’den hiç olmazsa gelecek dönemde başkanlığa aday olmamasını istemiştir. Başarısızlıkta tüy dikmiş, iktidarı suistimal etmektedir. İslamcılar için de Sudan için de yazık. Ahmet Raysuni altı nedenden dolayı Ömer Beşir’in en azından cumhurbaşkanlığından ayrılmasını teklif etmektedir. ‘İslamcılar da iktidarı ya tabutta ya da kurşunla bırakıyor’ dedirtmemek lazım. Kendimizi ve iktidarı İslam ile eşitlemeyelim. Biz varsak İslam var biz yoksak İslam yok anlayışı en hafif tabiriyle kandırmaca, aldatmaca ve İslam’ı hafife almaktır. Hizmet görüntüsü altında bencilliktir.
*
Ömer Beşir ve partisi çeyrek yüzyıldır ülkeyi yönetiyorlar. Bu Raysuni’nin ifadesiyle emri vakinin pekiştirilmesidir. Başka seçeneklerin devre dışı bırakılması ve yeteneklerin öldürülmesidir. Raysuni İnkaz darbesinden sonra Sudan’a yaptığı ziyareti aktarıyor. Bu ziyaret sırasında Hasan Turabi’nin kayınbiraderi Sadık Mehdi ile buluşuyor. Mehdi yeni rejimi şöyle tasvir ediyor: ”Diktatörsüz bir diktatörlük dönemine tanık oluyoruz. Ömer Hasan el Beşir mütevazi bir insan. Kesinlikle diktatör değil. Lakin yönettiği rejim diktatörlük rejimidir.” Meseleyi Türkiye’ye getirecek olursak; iktidarı kıvamında bırakmak bir sanattır. Acaba AKP’nin kurmayları bu kıvam eşiğini aştılar mı Üçüncü dönemle alakalı olarak hırslara gem vurulmak istendi ama başarılı olundu mu Yoksa Gazali’nin ifadesiyle ‘bundan daha iyisi yok’ mu denildi (leyse bilimkani ahsene mimma kane). Türkiye’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için iktidarın tadı başbakanlıkta son noktayı koymaktı. Halbuki, kıvam sonrasında gelen zorlamalı devreler ile hem insan kendini hem de ülkesini riske atabilir. Bu analizi cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce yazacaktım tesiri olmaz diye vazgeçtim. Bu da benim kusurum. İktidar genelde insanı da çevresini de ülkeyi de yıpratır, yorar. Kan değişimiyle keşke AKP’ye daha uzun vadeli bir ömür, yaşama şansı verilse ve serpilme alanı açılabilseydi.