Gündem

Suudi Arabistan ziyareti

Suudi Arabistan ziyareti

Abone Ol

Kısa bir süre öncesine kadar birbiriyle didişen ve nerdeyse aralarında görüşmeler bile olmayan bölge ülkelerinin artık biraraya gelmeye ve ortak sorunlarına beraberce çözüm aramaya başladıklarına şahit olmaya başladığımızı düşünürsek, Ortadoğu‘da güzel şeyler oluyor sözü, ciddi bir anlam kazanıyor. Ve Ortadoğu‘da şimdilik ilk emarelerini görmeye başladığımız bu güzel şeyler, umulur ki, gerçekleşebilecek çok daha güzel şeylerin müjdecisidir...

Halen işgal altında bulunan Irak, yıllardır sıkıntılar içerisinde kıvranan Filistinliler, İran‘ın nükleer teknolojisi ile ilgili uluslararası alanda yaşanan ilgi çekici gelişmeler ve başka bazı hususlar hatırlandığında, Ortadoğu‘da güzel şeyler oluyor sözü  bir yanıyla anlamsız gibi.

Ancak daha kısa bir süre öncesine kadar birbiriyle didişen ve nerdeyse aralarında görüşmeler bile olmayan bölge ülkelerinin artık biraraya gelmeye ve ortak sorunlarına beraberce çözüm aramaya başladıklarına şahit olmaya başladığımızı düşünürsek, Ortadoğu‘da güzel şeyler oluyor sözü, ciddi bir anlam kazanıyor. Ve Ortadoğu‘da şimdilik ilk emarelerini görmeye başladığımız bu güzel şeyler, umulur ki, gerçekleşebilecek çok daha güzel şeylerin müjdecisidir...

Birbirine komşu olmaktan öte, aynı tarihi ve aynı inanç iklimini paylaşan ülkeler arasında esmeye başlayan ılımlı hava, çok önemliymiş gibi gözüken problemlerin, diyalog yoluyla kolayca halledilebileceğini ortaya koymuş durumda.

Türkiye‘nin Suudi Arabistan, Suriye, Mısır, İran, Irak, Lübnan ve Ürdün‘le olan münasebetlerinde atılan adımların ardından, Suudi Arabistan-Suriye, Suriye-Lübnan ilişkilerinde meydana gelen gelişmelerin yayılarak devam  edeceğini ve şu anda aralarında sıkıntı olan bölge ülkeleri arasındaki ilişkilerde de gelişmeler olacağını düşenmek için sebepler çok...

Bu gelişmeler, belki de uzunca bir zaman soğuk savaş dönemi politikalarının etkisinde kalmış olan bölge ülkelerinin rüştlerini kazanmaya başlıyor olmalarıyla alakalı. Ama bunların önemli bir bölümünde özellikle Türkiye‘de meydana gelen bazı değişikliklerin rol oynadığını söylemek de mümkün.

Pasiflikten aktifliğe..

Türk Dışişleri‘nin artık etrafına bakmaya ve uzak coğrafyalardaki güç merkezleri yerine kendi ülkesini ve bölgesini merkez alan politikalar üretmeye başlamasının tarihini ne kadar eskiye götürebiliriz bilmem, ama son zamanlarda bu eğilimin gittikçe kuvvetlendiğini söyleyebiliriz. Bugün yaşanan gelişmeler, bir anlamda 54. Refahyol Hükümeti Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan‘ın başlattığı D8 girişiminin temel niyetleri ile bağlantılı olarak da yorumlanabilir. D8 girişimini, önde gelen İslam ülkelerinin edilgenlikten nihayet sıyrılıp, etken olmaya başlamaları açısından bir milat saymak mümkündür çünkü. Bütün dış politikasını başkalarına göre biçimlendirme alışkanlığından kurtulup, Türkiye‘nin bölgesel ve hatta global çapta önemli bir güç olduğu ve yaşanabilir bir dünyanın gerçekleştirilebilmesi için üzerine vazifeler terettüp ettiği gerçeğinin anlaşılması ve buna uygun politikalar izlenmeye başlanması, her halükarda olumlu bir gelişme. Ortadoğu‘da Soğuk Savaş döneminden kalma kamplaşma alışkanlığının yavaş yavaş da olsa değişmeye başlaması, bölge ülkeleri arasındaki muhtemel problem kaynaklarının tesbiti ve bunları izole etmeye ya  da tamamen ortadan kaldırmaya yönelik çözüm yollarının bulunabilmesi demek ve olup biten de galiba bu.

Daha önce parlak akademik kariyeri, insan yetiştirmeye matuf sosyal faaliyetleri ve özellikle de Stratejik Derinlik isimli eseri ile tanıdığımız Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, 2002‘den beri, Türkiye Cumhuriyeti‘nin dış politikaları hususunda önemli bir isim.

Daha önce Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Dışişleri Bakanlığı baş danışmanlığı görevlerinde bulunan ve Büyükelçi ünvanına da sahip olan Ahmet Davutoğlu, 1 Mayıs 2009 tarihinden beri Dışişleri Bakanı.

Suudi Arabistan Ziyareti

Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, uzunca bir süredir yapmayı istediği bilinen ancak çeşitli sebeplerle gerçekleşemeyen  Suudi Arabistan resmi ziyaretini, 1-3 Ocak 2010 tarihleri arasında gerçekleştirdi.

Ortadoğu‘nun en önemli ülkelerinden birisi ve Türkiye ile beraber G20 üyesi olan Suudi Arabistan‘a yapılan ziyaret, hem bölgesel meseleler ve hem de iki ülke arasındaki münasebetlerin daha da geliştirilmesi açısından önemliydi.

Türkiye ile ticareti yıllık 6 milyar dolar civarında gerçekleşen Suudi Arabistan, geçtiğimiz yıl yaklaşık 160 milyar dolar civarında bir bütçe fazlası vermiş ve önümüzdeki 4 yıl için de toplam tutarı 600 milyar dolar olan yatırımlar planlamış durumda. Taahhüt sektöründe Çin‘den sonra dünya ikinciliğine sahip olan Türkiye için büyük bir imkan olan bu durum, Davutoğlu‘nun ziyaret sebeplerinden sadece birisi.

Ekonomik açıdan olduğu kadar siyasi açıdan da Arap Aleminin kilit önemdeki ülkelerinden birisi olan Suudi Arabistan‘ın takip edeceği politikalar, bölgesel ve hatta uluslararası çapta önem taşıdığı için Filistin meselesi, Afganistan ve Irak‘daki gelişmeler, Yemen‘deki sıkıntılı durum, İran‘ın nükleer  proğramı... gibi konuların yanında, bölgenin iki önemli ülkesi arasında görüşülmesi gereken, İslam Alemini yakından ilgilendiren birçok uluslararası husus da vardı.

Beraberinde, 14 Ocak‘da Riyad Büyükelçiliği görevine başlayacak olan Ahmet Muhtar Gün, Büyükelçi Ömür Şölendi, Elçi Burak Özüergin, Elçi Cihad Erginay, Elçi Sedat Önal, Başbakan Müşaviri Ali Sarıkaya, Başbakanlık Kanunlar Kararlar Genel Müdür Yardımcısı Yavuz Çelik, Özel Kalem Müdürü Gürcan Balık, Danışman Prof. Dr. Bülent Aras ve Basın Danışmanı Osman Sert olduğu halde Suudi Arabistan‘a giden Bakan Davutoğlu, gezisinin Cidde bölümünde ilk olarak İKÖ Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu‘nu ziyaret etti. Bu ziyaretin ardından Bakan Davutoğlu, Cidde Başkonsolosluk ikametgahında İslam Kalkınma Bankası Başkanı Dr. Ahmed Muhammed Ali ve Başkan Yardımcısı Ahmet Tıktık‘ı kabul ederek bir süre görüştü.

İKÖ ve İKB yetkilileri ile yapılan görüşmelerde, bu iki kurumun çalışmaları ile bilgi almanın yanında, yardıma muhtaç İslam ülkelerinde ve özellikle de Balkanlarda Müslümanların yaşadığı bölgelerde yürütülebilecek projeler üzerinde duruldu ve buralarda ortak girişimler yapılması gündeme geldi.

Davutoğlu‘nun Bosna-Hersek, Makedonya, Kosova gibi Müslümanların yaşadığı ve bazı sıkıntılarla karşı karşıya bulunduğu bölgelerde, İslam kalkınma Bankası tarafından çeşitli sahalarda bazı projeler geliştirilmesi ve Türkiye tarafından yürütülmekte olanlara katkıda bulunulması talebi, belli ki kendisini baskı altında hisseden insanlarda bir rahatlama sağlamayı amaçlıyordu.

Cidde‘den Riyad‘a geçtiğinde, kendisini karşılamaya gelen Suudi Arabistan‘ın Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Nizar Madani ile bir süre görüşen Bakan Davutoğlu, 2 Ocak Cumartesi günü de, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Saud El-Faysal‘la görüştü.

Heyetler arasında yapılan görüşmeler sonrası iki ülke Dışişleri Bakanlarının düzenlediği ortak basın toplantısı, gerek bölge ve gerekse genel meselelerle ilgili olarak iki ülke arasında tam bir uyum olduğunu gösteriyordu.

Basın toplantısı sırasında İki bakan da, görüşmede iki ülke ilişkilerinin tüm yönleriyle gözden geçirildiği; siyasi, ekonomik, kültürel alanlarda  münasebetlerin daha geliştirilmesi için atılabilecek adımlar üzerinde durulduğu ve iki ülkeyi de ilgilendiren bölgesel  ve uluslararası konular üzerinde de etraflıca durularak, yakın işbirliği ve eşgüdüm içerisinde çalışma iradesinin teyid edildiği şeklinde açıklamalarda bulundular.

Hamas ve El-Fetih uzlaşması!..

Gerek açıklamalar ve gerekse sorulan sorulara verilen cevaplarda ortaya çıkan husus, iki ülke Dışişleri Bakanlarının Orta doğu Barış süreci hususuna özel bir önem atfettikleri idi.

Önceliği Filistin‘deki ik grubun arasındaki sıkıntıları gidermeye vermek suretiyle, Filistin‘deki insanlık dramının bir an evvel sona erdirilmesi için  uluslararası toplumu harekete geçirmede iki ülkenin çabalarını birleştirmek ve bu hususta Mısır tarafından yürütülen çalışmalara destek olma hususunda mutabakat olduğu da, açıklamalar arasındaydı.

Görüşmede Irak, Lübnan, Afganistan ve Yemen‘deki gelişmelerin de ele alındığı ve bu ülkelerde güvenlik ve istikrarın sağlanmasının bölgesel ölçekte taşıdığı öneme vurgu yapılırken, İran‘ın nükleer proğramına ilişkin ihtilafın da, bu ülkenin sivil amaçla nükleer teknolojiden yararlanma hakkını gözeten diplomatik yöntemlerle çözümlenmesi, ayrıca bölgenin nükleer silahlardan tamamiyle arındırılması gerektiği konusunda da ortak görüş serdedilmesi, oldukça dikkate değer bir husustu.

‘Bölgenin nükleer silahlardan tamamiyle arındırılması‘ talebi, İran‘ın nükleer teknoloji sahasındaki çalışmalarını mercek altına alan uluslarası kurumların İsrail‘in de nükleer silah sahibi olduğu hususunu hiç gündeme getirmemeye çalışmalarına verilmiş diplomatik bir cevaptı, tabii olarak.

Netice...

Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu‘nun Suudi Arabistan‘a gerçekleştirdiği ilk resmi ziyaret, Türkiye- Suudi Arabistan ilişkilerinin bundan sonra daha da gelişeceğinin ve iki ülkenin ortaklaşa gayretleriyle bazı sıkıntıların zaman içerisinde giderilmesiyle, bölgenin tekrar bütünleşmeye doğru gideceğinin işaretlerini veren bir ziyaret oldu.

Uzunca bir süredir yüzünü başka taraflara çevirmiş olan Türkiye‘nin, bölgesi ile aktif bir şekilde ilgilenmeye başlaması sözkonusu ve bu kimilerince ‘eksen kayması‘ olarak değerlendirilirken, kimilerince de, ‘Türkiye‘nin yükselen profili‘ olarak yorumlanıyor.

Açık olan şu: Sürekli olarak başkaları tarafından yazılan senaryolara muhatap olan Ortadoğu, şimdi kendi senaryolarını kendisi yazmaya çalışıyor ve sıkıntıların kaynağı olan ayrışmaları sona erdirip, bütünleşmeye doğru yöneliyor. Bu, belki de eski muhteşem günlere tekrar kavuşabilmek ve bir medeniyetin ihyası demek...

Riyad Uluslararası Türk Okulu

Suudi Arabistan‘da, 100 bin civarında Türkiye vatandaşı yaşıyor ve bu vatandaşların eğitim çağındaki çocukları için açılmış okullar var.

Riyad, Tebük, Merdine-i Münevvere, Cidde, Taif, Dammam ve Apa‘daki bu okullar ana okulundan başlayıp liseyi bitirene kadar eğitim veriyorlar ve öğretmenleri de, Milli Eğitim Bakanlığı‘nca Türkiye‘den gönderiliyor.

Suudi Arabistan‘daki Türk okulları, Cidde‘deki hariç, kiralanmış  binalarda faaliyet gösteriyor ve masrafları da, öğrencilerin aileleri tarafından karşılanıyor. Bu masraflar ciddi bir rakam tutmuyor olsa da, okul olarak kullanılan binalar fiziki olarak yetersiz. Ve öğretmenlerle beraber, öğrenciler ve velileri de, devletin kendilerini kiralık binalardan kurtaracağı günü bekliyorlar.

Dışişleri Bakanı Ahmed Davutoğlu‘nun, 1800 öğrencinin bulunduğu Riyad Uluslararası Türk Okulu‘na yaptığı ziyaret adeta bir bayram havasında gerçekleşti. Bakan Davutoğlu,  öğretmen ve öğrencilere hitaben bir konuşma yaptıktan sonra okulu gezerek yetkililerden bilgi aldı. Ziyaretin ikinci gününün son proğramı, Türkiye Cumhuriyeti Riyad Büyükelçiliği ikametgahında, Bakan Davutoğlu ve eşinin onuruna düzenlenen ve katılımcılarını Türk toplumu mensuplarının oluşturduğu resepsiyondu. Resepsiyona katılan Türk toplumu mensupları ile görüşmeler yapan Davutoğlu, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki mevcut ilişkileri daha da geliştirmek için yapılabilecekler konusunda, çoğu işadamı ve yönetici olan davetlilerin fikir ve görüşlerini aldı.

Suud Medyası

Ziyaretin üçüncü gününe Suudi Arabistan‘ın önde gelen basın mensupları ve medya kuruluşları temsilcilerinin katıldığı bir sohbet kahvaltısı ile başlayan Davutoğlu, yaptığı kısa konuşmanın ardından soruları cevaplandırdı. Suudi medya mensuplarının ağırlıklı olarak Filistin meselesi, Yemen‘deki gelişmeler ve İran‘ın nükleer teknolojisi hususunda sorular sorduğu gözlenirken; Bakan Davutoğlu, Filistin meselesinin halli için Türkiye ve Suudi Arabistan arasındaki görüşmelerde bundan sonrası için son derece önemli mutabakatlar sağlandığını ve artık daha iyi gelişmelerle karşılaşma ihtimalinin oldukça fazla olduğunu vurguladı. Yemen‘deki sıkıntı ve İran‘ın nükleer teknolojisi hususunda, Suudi yetkililerle olan görüşmelerini özetleyen Davutoğlu, bölgenin bundan sonra ayrışmaya değil, bütünleşmeye doğru gideceğini ve bunun gerçekleşmesine hiçbir gücün engel olamayacağını ifade etti.

Kral Abdullah‘la görüşme

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu‘nun Suudi Arabistan Kralı Abdullah tarafından Kabulü, gezinin son programı idi. Kralın Riyad‘daki sarayında gerçekleşen ve Savunma Bakanı Veliaht Prens Sultan Bin Abdülaliz ve Dışişleri Bakanı Suud Al-Faysal‘ın da bulunduğu görüşmede, daha önce gerçekleştirilen çalışmaların değerlendirmesi yapılırken, İran‘ın nükleer dosyası hususunda Türkiye‘nin girişimleri, Filistin meselesi ve Hamas-Fetih uzlaşması gibi konular ele alındı. Kral Abdullah‘ın Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerinin önemine işaret ettiği görüşmede, Türk müteahhitlerin bundan sonraki projelerde daha aktif görev alması, Mekke-Medine arasındaki hızlı tren projesine Türkiye‘nin de dahil olması, iki ülke arasında öğretim görevlisi ve öğrenci değişimi hususları gibi kültürel konulara da değinildiği; Kabe‘nin etrafındaki Osmanlı Revakları gündeme geldiğinde, Kral Abdullah‘ın: "Türkiye‘yi üzecek bir şey yapmayız" dediği öğrenildi. Uluslararası alandaki gelişmeler, İslamofobi ve bu arada İsviçre‘deki minare yasağı da görüşülen konular arasındaydı.