Suskunluk Ansiklopedisi

Abone Ol

Suskunluğun kitabını yazıyorum bana ne kadar suskunluk

verebilirsiniz Var mı yanınızda şöyle kocaman bir suskunluk İçi dolu dolu

suskunluk lazım. Dünyadan arınmamış ama dünyayla da yüzgöz olmamış olanından…

Ve kimsenin bilmediği bir vakitten sızan… Bana vaktinizi verebilir misiniz

Kullanmak istemediğiniz vakitlerinizi… Hiçbir işe yaramaz diye düşündüğünüz,

aman n’olacak diye hızlı hızlı geçmesine müsaade ettiğiniz, uyurken ve

konuşurken farkına varmadığınız, benim vaktim çok değerli diye böbürlendiğiniz,

küçücük bir kol saatine verdiğiniz ama kolu kanadı kırılmış insanlara

vermediğiniz, kavga etmek için bolca ayırıp dostluk ve muhabbet için vaktim yok

diyerek cimrilik ettiğiniz, sevgi ve hürmet için kullanmaya kıyamadığınız ama

iş nefret ve düşmanlığa gelince kesenin ağzını sonuna kadar açtığınız

vakitlerinizi…  Ne yapacak acaba bu kadar

vakitleri diye düşünüyorsanız -ki kesin düşünüyorsunuzdur- elbette vakit

tüccarlığı yapmayacağım. İçine dünya kadar suskunluk doldurup… Sonra duvara

asılacak… Belki dağdan şehre gelen’, gelir de bir vakit ayakkabısı tamirinde

durumunu toplumun durumuyla karşılaştırma imkânı bulur Bakalım duvardaki

suskunluk akacak mı akmayacak mı Toplumun vaktiyle çokbilmişlerin vakti bir

suskunlukta buluşup aynı suskunluğun ansiklopedisine madde yazmaya yetecek mi

Yoksa bir müddet sonra duvardaki suskunluk damla damla akmaya başlayıp

ansiklopedideki maddeleri ıslatarak kendi vaktini nasıl dağ’da zayi ettiğini

mi gösterecek  

Tahammül devleti diye başlamalıydım bu ferman’a; tahammül

etmenin suskunluğu… Bildiği halde sırf kibir olmasın diye bildiğini uluorta

söylememektir tahammül devletinin içeriği… Suskunluğun ansiklopedisini açıp

madde madde, hınçla, tok bir türkü sesiyle, yaz günlerinde dupduru bir

şelalenin yalçın kayalıklardan gür bir şekilde dökülmesi gibi, bam teline

biteviye vurmak gibi, apaçık bir şekilde tane tane okumak! Dinleyeni dindirene

kadar… Oysa bu ansiklopedi suskunluğun avrupasıdır suskunluğun asyası. İki

dünyadır içeriği; suskunluğun türkiyesi…  

Ben dünyaya bakınca susuyorum. Ne çok güzellikler var böyle…

İnsanın ruhunu dindiren… Yağmur ışıl ışıl yağıyor mesela. Kar rüya rüya iniyor.

Güneş kış ortasından gülümsüyor. Bulutlar çığlık çığlığa… Ağaçlara merhaba

diyorum durup dururken rüzgâra iyi günler. Çocuklar var bir de, parkların güzel

sakinleri ve hayallerin billûr denizlerinde, kadınlar var caddelerde, iyilik

resimlerinde meleklerle el ele… Şiir var insan dünyalarını dolduran yaşantı

madenlerinde; insanın, hayatın ve dünyanın en ayrıntılı, en geniş bir şekilde

her yerinde. Her yaşanmışlık; şiir… Her fikir; şiir…

Güzelliğin güzel olarak kalması çoğunlukla mümkün olmuyor;

güzel bir rüyaya giren kâbus gibi insanı kan ter içinde bırakabiliyor…

Dostluklar örneğin… Bir gün geliyor o gün son gün oluyor. Attığınız adımı daha

yere indirmeden, duvarda bakmakta olduğunuz saatin akrebiyle yelkovanı yer

değiştirmeden, saniyenin dakikaya ulaşmasına şu kadar salise kalmışken, yazı

yazmak için kalemi elinize aldığınız an, okuduğunuz kitabı tam bitirmiş

sigaradan ilk nefesi çekmişken, daha yeni vefat etmiş amcanıza ilk fatihanızı

okurken, dinlediğiniz bir insanın kendi hayatından anlattığı yoksulluğu

gözyaşları içinde dinlemeye başlamışken, eski devirlerden bir şairin hazin

hayatı aklınıza gelip hüzünlenmişken o gün son gün oluyor. Son gün, son saat,

son dakika, son saniye, son salise, bitti!

Dünya bitmiyor elbette insan bitmediği gibi. İnsanın

sonsuzla birlikte düşünülen sonlu varlığı o kadar çok ki… Kocaman var. Giden

gittiğiyle kalmıyor gitmediğiyle kalıyor… Gitmediğiyle kaldığı kadar insan

oluyor insan, diğer insanların gözünde. Bu, yaşamın güzel tarafı; bilgili,

kültürlü, ahlâklı, en önemlisi de eser sahibi…

Bir de dünya meşgalesi açısı var bu işin. Dünyaya dair son

hızla koşan insanların nazarında suskunluk ansiklopedisi pek bir anlam ifade

etmiyor! İlla açıp bağıra bağıra o ansiklopediden maddeler okuyacaksın! Hayır,

başka türlüsü kâr etmiyor! Çokbilmiş kalantorların ve yeniyetmelerin, hem faiz

alıp vermekten başını kaşıyacak zamanı olmamış hem de cebinde bin tane kredi

kartı bulunan ama faizin haramlığına dair demeç veren ufuk fakiri hocaların,

ömründe okullarda okutulan zorunlu ders kitabından başka kitap okumamış ama

gazetelerin yönetimlerinin torpiliyle köşe yazarlığına soyunanların, çalıştığı

işyerinde en yüksek maaşı alıp sonra da maaşına yapılan zammı (daha ne için zam

bekliyorsa) reddetmesiyle hava atanların, her gün yalan söyleyip en doğru

kişilerin kendileri olduğunu iddia edenlerin, yazı, dil ve kültürden haberi

olmadığı halde bu alanlara dair ahkâm kesenlerin, bunu daha ileri götürüp bir

hikâyeciye sen hikâyeden anlamıyorsun deme zevzekliğine vardıranların

anlamayacağı bir ansiklopedi… 

Bu çağdaş kötülüklerden dolayı her gördüğüm insana esaslı

bir osmanlı tokadı atmamak için tahammül ediyorum. Önümdeki kötülük direklerine

çarpmamak için tahammül ediyorum. Suskunluk ansiklopedisi böyle böyle

yazılıyor!

Var mı yeni madde eklemek isteyen