Sürüleşmek En Tehlikeli Hastalıktır

Abone Ol

Sürüleşmek insanın kendisini kör bir kuyuya hapsetmesidir ve en tehlikeli hastalıktır. Allah insanı bu hastalıktan korumak için peygamberler ve kitaplar göndermiş ve aklın gücüne işaret etmiştir. Fakat buna rağmen insanlık tarihi bilinci körelmiş ve sürünün bir ferdi haline gelmiş zihinlerin ektiği fitne ve fesadın tortuları ile doludur.

Sürüye dâhil olan insan sahip olduğu tüm kaynakların üzerine harç döküyor ve karanlık bir girdabın içinde kaybolup gidiyor. Donuklaşıyor, iradesine ve kalbine kilit vuruyor ve varlığını hissedemez hale geliyor. Kalabalık hangi eylemin içinde ise oraya doğru sürükleniyor… Katliamlar yapıyor, yakıyor, yıkıyor ve kendini zerre kadar sorumlu hissetmiyor.

İslam öncesi kız çocuklarını diri diri toprağa gömen kişilerin bulunduğu bir durumdur sürüleşmek. Canınızdan bir parçadır çocuğunuz ama bilinçsiz kalabalıklara katıldığınız gün bütün hislerinizi kaybetmiş ve öz çocuğunuza dahi merhamet hissedemez hale gelmişsinizdir. Hisleriniz yoktur artık sürünün eli ayağı haline gelmişsinizdir.

Bugün sürüleşmenin yeni kavramlarla tesis edildiğini ve bu kavramların toplumun bütün katmanlarına yayıldığını görüyoruz. Sürüye dâhil olan bireyler hâkim sistemin kontrolü altında ve işaret edilen yere doğru bilinçsizce akıyorlar. Sistem görme yetilerini kaybetmiş olan bu kalabalıkları destekliyor ve bir araç olarak kullanıyor… Sistem sürüye dâhil olan bireyleri kimi zaman meydanlara döküyor, kimi zaman savaşa, şiddete yönlendiriyor kimi zaman da halkların uyanışını önlemek için kullanıyor. Bilinçsiz kalabalıklar insanların nasıl giyinecekleri, nasıl beslenecekleri ve nasıl eğlenecekleri konusunda yönlendiren bir güce dönüşüyor ve tüketim çarkının devamını sağlıyor.

Kur’an’da En’am Suresi 165. ayetinde, “Yeryüzünde yaşamakta olan insanların çoğunluğuna uyacak olursan seni Allah’ın yolundan saptırırlar” buyrulur ve sürüleşmenin getirdiği tehlikeye işaret edilir. Hz. Peygamber insanların sürüleşmenin getirdiği tehlike konusunda farkındalık elde edebilmeleri için hayatının sonuna kadar çalışmış ve bir sevgi medeniyeti inşa etmiştir.

Sürüye dâhil olan kişilerin zihinsel gerçekleri yoktur, fiziksel tezahürleri vardır ve çoğu zaman niçin bir araya geldiklerinin farkında değillerdir. Öndekileri takip eder ve kalabalıklara kimi zaman evlerinde kimi zaman stadyumlarda kimi zaman meydanlarda tabi olurlar. Ve herkes ne yapıyorsa ben de onu yapıyorum deyip vicdanlarını sustururlar… Bu kişi artık bireysel anlamda varlığını hissedemez hale gelmiş ve edilgen bir varlığa dönüşmüştür. Sürü nereye akıyorsa oraya doğru akmaktadır.