Gelişmeler gösteriyor ki, Suriye şimdilik ikiye bölünmüş durumda. Üçe bölünmesi ise sürpriz olmayacak. Sanıyorum Suriye’deki çatışmaları iki yılı aşkın bir süreden beri sadece seyretmekle yetinen güçlerin planı ve beklentisi de buydu. Yani Suriye’nin bölünmesi, ufalanması.
Aslında ‘Arap Baharı’ diye takdim edilen gelişmelerin hedefinin demokrasi olmadığı, bölge üzerine bir takım planları uygulamaya koyan ABD, İngiltere-Siyonizm ortaklığının gizlenen hedefinin bölgemizdeki bazı ülkeleri bölüp parçalamak olduğu biliniyordu. Arap Baharı ile İslam ülkelerine demokrasi geleceği, olayların bölge ülkeleri halklarının kendi başlarına başlattıkları bir eylem olarak takdim edilmesine inananlar bir takım saflar ile ABD-Siyonizm ortaklığının gönüllü şakşakçılarından başkaları değildi.
Suriyeli muhaliflerin hafta başında İstanbul’da geçici hükmet kurduklarını açıklamalarının ardından PKK’nın Suriye’deki uzantısı olarak takdim edilen PYD ile diğer bazı Kürt partilerinin Kuzey Suriye’de Kurucu Meclis oluşturduklarını açıklamalarını başka türlü değerlendirmek sanıyorum doğru olmaz. Kuzey Suriye’de oluşturulduğu açıklanan Kurucu Meclis’te PYD ile birlikte bazı Kürt oluşumları da yer alırken, Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi ile ilişkide olan Suriye’deki bazı Kürt gruplar Barzani’nin tepkisini çekmemek için oluşumda yer almadılar. PYD çatışmaların başında Esad güçlerine karşı bir mücadelenin içinde görünürken, daha sonra Esad ile Kuzey Suriye’nin kendilerine bırakılması hususunda anlaşarak Esad güçleri ile birlikte El Kaide ile mücadele ediyormuş görüntüsü altında muhalefet güçlerine karşı çatışmanın içinde yer aldılar. Elbette böyle bir anlaşmaya özellikle Esad’ın muhalif güçleri bölmek ve zayıflatmak adına mecbur kaldığını söylemek mümkün. Ama her ne olursa olsun Suriye’nin adım adım bölünmeye gittiğini söylemek yanlış olmaz.
PYD’nin oluşturulduğunu açıkladığı Kurucu Meclis’in önümüzdeki günlerde geçici bir yönetim ilan edeceği de gelen haberler arasında. Yani, bir yandan Esad’a karşı mücadele veren muhaliflerin oluşturduğu geçici hükümet öbür yanda Kuzey Suriye’de oluşturulan Kurucu Meclis’e ilaveten Esad’ın sürdürdüğü yönetim de dikkate alınırsa Suriye şimdiden üçe bölünmüş görünüyor. Bu bölünmeler ileride nasıl bir şekil alacaktır, kimler kimlerle birleşecek şimdiden söylemek mümkün olmamakla birlikte kesin olan şey Suriye hızlı bir parçalanma sürecindedir. ABD ve yandaşlarının da istediği de bu olduğuna göre süreç bu isteğe uygun devam ediyor.
Peki Barzani’nin Türkiye ziyareti ile Kuzey Suriye’deki gelişmeler arasında bir bağlantı var mıdır Düne kadar Suriye, Türkiye ve İran Kürtlerini tek çatı altında toplamak hedefini Barzani terk mi etmiştir Ya da ABD, İngiltere ve Siyonist birliği Büyük Kürdistan planını uyulamadan çekmiş midir Çekildiğini söylemek yanlış olur. Belki şimdilik böyle görüntü verilmeye çalışılıyor. Barzani’nin Büyük Kürdistan liderliği hayalinden vazgeçtiğini düşünmüyorum. Düşünülmesini de gerçekçi bulmuyorum. Hâlâ PKK’nın ana karargahının Kuzey Irak’ta olduğu düşünülürse, aksini düşünmek de gerçekçi olmaz. Bu noktada Barzani’nin Diyarbakır’a gelmesinin ‘Çözüm Süreci’ne katkı yapacağını düşünmek ve topluma böyle takdim etmenin de sağlıklı bir yaklaşım olmayacağını, tarafların şartlara göre birbirlerini idare etmeye çalıştıklarını söylemek yanlış olmayacaktır.
Türkiye’nin uzun yıllar Kuzey Irak’ta bir oluşuma taraftar olmadığı açıklanmış olmasına rağmen Irak’ın işgalinin arkasından ortaya çıkan yeni durum karşısında fazla bir direnç gösterememiş, bununda ötesinde zaman zaman Irak yönetimi bir kenara itilerek Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi ile bağımsız bir devlet gibi temas kurmak zorunda bırakılmıştır.