Suriye nin
geleceği düşünülüyor, konuşuluyor, yazılıyor, projelendiriliyor, planlanıyor,
uygulanıyor ve son olarak yüzbinlerin ölümüne, milyonların tehcirine sebebiyet
veren savaş başlatıldı, hâlen de sürdürülüyor Savaş sınırlarımızda Dış
politikamız tam bir çıkmazda Hükümet ve muhalefet bugüne kadar ne yaptığını
bilmez durumda Dünya ve ülkemiz, Suriye sorunu başta olmak üzere, sorunlara
çare ve çözüm üretme açısında acınacak durumda, tam bir dibe vurmuşluk ve
perişanlık söz konusu
Bu kadarcık
tesbit ve teşhis yeterli olsun.
Şimdi de
tedavi, çare ve çözümler üzerinde duralım.
Dünyada ve
bölgemizde bugün cereyan etmekte olan savaş, faizci tekel sömürü sermayesi ile
etkin devletler arasındaki savaştır. Sömürü sermeyesi etkin devletlere karşı
mağlup olacak ama bu arada etkin devletler de askeri üstünlüklerini
kaybedeceklerdir.
Birleşmiş
Milletler denen ucube İnsanlık adı altında değişecek, bu birliğin ve birlikteliğin
parlamentosu olacak, bu parlamentoyu dünya üzerinde kurulu barışçı
devletlerdeki üniversitelerin rektörleri tarafından atanan ilim adamları
oluşturacaktır. Rektörler halkın biatı ile rektör olacak, kendileri aynı
zamanda ülkelerinde ilmî dayanışma ortaklıklarının sorumluları olacaklardır.
Bu gibi bazı detayları daha önce bu köşede yazdık.
İnsanlık
Parlamentosu, insanlığa ait yasaları oluşturacak, bu yasalar insanlığa ait
yerlerde uygulanacak, ulusların ülkelerinde geçerli olmayacaktır. Yeryüzü Güney
Amerika, Kuzey Amerika, Afrika, Avrupa, Çin, Hindistan, Avustralya ve Adalar
olmak üzere 7 topluluğa ayrılacaktır. Bunlar Avrupa Birliği ne değil, Avrupa
Topluluğu na benzeyen topluluklar oluşturacaklardır. Türkiye ve Suriye nin
bulunduğu Ortadoğu nun kaderi henüz tam olarak belli değildir. Şimdilik
düşünülebilecek iki çözüm vardır.
1- Türkiye,
İran, Arabistan, Rusya, Irak, Suriye ve bölgedeki diğer ülkelerin katıldığı bu
gruba Sibirya ve Orta Asya da dâhil olacak ve dünyadaki sekizinci topluluk
oluşacaktır.
2- Yahut Ural
Dağları, Hazar Denizi, Gürcistan ile bölünmüş ve merkezi İstanbul olan Doğu
Avrupa oluşacaktır.
Burada kritik
rolü oynayacak olan ülke Rusya dır. Rusya Sibirya yı bırakmak istemezse, İran
ve Türkiye ile anlaşarak bir Ortadoğu topluluğu kurabilir.
Bu iki
durumdan hangisi olursa olsun, Suriye ayrı bir ulus olarak devlet olmaya devam
edecek, Irak da ayrı devlet olarak varlığını sürdürecektir.
Mekke
insanlığın manevi merkezi olacak, İnsanlık Üniversitesi orada kurulacaktır.
İstanbul ise
insanlığın ekonomik merkezi olacaktır. Türkiye hükmeden devlet değil
hizmet eden devlet yani Adil (Ekonomik) Düzen örneği bir devlet olacaktır.
Suriye Arapça
konuşan bir İslâm devleti olacak, bağımsız olacaktır.
Geçmişte
yaptıklarımız, gelecekte olacakların habercisidir. Şöyle ki: 1960 larda İzmir
Akevler arazisini alıp kooperatifimizi kurduğumuz zaman hedefimiz bir sitede
İslâmî hayatı yaşamak idi. Bu hayırlı teşebbüsümüzün başlangıcından itibaren
beklemediğimiz olaylar oldu, hayal bile etmediğimiz gelişmeler gerçekleşti. 1)
Siz araziyi çok zor alabilirsiniz derlerken, bir ay içinde kooperatifi kurduk
ve İzmir Akevler Sitesi nin 47 yıldan beri var olduğu yirmi dönümlük araziyi
aldık. 2) O dönemde İzmir ve civarında var olan Nurcular ve Süleymancılar
teşebbüsümüzü desteklediler, kooperatifimize üye oldular, birden büyümeye başladık.
3) Ardından İzmir ve Ege Bölgesi nde ilk Millî Görüş partileri olan MNP ve
MSP nin kurucuları arasına katıldık, bölgedeki teşkilatlanmalara öncülük ettik.
4) İşte, bütün bu çalışmaların bereketiyle ADİL (EKONOMİK) DÜZEN projesi,
Akevler de bu çalışma ve teşebbüsler sayesinde hazırlanmıştır. Şimdi de
yıllardan beri İstanbul da Adil Düzene Göre İNSANLIK ANAYASASI başta olmak
üzere pek çok çalışmalar yapmaktayız...
Çok yakında
Türkiye de Adil (Ekonomik) Düzen i benimseyen bir parti iktidar olacak ve çok
yakında insanlık Adil Düzen Anayasası nı fevc fevc kabul edecek, Suriye sorunu başta olmak üzere sorunlar
böyle çözülecek, Arap Baharı böyle gerçekleşecektir.