SURİYE DE iç savaş başlamasının ardından ülkemiz büyük
bir göçe maruz kaldı. Ülkelerindeki çatışmalardan kaçan Suriyeliler büyük
ölçüde ülkemize yöneldiler. İnsanımız ülkelerinden kaçan bu insanlara muhacir
muamelesi yaparak kucak açtı, her türlü ihtiyaçlarını karşılamak üzere harekete
geçti. Başta devlet olarak kucak açılması insanımızın darda kalanın yanında
olma duygusu ile birleşince Suriyeliler için Türkiye ikinci bir vatan haline
geldi. İş bulanlar çalışmaya, maddi durumu biraz iyi olanlar iş kurmaya başladılar.
Bu arada, mültecilerin sayısı milyonlarla ifade edilir hale gelince gelenleri
belli noktalarda oluşturulan kamplarda tutmak mümkün olmadı. Sonuçta ülkemizin
her köşesi Suriyeli mülteci akınına uğradı. Kısa sürede iki milyonu aşkın
insanın gelmiş olması beraberinde bazı sorunları da getirdi. Ama özellikle
Suriyelilerin zaruri ihtiyaçlarının karşılandığını, can güvenliğinin
sağlandığını söylemek gerekir. Hatta Suriye de çatışmaların bir an evvel
bitmesi ile muhacirlerin ülkelerine geri dönmeleri beklenirken Suriye de
istenen barış maalesef bir türlü sağlanamadı/sağlanmadı. Çünkü Irak ve Yemen
gibi Suriye yi de karıştıran sömürgeci güçler istedikleri sonuca ulaşamamış
olacaklar ki Suriye de karmaşanın bitmesini sağlayacak adımı bir türlü
atmadılar.
Ne var ki; barışın bir türlü sağlanamaması,
sınırlarımızda sıcak çatışmaların devam etmesi neticesinde ülkemize göçlerin
devam etmesi Türkiye nin altından kalkmasını zorlaştırmaya başladı. Buna
karşılık özellikle BM ve diğer uluslararası kuruluşlar ile Batılı ülkeler
Suriye den çeşitli ülkelere göç eden muhacirlere karşı duyarsızlıklarını
sürdürdüler. Akdeniz ve Ege de Avrupa ya ulaşmak için hayatını kaybeden
binlerce insan bile harekete geçmeleri için yeterli olmadı. Avrupa nın bu
duyarsızlığını anlamaya çalışırken birden bire ülkemizdeki Suriyelilerde
Avrupa ya ulaşmak üzere bir hareketlenme başladı. Ancak, yurdun çeşitli
köşelerinden mülteciler önce İstanbul Otogarı nda toplanmaya oradan da
Edirne ye gitmeye başladılar. Ne oldu da Avrupa kapılarını Suriye ve Afrika dan
gelenlere kapattığını açıkladığı bir noktada bu defa Türkiye deki Suriyeliler
Avrupa kapısını zorlamaya başladılar. Bilinen husus Merkel in 800 bin Suriyeli
mülteciyi kabul edeceklerini açıkladığı yönünde sanal âlemde haberlerin çıktığı
idi. Bu haberlerin gerçek olmadığı Merkel in yaptığı açıklama ile anlaşıldı.
Belli ki, birileri Türkiye deki Suriyelileri Avrupa ya
yönlendirmek, belki Avrupalıları köşeye sıkıştırmak için harekete geçmişlerdi.
Görünen o ki, ne olursa olsun Suriyeli mülteciler ne teknelerle ne de karadan
Avrupa ya geçebilmiş değiller. Çünkü Türkiye deki hareketlenmeye kadar
Macaristan üzerinden Avrupa ya geçilebilirken şimdilerde o kapıda kapanmış
bulunuyor.
Peki, özellikle Macaristan da mültecilerin yaşadığı
acılar, çektiği çileler tüm dünyanın gözü önünde cereyan ederken Almanya,
Fransa, gibi ülkelerin yöneticileri utandılar, vicdan muhasebesi yapma ihtiyacı
duydular mı Bu soruya evet demek mümkün değil. Yine mülteciler ya botlarla
Avrupa kıyılarına ulaşmaya çalışıyor, hayatta kalarak ulaşabilenler ise umut
ettikleri hayata ulaşamıyorlar. Bu arada ülkemizdeki mülteciler de yetersizde
olsa oluşturulmuş olan yaşantılarını da terk ederek sokaklarda yatmaya, açık
alanlarda beklemeye başladılar. Kısacası, birileri Almanya 800 bin muhacir
alacak yalanı ile insanları hareketlendirerek sahip oldukları yaşantıyı da
tehlikeye attılar.